Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> düz yazılar

     

    Zamanın eskimiş yüzüyle yoklarken kendimi;
    Birçok defa yalnızlığı, devşirilmiş ruhumla koyun koyuna bulduğumda,
    Gitmelerim oldu.
    Susmalarım; sermest yüreğimde inlerken,
    Beddualarım; cüzzamlı yalnızlıklarımın nabzını tuttu.
    Can acıdı.
    Yer gök, katıla katıla ağladı.

    Düşleri katleden ruhlara ithaf ettiğim, sitem halifesinin gölgesine tetiklediğim ve girdap reçetesine yazdığım kimsesizliğime; böylesine minnet duyacağımı bilmiyordum.
    Bir acı silsilesi yoklarken yüreğimi, yıldızlara bağlanan bir dileğin çaputu çözüldü.

    Kelâmlarım; çok uzaklardan gelen yol yorgunu bir tuvalin, renkleriyle karşılaşınca afalladı.
    Şaşkındı sözcükler, renklerin ezgisine acemiydi. Zamansızca mekânına gelen yabancıya,
    ev sahipliği yapmanın telaşıyla titremeye başladı.
    Tuvali, narin bir edayla göz ucuyla süzen harflerim; kalp atışının ritimsiz solumasının hissedilmesinden ödü kopuyordu.

    Genzine düğümlenen yumru, derin bir iç çekişle gezinirken bağrında, karşısında mavi bir hüzne bulanan fırçanın, gölgesindeki gökyüzünü fark etti.

    Sözcükler sakınmayı bırakırken, kaleme mürekkep damladı tuvalden…

    ‘’ Mavi dersem,
    Çık…
    Kanat dersem,
    Nefesini tut ‘’

    Hoş geldin, Sevgili renk… Mavi bir yürek…

    Hadi gel, çocukluğumuzdan başlayalım.
    İlk önce oyunlarımızı paylaşalım.
    Ne dersin?

    Gece çökünce üzerimize, kapı zillerini çalıp çalıp kaçalım.
    Elimi bırakma koşarken, zira karanlığın yalnız hali korkutur.
    İçimde sen bilmezsin, geçmişin yâdıyla ne acılar savrulur.

    Sonra,
    Bir dut ağacının gölgesinde dinlenelim.
    Bir böceğin vızıltısı kahkahalarımızı bastırsın.
    Bir tenha yağmur yağdır o anda,
    Ben, dizlerine uzanayım.
    Sen, masallar anlat bana.
    Karabasanlardan kurtar düşlerimi…

    Sonra,
    Ellerinde papatyalardan bir taçla uyandır beni.
    Gülümseyen yüzüm, aksın gözbebeklerine.
    Aksın ki, yağayım üzerine…
    İzin ver!
    Düşeyim düşlerine…

    Ne güzelsin… Sevgili renk…

    Yaralarımızdan demlenmiş bir çay içerken,
    Sessizliğinin sırra ermesinin sebebini,
    Anlatır mısın bana?

    Fena halde tutulduğun ilk aşkının,
    Tuvaldeki aksinde kanadığında,
    Kol kanat gerebilir miyim sana?

    Gecenin bir yarısı, efkâr vakitlerinin berduşluğunda,
    Uçsuz bucaksız bir kumsalda,
    Aryalarına, soysuz zamana fırlattığın naralarına,
    Racona ters küfürler okuduğunda,
    Kaldırımlarda omuz verebilir miyim sana?

    Sonra,
    Hiç bilmediğimiz yollara düşelim.
    Bir rüyaya tutunup,
    Engin denizlerde seyir edelim.
    Dalgalardan korkma, sırt çevirmez edepsizliğimize…
    Yıldızlar bilirim, yol verir içine kapanık hayallerimize…

    Sonra,
    Sınırsız maviliğin tam ortasında,
    Kadeh kaldıralım mı?
    Gönderilmemiş mektuplara…

    Alkolün caka satan ezgisinde kaybolurken,
    Kekeme kelimelerim olur ya şaşarsa,
    Hani, kafayı bulursa…
    Derme çatma düşlerimi anlatırken sana,
    Utangaç ahvalimi, sorguya çekmeden,
    Suskunluğunla sarıp sarmalar mısın?
    Avutur musun?

    Sol yanına alıp, boynu bükük bir tebessümle
    Saklar mısın? beni…
    ‘’ Eyvallah! dostum der misin? ’’

    Sevgili Renk…
    Sen bilmezsin…
    Harflerim, eğer olurda bir gün
    Kaybolursa parıltında,
    Sakın ola, bakma olur mu ardına…
    Bil ki, yakamozlara renk verdiğin bir fırça darbesinde,
    Düşerim yine tuvaline…

    Bu defa yarım kalmamış sözcüklerle…

    Sevgiyle…
    Sevgiyle…
    Sevgiyle…

    GAMZE ATAL… 09/06/2009

     
     
     

     

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    -Anne, neden buraya geldik?
    -Geldik işte.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    DUMAN BULUTU

    Hasan ellerini gür saçlarında gezdirdi. Ağzındaki sigaranın uzayan külü kırmızıya çalan örtüyle serili masaya düşmek üzereydi.

    - Oh..oh… Beyimiz dalmış hülyalara, gitmiş… Uyan uyan da at artık şu taşı. Bekleyelim de buradan otobüs geçmez ki.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar


    yazmak ölmektir (bir kimsesizin öyküsü)

    “Buraya ne vakit geldim” diye düşündü, banktan doğrulurken.Belki on belki on beş yıl olmuştur. Çocuklarım nerdedir annem babam. Hatırlamak güçtü.Yaşını bile unutmuş bu adam nerden hatırlasındı geldiği anı.

    Devamını oku...

ÜÇ KADIN BEN ÖLÜM PDF Yazdır E-posta
Yazar erCAN özKAN   
Friday, 10 October 2008

ÜÇ KADIN BEN ÖLÜM

zincirinden boşalmış sanrılarla kıvranırken şizoid

küflü terler içinde baygın kent

at ölülerinin ciğerinden sökülmüş ateşi taşır

karanlığın yapış yapış çok orospu elleri

sıvazlarken cüzamlı kılıç gibi yalnızlık tenimizi

yanlış oyunlarda oyalanan kalakalmışlığımız acır

gök bulanır yaralı karıncalar kadar ağır

kusar kanlı döllerini avuç avuç çoğaltır

ben mahcup piç kalakalırım ürkütülmüş saçlarımla

elimde küflü makas

çok mahzun duruşların azarlanmış gölgesi

azaldıkça azalır nefes

suskun ölüm çığırtkanı boğazı kesilmiş haylaz

ben günahından kara çocuk

ılık bir karabasan yorgunluğu olarak

bir avucunda kırık kalpli mor menisi

bir avucunda bakire annesinin ölüsü

kalakalırım beyaz

kefenimle doğmuş olmamın cezası bu

Sen! intizarlı ninnilerle tabutumu sallayan ağlayan kadın.sus!

Sen! boğup böğrüme gömdüğüm kör umut yalancı asam

ve irin sızan her yarama kül bastıran Sen! kadın

bütün köprülerim çürümüştür kentlere ve size attığım

sözüm yok! bu yangın yerine yağmur yerine

sicim gibi sağanak acılar yağdıran zaman

bir ayetle kapanıyorum sözüm yok sana

siz bilmiyorsunuz gece kadar habersizsiniz

o en tenha yerlerimde karınca ölülerim

gizli yetim ağlayışları makamında şarkılarım tam şuramda

tam şuramda gizlidir büyük ihanetleriniz

ve gırtlağıma sokuludur çorak toprak

ve her daim bakire kokan toprak soğuktur

yokuşlar yok oluşlar korkak ellerim

o kararsız eşiklerin ilençli sıkkınlığı

bir yürek dolusu hüznümle gidiyorum

ey !yırtıcı kuşların terbiyeli tanrıları

eyy ! gündüz kadar cahil korkularımız

ölü doğdum gece kadar derin

gözlerinden görüyorum annemin

ölü doğdum jelatin bir rahimden

bile güle gidiyorum


Favori olarak ekle (50) | Görüntüleme sayısı: 661

Yorumlar (3)
RSS yorumları
1. 13-10-2008 15:00
gerçekten çok etkileyici olmuş,yüreğine sağlık Çağan.
Yazan kiitosindarkness (Kayıtlı)
2. 13-10-2008 15:00
Ey sevgili şair;  
Bu kara dizelerle attığın çığlıklar göğsümüzün ortasında kala kalmakta. Yazdığın her dizede kendinle birlikte bizleri de kendi koyu karanlığına çekmektesin.
Yazan halis (Kayıtlı)
3. 13-10-2008 15:30
içim karardı..
Yazan minna (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 376
Ezkizler: 1065
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 1051544

Liman

006.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com