|
Yazar türker a.
|
|
Monday, 27 October 2008 |
|
yollar, yokuşlar ve kangren özlemi
bitirelim dedim
her yenilgi azıcık vazgeçmektir
kırıldı kalem
ve silgi
silmemeyi öğrendi şehrin sendikasız çöpçülerinden
yoktum
oynadığım tüm saklambaçlar geride kalmıştı
bir ebeyi arıyordu bültenler
kim sobe dese
orada ölecektim
sen geldin ya da sana benzeyen bir şey
ses tını uğultu yoktu
bıyığımı yemeye çalıştım uzunca bir süre
buğulandı otobüslerin uzun geniş camları
sokaklar yürüdükçe daralıyordu
nasıl derler
ufuk çizgisinde tecavüze uğruyordu sana yazdığım ilk şiir
utandım kanayan yaralarımdan
yaralarıma kanama dedim
kan kokusundan bayılırken baykuşlar
yollar, yokuşlar ve kangren özlemi
bitirelim dedim
her yenilgi azıcık vazgeçmektir
kırıldı kalem
ve silgi
silmemeyi öğrendi şehrin sendikasız çöpçülerinden
buğu tutuyordu şarabın elime değen yeri
tiksiniyordu hayattan tırnağıma giren kir
sürüdüm ayaklarımı
aya basalı çok zaman olmuştu insanlığın
insanlığım dedim
yine utandım.
sen geldin ya da sana benzeyen bir ses
sırtım dönüktü ya da dönüktüm küslüğe
tırnakların değdi geceye
sabah olmasın diye kesmedim ezanları
her korku bir kız çocuğunu uyandırır
işemek çoğu zaman
zamansız bir su kaybıdır
onun yerine terle dedim bıyıklarıma
ayın onaltısıydı
bozkıra fren bulutları değiyordu
balataları ısındı ve koktu ortalık
bir teravi namazından önce vurdular erkanı
hep gülümsedik ardından
o öyle olsun isterdi
öğle oldu
koydular koyucular hacizli musallaya
ben hep kalıyorum
matematikten falan
hala uykumda
sözlüye kaldırılıyor
kaldırımlara serilen naçiz vücudum.
yoktum
bir hiçtim uzun zamanlardır
biri adımı söyledi
ben sen sandım
bir kuzey gölünün
yalnızlık sinmiş yeşil dalıydı top çam
tüm goller ağlarımıza girerken
alkışladık
kanaviçe siyah bayrakları
ışıklar olmuyordu
dolmuyordu sakınılmış bir aşka mukaddes
ah dedim içimden gizlice
içime çöreklenen yılanın baş harfine
ödüller koyuyordu uçurum
gidip yattım
epeyce uzun zamanlar
çorap kokuma sindi arayış
kemer deliğime girdi tenha
ben rüya sandım
saatin zili çaldı
bir anıya çarptı haykırış
tüyleri diken diken oldu
mayına basan bir askerin
kopmuş, koparılmış ayakları
ben yine yok dedim
yaşıyorsam bana ne
sen dediysem sen değilsin zemheri
kış dediysem özlemiştim sağanakları
yine itlerden bahsedeceğim uzunca
uzun uzun geceler koşan
karanlık sevicileri
yoktum
masallar ve karabasanlar yoktu
her gece şiirler okunuyordu sela yerine
kırılıyordu gece bekçilerinin onurlu yaşamları
orta yerinden
yoktum...
Favori olarak ekle (15) | Görüntüleme sayısı: 277
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |