Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

    masal, hüznün kavuğuna sığınmış
    usulca suya değiyor parmakları
    inan, gecenin bizden alacağı çok.
    çünkü kimse kimsenin birşeyi olmuyor bu masalda
    ya da kimse kimseye bir uçurum ısmarlamıyor;
    nilüfere doğru ince, nazik adımlar.



    ben, artık birileri için atmayan bir kalbe sığdırdım kendimi.
    ansızın, ölü şehirleri kucakladı musalla taşının üzerinde,
    gözünden, yüreğinden geçmiş acemi adamlar.
    görülen son düş,
    yaralı bir çocuğun o renksiz silüetine ait.
    bir ömrün sanık sandalyesine oturunca deniz çok uzak güzelim.
    ufkun oluyor orada mağdur.
    artık en yakının, bir kaç yalancı şahit.


    martı, yorgun bir deniz sığdıramıyor ağzına.



    sessizlik, çoğu zaman geçici heveslerin en tepesinden bırakmaktır kendini kalabalığa.
    bazen bir meleği hissetmek kadar kıymetli,
    bazen yürek çölünde içi sevda dolu bir matara bulmak.
    bir bulut düşün, kuşları aforoz edilmiş.
    oradaydım.
    yoktun.
    sen o zaman, ömrüme sallandırılmış üzümlerde yeşil bir salkımdın...
    gözleri kapalı bir gökyüzü evlat edindim sessizliğime.


    an gelir, gece şehre iner.
    üzerinde davetsiz bir misafir şıklığı.
    aslında o karanlıkta sen, çoktan başımdan gitmiş aklımdın.
    bilek değil mi bu!
    oda karanlıkta en az göz kadar büyür ve kanar;
    geçmişimin elinde koz olarak, tek sen kaldın.

    şimdi sessizce kalkarken bu cenaze yüreğimden,
    bulaşmış bir suç olacak ellerime,
    o, telaffuzuna korktuğum, söylerken tir tir titrediğim adın.

    Tek ortağım yine martılar.

     

    şşş...
    şimdi ölürken sessiz ol;
    çünkü biliyorum; birgün bir martı, kendini dipli uçurumlara da salar.

    ...

    dilsiz başlayan masallar kalpsiz bitermiş
    ve bu da bitti.
    kayalara sinmiş ılık, mavi bir Nisan yaladı dalgalar.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

     

    *Mutluluk Filmine ve düşleri kanatılan tüm Meryem'lere...


    Tanrıdan yeni kopmuş gibiydim,tertemizdim…


    Acı bir deneyimi yeniden yaşamak gibiydi her tensel temas
    Severek bozduğum aşk oyununun
    Alkolik ruhlara sevdalı,
    Ağzı alkol kokan kadınlara hayran adamı
    Belki de ben sana göre kirlenmek için fazla temizdim
    Tüm ahlâksızlığını upuzun cümlelerinle aklamaya çalışırken
    En masum düşlerimi tarıyordun,
    Bilmiyordun…


    Artık Beyoğlu’nda rimeli akmış fahişe gibi sarsaktı zaman…


    Ruhumun aşkla seviştiği adam
    İlk heyecanım
    Hızlanan nefes alışlarım
    Anlamsız tatmin olma çabalarım.
    Sen bir kız çocuğunu kadın etmeye çalışırken
    Derinlerimdeki ıslaklıkta kaydırıyordun sertleşmiş düşlerini
    Bilmiyordun…
    Sana göre erkekliğinin temsilcisi kadınlığımdaydı yalnızca
    Silüetimin acıyla kıvranan hıçkırıklarına inat
    Sıcaklığıma boşalıyordu biriktirdiklerin
    Sert,şehvetli
    Oysa gözyaşlarıyla altından bir kız çocuğu kayıp gidiyordu
    Gözyaşları kadar kadın oluyordu
    Bilmiyordun…


    Aşkta kör değilim artık,pratik vedalar düşlüyorum,ölüm gibi örneğin…

    Ölümü oyalarım ben,şimdi sen kaç
    Senin için de boğulurum kırmızımda
    Sırtını okşar gibi okşarken ellerim sessizliği
    İntihara meyleden acılarımla beklerim ben
    Bembeyaz çarşaftaki kan lekesi gibi
    Hiç düşüme dokunmamışken,ağzının kenarındaki gülüş
    İyisi mi gitme,lafını bile etme sen
    Gidersen kirlenirim adam
    Gidersen
    Kirlenirim!

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler


    İki şehir değildi uzaklığımız,
    Uzaklığımız "biz"dik sevgili.
    Aynı yasaklara farklı zamanlarda yakalanmıştık
    Sen orda,ben burda
    Ortak suçlarla yargılandık.
    O halde bir "biz" olmalıydı...

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Sona kalan ne varsa hayatımda
    Tüm duygularım ertelenen, bekletilen
    Hepsini açtım, serdim gözlerinin önüne

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    sevgililer kan taşıyor şimdi damarlarımdan,
    sevdanın hamamlarına.

    Devamını oku...

SOLUDUĞUM NEFESLE İÇİME DOLARKEN YÜREĞİN, BİR ŞİMALİN PARILTISINDA ZİHNİM UYUŞUYORDU& PDF Yazdır E-posta
Yazar GAMZE ATAL   
Thursday, 09 July 2009

Hayli geçkin çizgiler, debelenirken ruhumda; kaçak duygularım bir aşağı bir yukarı volta atarken, bedenim eşikte bekliyordu.

Vasati birkaç saat içinde, beyaz koridorun sonunda, aralanacak kapının ardından şecerenamem elime verilecekti.

İçeriden gelen seslerin, aykırı soluk alıp vermesinden iyiden iyiye işkillenirken; üzerime üşüşen, yoğun yalnızlığın sinikliğini de katıp içime, küçük bir pencereden gökyüzüne dokunmaya başlamıştım.

Rutubet ve küf kokan bu odada, kelâmlarımın, gökle olan işveli muhabbeti, dokunaklı bir hâl almıştı. Uzun zamandır, minik çerçeveler içine yerleştirdiğim yaşamımın kıvrımlarını gören bulutlar, bakışlarımdaki sığlığın sebebini sormaktan çekinmişlerdi, hissetmiştim.

Talan edilmesin diye çok defa ruhumu inzivaya çekerken, dönüp dolaşıp bir uçurtma misali kendime sığınıyordum.

Yine, aynı şeyi yapıyordum. Çocukluğum, sarmallar halinde çoraklaşan geçmiş zaman merdivenlerinden paytak adımlarla iniyordu.

Yıldızların gökyüzündeki tedirgin dalgalanmasıyla oyunlar oynarken ve sığınakçı düşlerim, hiç uykudan uyanmayacak sanırken, olanca hızıyla geçip gitmişti, iradesini kaybeden zaman...

Akabinde ise dokunulmaz bir içgüdüyle yazgım çizilmişti.

Ara sokaklardaki ıslığıma, durağan rüzgâr çıngırağı eşlik etmeye başlamıştı.

Ilıman bir güney esintisinin tatlı sert tavrıyla, gözü karanlık ruhuma seni kabul ederken, sessizliğinin; baştan çıkarıcılığının, yarım asırlık hüzünlerle beni cezp edeceğini nereden bilebilirdim.

Hıçkıran, ayaz gecenin huzuruna çöreklenen, bir balıkçı teknesi getirmişti seni bana…

Uzaklardan ağır ağır çok sesli bir akisle yanaşırken sahile, kör bir düğümle sükût ediyordu, öteleyemediğim sırdaş yalnızlığım…

Gözlerime çöken gölgenin, farkına vardığından olsa gerek, acemi bir tebessümle karanlık yaslarını anons ettiğinde, sılada unuttuğum yüreğimi, istila etmiştin.

Rıhtımdaki varlığının serinliği, virane sessizliğime vurduğunda feleğim şaştı.

Yüreğin, soluduğum nefesle içime dolarken; sözlerinin etkisi bir şimalin parıltısında zihnimi uyuşturdu.

Uzayan bakışlarınla günah çıkartıp, sensiz an’ları devirirken, yokluğuna akan vakitler, sanki tafra yapıyor ve bunca zaman bir başına bırakılmışlığından muzdarip, kaba saba bir başkaldırıyla, küfürler savuruyordu.

Sen, varlığın külliyatına işlenmiş büyülü bir esrarın çığlığıydın…

Uzun yıllar boyunca katmer katmer artan yalnızlığımda, sanki hep vardın.

Hiç bilmediğim yanımdın.

Sessizliğim ardındaki gam seline yağan ve yakarışlarım üzerindeki tahribatı sarıp sarmalayan, adı konmayan bir mevsimden esen; selen meltemiydin.

Çılgınca akan bir şelalenin gölgesinde, hep uzaklardan seyre daldığım ışık huzmesiydin.

Aklanmıştı yaslarım, yüreğinin dalgın akıntısına kaptırmıştım kendimi…

Yüreklerimize, sıradanlıktan çok uzak bir haz bulaşmıştı.

Her gün batımında kıyılarımıza dokunan denizin, efsunlu salıncağında, geceye aryalar armağan ederken, dalgalar ile göğün sır dolu aşkını anlatırdın.

Sonra, geceyi efkâr basardı. Sen dur durak bilmezdin.

Üzerimize yapışan kahır dolu boşluklara, etrafımızda dolanıp duran kahkahalarımızı çağırır, düşlerimizi allayıp pullasın diye, yıldızlarla işbirliği yapardın.

Sesinin ruhuma dokunuşunu, kavruk yalnızlığıma her daim iliklemek istiyordum.

Yüreğimin çatısındaki köhne köşelerden seni uzak tutup, izahı olmayan bir döngüyle zincirlerle bağlanmışken; kayan zamanın miladını birden bire doldurmasından korkuyordum.

Ruhlarımızdaki geçmiş vakitlere ait kırıklıkları ise her daim kolaçan ediyor ve içimizdeki sökükleri ardımıza bakmadan kundaklıyordum.

Senin haberin yoktu…

Bir rüzgâr esti, kehribara bulanan bir akşam vakti...

Aniden açılan kapının ardında, gidişin olduğunu bilmiyordum.

Umutlarımın karanlığa düştüğü yollarda imzasız bir veda mektubuyla yitirirken seni, kurşun yemişti çaresizliğim…

Boy veren isyanlarım, metanetli davranamazken, iç geçiren sessizliğimin ardından; kopmaya başlamıştı, kızılca kıyamet…

Yoksunluğunun çığlığı, kıyıdan esmeye başladığında, ben hâlâ kaybına inanmak istemiyor ve kuytu bir köşede gelişini gözetleyen kimsesizliğimle duâ’lar gönderiyordum. Tanrıya…

Arada kaç zaman devrildi, kaç mevsim geçti.

Gidişinin ertesinde, maviyle dost, okyanusla sırdaş ve geceyle berduş olurken; yakamozla dalgalara, dalgın notasız ezgiler gönderdim.

Buğulu bir hıçkırık, boğazlarken sensizliği; hayli gergin acılarıma düğüm üzerine düğüm atarken, kendimle baş edemez oldum.

O gün bu gündür…

Kör bir tünelde asılı kalıyor bakışlarım, boşlukta yalpalanıyor.

Sessizliğimin, gıcırdamaları duyuluyor.

Kapı eşiğinde bir kız çocuğu, darağacında sallanıyor.

O gün bu gündür...

Martılar malum, sensizliğin kıyılarına uğramıyor.

Anılarla yetinmeyen düşlerim, ‘’sen’’ diye sayıklıyor.

O gün bu gündür…

Beyaz koridorlar arasında, gözyaşlarım bin parçaya bölünüyor.

Kollarım bağlanıyor, çığlıklarıma kilit vuruluyor.

Kim bilir kaç asır sürecek yokluğuna alışmam için,

Ruhuma, yüksek dozajlı iğneler batırılıyor.

O gün bu gündür…

Kırışık siyah gece, gitmiyor karabasanlarımdan…

O gün bu gündür…

Okyanus sevdalısı ruhuna, bizi anlatıyorum.

Beyaz koridorlar ardından…

GAMZE ATAL…06/07/2009


Favori olarak ekle (26) | Görüntüleme sayısı: 615

Yorumlar (11)
RSS yorumları
1. 13-07-2009 11:13
Sevgili Gamze, 
Sana demişler ki;"ağır yazıyorsun." Ağırlık iç dünyanın derinliğinde ve bu derinlik tabii ki kalemine bulaşacak. Seni ağır diye eleştirenlerin içlerri hafifse neylesin kalem. Bence biraz daha fazla kitap, yazı, şiir, felsefe okusun seni eleştirenler. Senin tarzın bu. Her okuyucuya göre kalem değiştiremezsin ki. Bildiğin yoldan şaşma lâkin içinden gelirse arada bir bazı tümcelerini kısaltabilirsin. Uzun tümceler tatlı olsalar da okuyanı yorabilir. 
Dostluk her daim..
Yazan minna (Kayıtlı)
2. 13-07-2009 11:14
Fıstık gibi yazı..Daha ne?
Yazan minna (Kayıtlı)
3. 13-07-2009 13:15
Minna, canım... 
 
Gamze'nin yazısını ağır bulanların "felsefe" okumasını tembihlemişsin. Ben bir felsefe ilgilisiyim. Bu yazıyı felsefeyle nasıl ilişkilendirebileceğini merak ettim. Benim için bunu yapabilir misin rica etsem.
Yazan Mystique (Kayıtlı)
4. 13-07-2009 22:09
İçinde birşeyler saklayan bir yazıttı... Sevgiler.
Yazan Pardus (Kayıtlı)
5. 17-07-2009 13:04
İlgi ve özeniniz için teşekkür ederim. 
 
Sevgiyle...
Yazan gamze_atal (Kayıtlı)
6. 22-07-2009 11:06
mystquem, 
gamzenin bu yazısının felsefe ile ilgisini değil okumayı bilmeyenlerin felsefe ile ilgilenmelerini, felsefe ağırlığını görmelerini önermek istedim...gamzenin yazısı gayet güzel..hem ağır olsa ne olacak...ağırlığı taşıyabilen insanlar okur...ağırlığı taşıyanlar da zaten okumayla ilgili olanlardır..felsefe okumalara yorum getirmekte insana ufuk açıyor..ufukları genişlesin diye bunu şunu okusun felsefe okusun dedim...okusun bişeyler işte dedim...yanlış mı dedim...:) 
gamzenin yazılarında içselleşmelerin kaleme hüzünle bal gibi akarak damlıyor...ben bu tadı seviyorum... 
sevgi her daim...
Yazan minna (Kayıtlı)
7. 22-07-2009 11:10
biraz karmaşık yazmışım..anca toparlayabildim düşüncelerimi..
Yazan minna (Kayıtlı)
8. 22-07-2009 12:04
Minnacım ve Mystquem 
 
Bilirsiniz kalem bu, durdurak bilmez akar gider... 
Hele ben gibi, kalemi tutunuş kabul etmiş ve kelimelere kara sevdalı birinin duygularını en iyi sizler anlarsınız. Hepitopu kaç kişiyiz şurda.  
Çok değer verdiğim bir yazar ağabeyimin bir sözü aklıma geldi şimdi... '' iyi yada kötü, her kitap ve yazıyı okumalısın ki, iyinin sende bıraktığı izler, kötü olanla birleşince sende oluşan etkiler, her daim sana ışık tutacaktır'' demişti... 
 
Sizlerin yapmış olduğu her eleştiriyi kendime alıyorum. iyi yada kötü... Eleştirmek ve eleştirilmek inanın çok güzel. Yoksa nasıl kendimizi geliştirecegiz.. 
 
İyi ki varsınız, ve ben iyi ki sizleri tanıdım... 
 
Yürekleriniz dertlenmesin,  
 
Sevgiyle...
Yazan gamze_atal (Kayıtlı)
9. 23-07-2009 15:26
Sevgili Gamze ve Minna, 
 
Amcak ilk önce Minna:) 
 
Felsefe okumak yorum yapmayı geliştirebilir tabi. Ancak, evvela bu işin meraklısı olmak gerekir. Bu tamamen niyet işi bence. Foucault okusun adam, anlamadıktan sonra bir göz taramasından öteye gitmez iş.Ağırlığı taşıyanlar okumayla ilgilidir demişsin. İsmet Özel camia tarafından gelmiş geçmiş en iyi şairlerden biri olarak anılır. Öyledir, aksini iddia etmiyorum. Ben kimi severim? beni bağlayan bu sorunun cevabıdır. Sade, su gibi şeylerden de hoşlanır insan.Gelmiş geçmiş en iyi şairlerden birini okumaktan hoşlanmayışım, ne onu eksiltir ne beni. Böylesi bir yorum yapabilmek için takip etmek, gerekirse kıyaslamak gerekir.  
 
Gamze, 
 
Anlayışın, yazılarını yoruma açışın için çok sağol. 
 
Tekrar Gamze ve Minna, sevgiler :)
Yazan Mystique (Kayıtlı)
10. 27-12-2009 22:55
keşke kalemin olaydım yada parmak izlerin mükemmelsin her daim sevgiler saygılar.......79
Yazan 5079 (Kayıtlı)
11. 28-12-2009 13:40
Mystique 
Sevgiler benden olsun:))
Yazan minna (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 376
Ezkizler: 1065
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 1051412

Liman

028.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com