| ŞİMDİ HANGİ KANUN CESARET EDEBİLİR Kİ; SENİ BENDEN ALMAYA... |
|
|
|
| Yazar Burcu Ege | ||||
| Monday, 31 August 2009 | ||||
|
Sen beni bulduğun zaman; ben çok fazla kalabalıktım. Alçıyla boyanmıştı zihnimdeki bütün yüzler, İçimdeki melek çıplak, omuzlarımdaki ise kanatsızdı. Hoyratça dokunuyordum her şeye, elimin değdiği her yerde şeytanın ayak izi… Avuç içlerimden taşıyordu yalnızlıklar, Her elimin altında birer kadeh ve kadehler dolusu yalnızlık, Sadece üstlerinde birer dudak payı, Her birinde, diğerine benzemeyen dudak izleri… Hani çok eskiden yaşadığın bir aşk vardır, yarım kalmış, anı olmuş, hep acı vermiştir. Aklına geldikçe bazen iç çekmiş, bazen gülümsemişsindir. İşte böyle bir şeydi sana karşı hissettiklerim. Oysa seni daha önce hiç tanımamıştım, görmemiştim. Kısa sürede nasıl da gelip yerleşmiştin hayatıma. Öyle içten, öyle yakın, öyle samimi, öyle sıcak… Yeniden sahte olmayan gülücükler saçıyordum hayata. Daha sıkı sarılmak, daha derin yaşamak, daha uzun soluklanmak istiyordum. Rüyalarım kabuslarla bölünerek uyanmıyordum seni tanıdığımdan beri. İçimdeki kız çocuğu her sabah saçlarını örüyor, uçlarına boncuklar takıyordu. Kahkahaları karışıyordu, rüzgarda uçuşan saçlarının ucundaki boncuk seslerine… Tren altında unutulmuş hayatları yaşayan insanlardan biri olmamıştık hiçbir zaman. Kan içinde kalsa da her yanımız, biz pıhtılaşan kesiklerimizden yeniden doğmuştuk. Ve kutlama üzerine kutlama yaşamıştı tenlerimiz. Vücudumuzdaki yarıklara, kesiklere bakmadan; onların rengindeki şarabı içip, tüketmiştik. Sabahlara kadar süren kutsal ayinleri yaşar gibi… Seninleydim artık, sendeydim. Sıkıca sarılmıştın bedenime. Hiçbir kanun cesaret edemeyecekti, beni senden almaya. İçimdeki çıplak melek üşümüyordu artık; omuzlarımdakinin kanatlarını da tamir etmiştin. Sırtındaki kan izlerinin yerinde bir çift kanat. Senaryo değildi bu, kurgu hiç değil; bizim için yazılmış bir yazı. Mürekkebin dağılarak, yazılanları kapatmasına izin vermeyeceğimiz. İkimizi anlatan şekiller çiz şimdi bedenime. Bırak siyah tenimin üzerinde saltolar atsın. Ve senin yeniden şekillendirdiğin tenime; ilk defa gördüğün bir esere dokunur gibi dokun. Paslanmış bir kadın sesi fon olsun yaşadığımız her şeye. Her gece, ilk defa sevişir gibi… Burcu... Favori olarak ekle (21) | Görüntüleme sayısı: 566
1. 04-09-2009 16:52 Kalabalık zaten çokluğu ifade ettiğinden giriş cümlenizde anlatım bozukluğu var. "çok fazla" cümlede fazladan. Her elimin altında diye başlayan cümlenizi "ellerimin altında" diye okumak daha kolay. İçimdeki melek çıplak, omuzlarımdaki melek ise kanatsızdı diye yazarsak, cümledeki anlatım bozukluğunu düzeltebiliriz. Yazıdaki bu aksaklıklar bile hislerinizi anlamama engel olmadı. Aşk bu değil mi? Aşk... 2. 11-09-2009 15:44 hımmm.. Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




.jpg)


