Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

    İşsiz, isyankar ve genç adamlardan

    Bir uzvu eksik kız çocuklarına gebe kadınlar

    Sisli varoş akşamlarında

    Cellat seçiyorlar döllerine

     

    Mazgallara atılmış ölü kuzgunlara

    Mevsim normali diyor meteoroloji uzmanı

    Bu kış soğuk geçecek

     

    Bense

    Dizine yattığın tüm masallar için

    Adını haykırdığım kenar mahallelerden

    Filistinli çocuk gözleri topluyorum

     

    Anneme aldanıyorum her sabah

    Düşleri çeyiz bohçasında nemli

    Satılığa çıkarıyorum alınyazımı

    Tanımadığın kaldırımlarda

    Kendimi öldürüyorum her akşam

    Yakası açılmadık cinayet oluyorum hiç hesapta yokken

    Pusuya yatıyor zaman

     

    Ansızın beliriveriyorsun ıssızlığımda

    Yeniyetme bir fahişe duymazdan geliyor çorak çığlığımı

    Yüzünü seyrediyorum

    Akrep yelkovana sabırsız

    Dörtnala uzaklaşıyor göçmen kuşlar

     

    Geçtiğim her sokak gözlerinin ihtilali

    Yaşadığın adreslere küsüyorum

    Zabıt tutuyor bitmeyen sağanaklar

     

    Zemherim oluyorsun her yoklukta

    Gidişinin orta yeri hançer yarası

    Ellerini götürme

    Ellerin İstanbul ikindisi

     

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    OTOPSİ ARTIĞI

    ÖLÜ ESVAPLI ÇOCUKLAR

    1. paslı makas

    çinko bir sen bahar sesidir söz dilimin ucunda

    kral-içe döndü boğdurttu soytarıyı

    gecenin kara kireç duvarında biriken küf

    yıldızların kör kıraç boşluğunda sarkaç

    kıpırtısızdır

    bir kadın derin uyur asılı korkularından uzak

    benden ve zamandan uzaktır

    gül kurusu tahta

    kurusu kan kurusu an

    yalandır

    otel odalarında bekleme salonlarında cam sürahilerde

    biriken adam ölüdür

    damarı dar gelmiştir kanına

    kaskatı kanın damarı terk ettiği an’dır kadın

    terk etmiştir kendini

    rahmi etten bir tabut kılmıştır cenin

    vakit tamamlanmış tersinden başlamıştır sesim

    birden bire bir belediye bandosu resmi geçer içimizden

    bir şeyler çalarak

    ölü esvabı giydirilmiş çocuklar

    suskundurlar

    2. kırık iğne

    çinko bir akrep sesidir söz dilimin ucunda acır

    at kuyruğu kamçı şiddetinde saldırırken gün üstüme

    yırtılır bir kadının ağır uykusu

    sağır bir narkozdan kıpırdanır elleri

    güneş küf yeşili saklanır bulut dilenir gökten

    unutulur yaprak dökümsüz takvimlerin sıkıntısı

    akrep yel kovalar küf çivisi zehriyle

    vakit rahme sığınır başlar ölüm en başından

    3.çürük iplik

    çinko bir sağır sessizliğidir artık söz dil ucumda tükenir

    söz kaçar dil ucumdan kalp ucuma geri döner

    geri döner zehri çekilmiş engerek utancıyla

    kaçarım kalbimin karnavalından kan revan zor çıkarım

    içimde son tören, son tren eylül

    bir çığlık, bir çığlık sonra ormana karışırım

    avucumda korkak bir dönüş bileti sakladığım gençliğimle

    boşluk rahminden kusmuştur beni de ansızın sızı

    bana yazık değil mi? bana yazık değil mi?

    böyle halsiz cansız otopsi artığı

    ucuz beyaz muşamba yalnızı

    kalbim öksüz yetimdir en çok bayram sabahından gücenir

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Bilmem kaç zamanın katranmışlığı el çırptı hazana,
    Ve çırptı hazan dut dallarındaki
    tüm kırık hatıraları...
    -(Bitti!)_

     

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

     

    İbret öykülerine konu, nasihatlere kişi olduğunu bilir şişman insan. Buna kafayı takmamak için patlatıverir bir espri durduk yere! Kalkanı onu “kendiyle barışık" kılar, özgüvenini yüksek, daha daha yüksek gösterir ele güne.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    aşk acısı olmayan bir şiir tarifin var mı üstad?

    yüreğime yapışan bir günahı
    deşip çıkarmak zamanı gelmişti çoktan
    ah! ne büyük günahtı seni sevmek

    gölgenin yalan sıcağından sıyrılırken
    gölgemin titrek adımları
    korkarım;
    kapat ışıkları
    gerçekleri görmeyeyim

    - - -

    şeytan uyma bana / sana uyduğum yerde kal - gitmeliyim

    verdiğin sözden döndüğün yolda
    büyürken ihanetin sancılı, soğuk duvarı
    bini bir para pişmanlığının

    zehirli çiçeğin yalancı rengine aldanmış,
    aldatmışken sen
    ve ben aldatılmış....

    yaşadığımı ancak bir ölü anlayabilir
    seni içimde ölmeliyim

    - - -

    avuçlarımdan taşan duaları yudum yudum iç Tanrı'm / ziyan olmasın

    aklımın ucundan gelip geçen korkuların tecavüzünde duygularım
    kaybetmek; düelloya yatırılmış arsız bir sokak kadını
    hangi sebeple sevişse
    sonuç doğuramaz biliyorum
    ki bilmek ölmek gibidir
    gitmek; bile bile ölmek

    gözyaşlarıyla yıkanmaktan çekmiş olsa da umudum
    bazen ölmek; silbaştan başlayabilmek
    bırak rahat öleyim

    - - -

    hayatımın dağınıklığını toplamayı bıraktım
    şimdilerde kırış kırış olan ruhumun buruşukluğunu ütülüyorum


    iç acılarımın toplamı aşka ters bir açı
    ki aşk bir (b)ölme işlemi
    çok kalanlı acılarımı
    kalansız mutluluklara bölüp
    seni içimde ölüyorum

    hiç olamadığın kadar gerçek
    olduğun gibi yalan kal
    aşkın vurduğu yürekte acı biter
    gidiyorum..

    acısı olmayan bir aşk tarifin var mı üstad?


    Dilek Akın

    Devamını oku...

intizar meyhanesi PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Ören   
Monday, 22 June 2009
 
 
 
 

damarlarımda akan bu sıvı
soyluydu ve muhtaç olduğum kudreti taşıyordu,
biraz da metil alkol
 
bulaştığında ellerinden çıkmayacak
post-geometrik kütleden kaç
çünkü ben
haziranın bütün pisuvarlarına işedim.
 
(
Hayat Bilgisi dersinde bir çocuk parmak kaldırdı
- öğretmenim
kaç ortalı defter alalım şimdi yoku sığdırmak için
?
)
 
sonra çocuk adam, adam hazan, hüzzam cam göbeği oldu
cam kadar hüzün,
çekti adamı vurdu.
 
canı çekti adamın
eskilerini vurdu. eskizlerini vurdu.
 
ağ takıldı balıklara
İntizar Meyhanesi'nde
dökülen yıldızları ağlara sordu
sonra güneş doğdu.
 
kurt masallarından geçip
gümüş bir yüzük almalı soru işareti parmağına,
hangi ?
su ?
sonsuza ?
dek ?
denizinde ?
kalır ?
 
Her su kıyıya vurur Her su kıyıya vurur Her aşk kıyıya vurur
 
 
 

Favori olarak ekle (32) | Görüntüleme sayısı: 530

Yorumlar (8)
RSS yorumları
1. 22-06-2009 22:47
Eskiler bilir.. 
 
Robin gelmiş uzaklardan. Hoş gelmiş, şahane gelmiş. 
 
Bir bulaşıkları yıkarsa ben varım hep o meyhanede..
Yazan turker (Kayıtlı)
2. 23-06-2009 15:05
çok güzel bir şiir bu.
Yazan birneviculya (Kayıtlı)
3. 24-06-2009 02:04
:):(
Yazan hiç (Kayıtlı)
4. 02-07-2009 02:43
Harika. 
Her gece de öyle..  
Dün gece de çok güzeldi bu şiir  
bu gece de...
Yazan istavrit (Kayıtlı)
5. 02-07-2009 02:43
Harika. 
Her gece de öyle..  
Dün gece de çok güzeldi bu şiir  
bu gece de öyle...
Yazan istavrit (Kayıtlı)
6. 02-07-2009 10:53
Sözcüklerin dizilişi çok güzel.İnsanın içine işleyen bir hüzün gizlenmiş bir yerlere..Lâkin bu güzelim şiire "düzeni" bakımından haksızlık edilmiş.
Yazan minna (Kayıtlı)
7. 06-07-2009 00:36
bozcaada'da aşçılık yaparken bu kadar oluyor. Ellerimi hissedebilsem, ya da kalem daha az yağlanabilse, belki daha yüklleyebilirdim.
Yazan Peronada (Kayıtlı)
8. 08-07-2009 18:35
:) 
şiirin yağı varmış yani..e peki madem öyle kazan kaldırmayacak buzdan tayfası.. 
daim olunuz efendim..
Yazan minna (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 376
Ezkizler: 1065
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 1051569

Liman

187375036.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com