Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

    IŞIĞIN SONUNDAKİ TÜNEL

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    yazarlarımızdan türker a. 'nın şiir kitabı "kese kağıdına sarılı şeyler" iskenderiye yayınlarından çıktı, ustaya eyvallah diyorum tüm müdavimler adına.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Hayali'ye mektuplar

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

     

    Ertelenmekten toz tutmuştu duygularım
    çıkardım ruhumu, silkeledim

    kocaman elleriyle bana sahip olmaya çalışan
    ne kadar süslersem süsleyeyim
    çok çirkin bir duygu yalnızlık
    ayak izleri hala sıcak
    çok olmadı geçip gideli
    herşey okunduğu gibi yazılsa keşke

    hayallerimin üzerine karanfiller atmış
    mumlar yakıp matemini tutuyordum

    her hüzün arifesi bir cenaze töreni
    sükût-u ses makamında yükselen ilahiler
    tırmalarken kulakları
    siz düştünüz canımın orta yerine
    gözlerimde dolan hüznü siliyordunuz
    gölgemin yanına serilivermişti ya gölgeniz
    sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım

    daha ne kadar muhafaza edebilirdim
    aklımın tavan arasına sakladığım gerçekleri

    umutsuzluğun kıyısına bağdaş kurup oturmuş
    gün be gün uzayıp çoğalan soru işaretlerimi
    kesip atacak bir ustura dileniyordum
    bilincimin altında ezilen düşüncelerin kalabalığında
    bir adım atacak kadar düş yoktu
    gece kimden peydahlamıştı onca yıldızı
    ayın karanlık yüzü örterken bu günahı
    bir sırra bekçilik yapıyordu sessizlik
    siz aşktan bahsediyordunuz, umuttan
    şarkıları maviye boyamaktan
    ölü toprağı soğukluğundaki bakışlarımı ısıtmıştı ya sözleriniz
    sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım

    aklıma takılıp kalp odacıklarıma düşmüş
    müstehcen korkularıma vurduğum kilitleri açtım

    gökyüzü pürüzlü ve çirkindi günden güne
    ve yoktu hiçbir krem yaşlılığını geciktirecek
    ya da kendine saklıyor olmalıydı Tanrı
    sokağa çıkma yasağı koymuştum nefesime
    bedenim tahliyesini istiyorken ruhumun
    şiddetli geçimsizlik yaşadığım benliğimi
    yerin yedi kat dibine sürmüştüm içimden
    hiç konuşmayıp küstürdüğüm çiçeklere takılıyordu bazen gözlerim
    oysa gözyaşlarımla sulayıp can verebilirdim yeniden
    tırnaklarımı geçirip yırttığım hayalleri
    dikmekten bahsediyordunuz siz
    yalanlarla da olsa yapıştırmıştınız ya kırılan umudumu
    sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım

    mutsuzluk her yanıma bulaşmış
    rutubet kokuyordu hislerim

    her köşe başında bir züppe öldürdü
    inadına sevişip doğurduğum umutları
    her hali görmüştüm
    kalmadı başka hal görecek halim
    yaşamak kolaydı ölmeyi başarmak zor
    bir acıyı ancak bir başka acı unutturabiliyordu
    ve bir kaç kez ölmeden hayat değildi yaşanan
    ayın etrafında el ele tutuşmuş
    şarkı söyleyen yıldızları gösteriyordunuz siz
    oysa benim için yıldızlar bir günahın çocuklarıydı
    masallara inanmazdım
    vakt-i zamanında yenmişti elmalardan biri
    gökten düşecek üç elmayı beklerken

    beraber ölelim demiştiniz ya
    sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım

    yazılmayı beklemekten küf tutmuştu bu şiir
    söylemek istediklerim aslında bunlar değildi

    korktum; düşerseniz zamansızlığımdan
    kırılırdı sevinciniz, umudunuz incinir
    yazmayacağım ama olur da yazarsam bir gün
    bilin ki
    sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım

    söylemek istediklerim hiç söyleyemediklerim...


    Dilek Akın

    Albania '07

     

     

     

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    UMUTSUZCA ÜFLENEN MUM

    Her yıl kutlanan özel bir güne…

    Geçen yılı masaya yatırmış; elindeki neşterle sağını, solunu yararak inceliyordu. Düğüm düğüm olmuş politik damarlarını açmak için uğraşırken; ölümün ne anlama geldiğini bile bilmeden ölen çocukların yılın kalbinde açtığı yaraları incelerken; beyindeki ‘neden’ diye haykıran soruları çözmeye çalışırken; eski yılın bembeyaz saçlarının arasına sıkışmış şarapnel parçalarını temizlerken, kulağında bir çınlamaya dönüşen; siyasetçi yalanlarını silerken; kendini çaresiz, yaşlı bir doktor gibi hissetti.

     

    Oysa umudun ne anlama geldiğini ve insanların asıl umutsuz kaldıkları zaman tükeneceklerini biliyordu. Umut etmek demek: gerçeklerden uzaklaşmak demek değildi. Omzuna yüklenen binlerce sorun, her gün aynada yüzüne yeni bir ifade katan derin çizgiler, haberleri izlerken içini, beynini kemiren fare onu yeterince umutsuzluğa itmişti.

    Birden aklına çocukluğu geldi. Annesinin ona aldığı ilk ince, uzun bebek için ne kadar için ne kadar sevindiğini ve her gün o bebeğin saçlarını tararken hissettiklerini anımsadı. Oysa şimdi o bebekler kendisi için ne kadar da anlamsız ve gereksizdi.

    Anladı ki, kendisi için hiçbir anlam ifade etmeyen bir yaş pasta bile, çocuklar için ne kadar da özel ve değerliydi. Hemen mutfağa geçerek bir çikolatalı pasta yaptı. Üzerini en renkli şekilde süsledi. İçinde bir yerlerde bir kız çocuğu onu sevinç içinde alkışlıyordu. Gülümsedi, ufacık umut kırıntıları yaşamak bile mutluluk vericiydi.

    Az önce neşterle parçaladığı eski yılın cesedini yastığının altına saklayarak; yeni yılı masaya yatırdı. Üzerine biraz sevgi, biraz sanat, biraz barış, biraz umut, biraz neşe dolu sözcükler serpti. Pastayı da onun üzerine yerleştirerek, mumlarını yaktı. Her şey çocukların mumu umutla üfleyebilmesi içindi. Bizim yaşadığımız tüm gerçekler, gözlerinin içine sokula sokula çocuklara gösterilemezdi.

    Gülümseyen gözlerle mumlar üflendi. Bize göre umutsuzca, ama çocuklara göre…

     

    Devamını oku...

öyle'nin önemi PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Ören   
Tuesday, 30 June 2009

ÖYLE'NİN ÖNEMİ

 
 
öykücük
yatağını ardakoyan söylence suları üzerine
öpücük
ışın tekniğinden ışık hızıyla (h)aykırırken beni
mürekkep
çingene kovalarındaki papatyalar
 
bendeki akıncı birliği, o
şeytan oyuncakları
imiş meyse
renklerinde mukim noterce gelincik ihmali sabit
 
kandillerine mahçup balıkçılar atlasında
perçinlerim tutuyor o şeyi
gözümdeki taze arpacığa
mai muğlaklığa
soğuğa
fesleğene ve
bütün inandığım yumuşak g'lere
 
gecenin metalinde yaşlı bir şimal
tenini evlatlık vermiş
kilisenin saatine
"sabaha-karşı korkuları"ndan daha poyraz
 
aykırı bir vergi salalım dedi ruh padişahı
avlansınlar bir diğerine
bir diğeri zayıf
öylesine
 
-too many words are still unspoken-
 
 
 
 
 
 
 

Favori olarak ekle (11) | Görüntüleme sayısı: 277

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. 02-07-2009 11:56
Diğer şiirinize göre bu şiiriniz anlaşılması zor bir kimliğe bürünmüş. Okuyucuyu yoran ama ısrarla kelimelrin üzerinde durunca okuyucuyu saran kelimelerle örülmüş bir şiir. Emeğinize sağlık gibi klişeleşmiş lafları felan kaldıramaz bu şiir.
Yazan minna (Kayıtlı)
2. 06-07-2009 01:39
Bu şiiri, kendi öznel hayatımı, sözcüğü kullanabilme gücüne tercih ederek yazdım sanırım. Ama hangi tarih öznel yazılmıyor ki, bir günlüğüne de olsa...
Yazan Peronada (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 345
Ezkizler: 1007
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 906868

Liman

028.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com