Menu Content/Inhalt
Güverte arrow eskizler arrow şiirler arrow yap-boz-yap

üye girişi


yap-boz-yap PDF Yazdır E-posta
Yazar ibrahim kabahaliloğlu   
Monday, 27 July 2009

“Yollar kesişmesi gerektiği zamanda kesişir.

İlerlediğin bir yerde,

Olması gereken bir zamanda,

Bir kapıdan geçer yol.

Açılması gerektiği kadar açılır kapı,

Geçmesi gerektiği kadar parça geçer kapıdan.

Fazlası için uğraşmak zarar!

Zamanı dolduğunda

Yok olur kapı,

Yol devam eder…”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

...

“kuru bir ağaç kökünde,
büyüyememiş bir mantar,
Musluktan damlayamamış bir damla su,
Ciğerlere hiç gitmemiş bir yudum hava,
Hiçbir oltaya takılamamış bir solucan,
Çırpılmamış kanatlar,
Oynamamış dudaklar,
Koşmamış bacaklar,
Ve atmamış yürekler…
Zihnin uçurduğu tüm şiirler
Yürek sızlatan tüm sihirler..”
...

“kopmaya yakın bir beden,
hissedemiyor acı anışları.
Balıktan kurtulan bir olta gibi,
Yerçekimsiz ortamdan süzülen bir yaprak gibi,
Ağar ağar çekildi beyazlığın yüzeyine.
Tutunacak kol, bacak yoktu artık!
Bir rüya gibi
Kurguları yaşatacaktı artık onun hayatını…”
...

“köklerini salmış toprağa bir çiçek,
suyu ne fazla ne az.
Fakat zorla duruyor ayakta,
Kuruyan yaprakları dökülmüyor,
Güneş hayat değil ölüm veriyor…”
...

“Gerçeklerine daldığı hayallerini mi yaşıyordu,
yoksa hayallerinin dolduğu gerçekliğini mi…
ne varsa gerçek olan, bedenine dolanan,
hiç birini duymuyordu hayallerle koşan!”
 

“bahar çiçekleri kovalayacak sığırcıkları bu kez,
gecenin öfkesi dağıldığından güneşe,
bir örtü serilecek gündüzün üzerine.
Tüm bedenler bilinçsizce ötüşecek örtüde.
Her şeyden habersizken
Bir pencereye tutunmuş düşecek yer yüzüne
Habersizlerden haberlice…
Gizlilerden gizlice…
Dillilerden dilsizce bir kelam yükselecek
Tutup indirecek onu düştüğü yerden.
Çakan şimşekler kamaştıracak gözleri
Bilinmeden göremeyecek onu kimsenin sözleri.
Bir taş parçasının içine yerleşecek
Ve bu taş bir binayı temelleyecek
Yükselecek, düştüğü yere kadar gökyüzünde.
Her parça toplandığından
Anında belirecek bu yapı dağların arasından.
Bir ağaç gibi, alacağı şekil belirsiz
Her bakışın yetiştiği bir beden fakat biçimsiz.
Yükselen her anlamı barındıracak içinde.
Gözler üzerinde olacak onun;
Her söz söyleyişinde,
Yükselemediğinde yaprakları, eğilecekler yere
Ve her beden çürütecek onu bu yükselişle.
Sonsuza kalacak hiçbir an’a mahkum olmayacak
Bir an yok olacak bu görkem hislice.
Nefeslerine alınamayan bir ortamda hava olacak
Hayat doğuracak bir damla nemi içinde barındıracak,
Bu yüzden bir beden daima ruhsuz dolaşacak,
Arayışından olacak, her an saçmalayacak
İşte bu yüzden, anladığı asla anlaşılamayacak.
Onunla tüm kurallar alt üst olacak!”
...

“son kez,
iki dudak arasında iki bacağa uzanacak sözleri.
Ve belli,
İki bacak yürütecek o gözleri.
Ne durmak ne görmek sebepli
Sadece duymak yetiyor bu sesleri.
Tıkanan nefesler çözüm değil ölmeye,
Ölmek çare değil bu gecenin bitişine,
Çünkü onun sesi var her yerde.
Bu bütünlük parçalamaz asla kendini,
Böyle basit bir sebeple.
Gülüp geçilecek olanlar seçilecek
Bu gece sesler yine işitilecek
Bir bütünlük oluşturmayacak her konu bir anda toplanacak
Ne şiirlerle söylenecek bu sözler
Ne de başka bir adı kabullenecek.
Olan her şey bu sayede düğümlenecek,
Acı verecek sesler gözlerde nemlenecek,
Tüm yapılmışlar bu sayede netleşecek.
7’dir törpülenecek çember,
3 kez döndürülecek
ve bir teklikte bütünleşecek her şey.
O an geldiğinde görülecek tüm sözler
Bir daha asla gün ışığı görmeyecekler…”
...

“eğmiş bir ışık başını, yakıyor hayatını
geceler değil kendisi yapıyor karasını.
Gün ve gün her zaman dolanıyor, saçakları sallanıyor
Bu titremeler ki açtırıyor kollarını.
Her açışında kaçışanlar kollardan
Eridiklerinde tutacak kol bulamayacaklar.
Uzatmaya gerek yok sözleri,
Yeni noktaya çekildi çilelerin en güzeli…”
...

“ birbiri içine geçmiş balyalardan bir yaşam şekilleniyor, yoğrulan tenler sayesinde bu yaşam biçimleniyor…”
...

“dudaklarım doldu yağan dolulardan
gözlerim kokuştu olmuş olanlarda
burnum şişelerde saklı
yedidir olan bu olanlar
hayatımı bulandırdı bir üç’e
kurtulmak imkansız çırpınırken
bu güçle
gülünç bir durumda bütünledi bedeni
varacağı yer belli
koparacak bu ten tutulmuş elleri.”
...

“uyumak istiyorum ben! Uyumak.
Lütfen sarın gözlerimi kaya parçalarıyla,
Tutun ellerimi
Ve sarın bedenimi.
Görmüyor artık gözlerim
sebepli sebepsiz hiçbir şeyi.
Yalvarıyorum bana
Karartın gözlerimi
Tutun ellerimi
Sarıp yakın bedenimi.
Bir baca dumanından karışayım yine havaya
Ve beni bekletecek tüm yalvarışlara.
Karışayım yine yüreğimin savrulduğu
Ellerimin altındaki hayata.
Kasılıyor artık gözlerim
Bu yaşanılanlarla yaşlanmaya bulanıyor.
Kendimi harcamaktan kurudu köklerim.
Yalvarırım sarın beni
Bir yokluğa atın bedenimi.
Düştükçe parçalanacağım biliyorum
Törpülenen bedenime yalvaracağım
Yine ellerimi harcayacağım
Avazım çıktığı kadar bağırsam da
Hiç olmazsa son kez sesimi duyurayım.
Uyumak istiyorum sarın beni
Bağlayın gözlerimi
Tutun ellerimi
Yokluğa sarıp yakın bedenimi.”
...
...

Favori olarak ekle (27) | Görüntüleme sayısı: 429

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. 31-07-2009 12:35
Sadece susabilirim... 
 
Yüreğine kalemine ve tabiki yaşananlara sağlık... 
Hissettirdiğin için teşekkürler... 
 
 
Sevgiyle...
Yazan gamze_atal (Kayıtlı)
2. 11-08-2009 14:54
uyumak istiyorum sarın beni"ler duyulmalı her daim..ve sarılmalı.. itinayla uyunmalı ondan sonra...
Yazan minna (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 345
Ezkizler: 1007
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 906873

Liman

166785454.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com