Menu Content/Inhalt
Güverte arrow eskizler arrow düz yazılar arrow gökyüzü herzaman mavi değildir

üye girişi


gökyüzü herzaman mavi değildir PDF Yazdır E-posta
Yazar nezahat artan   
Monday, 05 January 2009

 

Aylar geçti! Monaliza gibiydik ikimiz. Tek tablo ama farklı iki yarım yüz. Zaman ikiye böldü resmimizi; ağlayan göz bendeyken gülen yüz sende kaldı.

 

 

 

 

 

GÖKYÜZÜ HERZAMAN MAVİ DEĞİLDİR

Lacivert gözlerinde bir dolu hüzün saklıydı o gece. Esrarengiz dudaklarından dökülen rengârenk cümlelere aldanmıştım. Senin gecende siyah yoktu sanmıştım. Oysa sen renkleri siyaha boyamıştın. Anlamadım, aldandım…

Delicesine bir fırtına vardı gözlerinde; ışık yoktu, sevgi yoktu, ben yoktum… Fırtına diner sanarken, gözlerimi gözlerinde kaybettim; ışık yoktu, sevgi yoktu, ben yoktum…

Önce gözlerimi sonra yüreğimi çaldın; “ beni bensiz bıraktın…” Artık çaresizliklerle arkadaş olmayı bilmeliydim; öğrendim. Rüzgâra takılmış kuru bir yaprak gibi sana sürüklendim. Adı yoktu sevdamın senin yüreğinde; rengi yoktu masum gözlerimin… Ben yalnızca sana çözdüm mühürlerimi, yalnız senindi cümlelerim…

İlk ayrılığı dostluğumuzun bittiği ilk gün yaşadım. Şiirler basıp çaresiz yarama, ninniler söyledim gece tek başıma. Refakatçiydim yalnızlık çeken tüm sevdalara… İlk ayrılığı sevdiğimi anladığım ilk gün yaşadım… Ben aşkları beklentisiz yaşadım.

Sonra… Yıldızlarla ağladım her gece; sevdana yenik düşmüştü gözlerim… Ruhum nedeni bilinmeyen bir boşluktayken, ikizini buldu sanmıştım. Ben senin rengârenk cümlelerine aldanmıştım. Oysa sen bir balıktın, özgürlüktü diğer adın. Birileri seni yakalayıp sonra yeniden kavuşturmuştu mavi denizine. Ama sen yakaladığın küçük balıklara hiç acımadın. Önce konuştun sonra hep sustun. Yalanlarla kandırdın yüreğini. Çünkü sen, adını koyamadığın hüzünleri yaşadın. Beni yalnız bıraktın, ama sen ben varken yalnız kaldın. Taşıyamadın beklentisiz aşkımı. Önce konuştun sonra hep sustun… Ben senin suskunluğunla sustum…

Yalancı bakışlarınla yıllar geçti ve ben yıllarca acı çektim. Birazcık doğruluk aradım gözlerinde; yüreğinde mertlik… Aradığını bulamayan bir yürekle, savaşmaya karar verdim. Ne pahasına olursa olsun savaşmak… Kaybedecek bir şeyim yoktu ama kişiliğimi yeniden kazanabilirdim. Sense… Seni zaten en başından kaybetmiştim. ..

Acı çekmeye bağışıklık kazanmış bir yürekle, yıllarca aşkı için kanlı yaşlar dökmüş gözlerimle, yokluğunu her an hissettiğim ellerimle savaşmaya başladım. Ben yalnızca kaybettiğim yıllarım için, sonsuz aşkım için, sana seni anlatmak adına savaştım. Senden nefret ettim sonra yeniden sevdim… Zaten nefret de sevginin gerekçesi değil mi? Ben savaşırken bile tüm beyazlarımı önüne serdim; bir güvercin uçurdum senden yana, zeytin dalı düşürdüm avuçlarına… Ama sen gözlerimden bir avuç toprak, yüreğimden bir dolu kül aldın da, yine de bir damla su vermedin dudaklarıma; cümleler dudaklarımda yandı! Kazanan ne sendin ne de ben… Ama ben vazgeçtiğim için kazandım. Seni kaybettiğim için kazandım. Önce sustun ama sonra hep konuştun. Cümlelerin beni acıttı ama yanan sen oldun…

Aylar geçti! Monaliza gibiydik ikimiz. Tek tablo ama farklı iki yarım yüz. Zaman ikiye böldü resmimizi; ağlayan göz bendeyken gülen yüz sende kaldı. Böyle olmazdı isteseydik… İsteseydik kimse yanmazdı. Ben sana gül bahçesi verdim; sense kapısındaki sarmaşıklardan şikâyet ettin. Sen o bahçenin içine hiç giremedin! Ben de artık kapısını mühürledim…

Pişmanlık, kötü sonuçlar doğuran aşkların meskenidir. Oysa ben hiç pişman olmadım. Çünkü sen bana:

… Yalnızlıklar içinde, olmayan sevgilinin hayli ile kalabalık olunabileceğini öğrettin.

… Nefesini yüzünde hissedecek kadar yakın aşkların, acıdan başka bir şey veremeyeceğini öğrettin.

… Sen bana yüzsüz olmayı, acımasız olmayı, yaşamak için öldürmeyi öğrettin.

Ben seninle öğrendim aşkın alfabesini, doğruların yalan olabileceğini… Sen bana “ sensizliği” öğrettin. Ama en büyük şeyi benden öğrendin. Ben, aynaya baktığında göremediğin kişiyi öğrettim sana; sen, benden “ KENDİNİ” öğrendin…

En güzel sevdalar senin olsun şimdi. En güzel şarkıları sen söyle! İstediğim tek şey var; ben seni unutmayı unuturken, sakın sana öğrettiğim “kendini” unutma! Çünkü sen yalnızca benim verdiğim aynada varsın… Ben seni yine severim, menekşeleri sevdiğim gibi. Ama asla aşk değil benimkisi. Parmağın kanarsa bir gün, sana vaat ettiğim gülleri hatırla. Kim bilir, belki de yüreğine batan diken, parmağını kanatmıştır… Şairin dediği gibi:

“ Ne kadar anlatmaya çalışsan, anlamazlar;

Her suçu affederler, aşkı bağışlamazlar…”

Aşkların bağışlandığı bir günde beni hatırlamayı sakın unutma! Ve bir avuç toprak al gözlerimden, gözlerine ekle…

( Şiir Gözlüm/ 2003)


Favori olarak ekle (30) | Görüntüleme sayısı: 555

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. 08-01-2009 16:59
Aşkların bağışlandığı bir günde beni hatırlamayı sakın unutma! Ve bir avuç toprak al gözlerimden, gözlerine ekle& 
 
.. 
kelimelerin yerleri de akışiları da yollarını hiç zorlanmadan bulmuşlar..eliniz dert görmesin...
Yazan minna (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 345
Ezkizler: 1009
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 909549

Liman

028.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com