Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> düz yazılar

     

     

    Ruhumun, kırık kaldırım taşları arasında, özene bezene kimsesizliğimle kafa tutarken, sittin senenin izlerini taşıyan yaslarım, neden yine tepeme tünüyorsunuz?

    Rüzgârın hissiz hali derin bir ürpertiyle yalarken uykusuzluğumu, arkası okunmayan ve dile gelemeyen sözcükler, yapışıp kalıyor gecenin boğazına…

    Ayın şavkı vururken bir kahırla sessizliği; okşuyorum, içerimde soluksuz kalan ve nağme nağme bağıran elemlerimi…

    Devir tamamlanıyor işte…

    Taş köprünün tam orta yerinde, hislerimi görüyorum. İç çekişlerim, içe kanamalarım, içten çıkamayışlarım, teker teker hasar almış bedenleriyle gayyaya yakın bir boğazdan geçiyorlar.
    Belli değil, berzahtaki bekleme vakti…

    Akreple yelkovan bir tek burada koyun koyuna yatamıyor. Özlem dolu bakışlarla birbirlerini dikizleyemezken, görmezden gelme zorunluluğunun sancısıyla can çekişiyorlar. Zinhar, kaçamak vakitleri ele vermemek adına suspuslar. Zemheri ise, bir köşede unutulmanın ara evresinde kırılgan ve huysuz…

    Kandiller yanıyor.
    Elleri kınalı, bir çocuk koşuşturuyor iki âlem arasında. Elinde miladını çoktan doldurmuş hüzünlere âşık meftun bir flüt; tek emeli sevinçlerini kış uykusundan uyandırıp, ruhunun ışıldayan köşelerine, zebun olmayan ve kahkahalarla mutluluğu çeken masal bezirgânlarını davet etmek…

    Yavaş yavaş açılıyor perde…

    Heybetli düşlerim, kehribar yarenlerini alıp heybesine ağır ağır miraca çıkarken, hiçbir korkuya meal vermiyor.
    Gerçeklerin savruk kırbacına, evvelinde çok kafa tutmuş, faillerini ise teker teker sıyırırken kabuğundan, hayallerine kimse el uzatamıyor.

    Ruhumu, aldanışlar ve tükenişlerle zarara uğratan, dönüş yollarında ayağıma çelme takan bütün ferahlamamış duygularıma, bir çukur kazmak istiyorum.

    Toprak, salladığım her kürek darbesinde, sanki ayaklarımın altından kayıyor.
    Tükenişleri, kırıklıkları ve kafa tutan soytarı edepsiz ân’ları defnetmeme karşı çıkıyor.

    Ellerim terliyor, kıyasıya bir mücadeleye girerken, bilcümle mahlûkat ve börtü böceği yardımına çağırırken, derin derin içine çekiyor ve üzerine bulaşan haşerelerin bıraktığı kesif kokusuyla, pes etmemi istiyor.

    Açmaya çalıştığım çukura ağzı kilitli sefil sandığı atmama izin vermiyor. Hâlâ yalan, yanlış vaatler veriyor küreğe; yüzünde fettan bir gülümsemeyle…

    Pes ediyor ellerim.
    Aldanışlar, iç kıyımlar kambur olmuş sırtımda; halen zevk-i sefa sürüyorlar.

    Bir yağmur düşüyor kirpiklerime, işte o an anlıyorum. Bütün soysuz vakitlerin geceye peşkeş çektiğini…
    Karanlık zifir çökünce; çarnaçar halimin, imbiklerden boşaldığını görüyorum.
    Virana düşen kederlerimin üzerine çullanmasın diye, gecenin dört başını bağlamak istiyorum.

    Böylesine kavrulan duygularımın, ne ya da kimin için ölüp dirildiğini bilmeden, hislerimin gölgesinde iz sürüyorum.

    Uzun semra bir yol, sağlı sollu iğde ağaçları, yapraklarına zühre düşmüş, şakaklarında beyhude bir boşluğa iliştirdiğim yalnızlığımı görüyorum.

    Hiç itirazsız oradan oraya savrulan özlemlerim, tutkuyla dokunmuş yırtık pırtık bir kisveyle beni bekliyor.
    Ayaklarımın altında çıtırdayan okunup üflenmiş başına buyruk korkularıma, sessiz bir ahh gönderiyorum.

    Birden zaman kırılıyor.
    Bir ses baştan sona yarıyor, sona ulaşma çabasında yol aldığım gecenin; kâh durgun, kâh tekinsiz namert vakitlerini…

    Diz çöküyor iğde ağaçları, hislerim akla zarar düşüncelerin içine savruluyor.
    Yüreğimin, zincirlenmiş kapısı ardına bağladığım, mucizelere inanmayan sevinçlerim, çekingen bir edayla taş kesiliyor, uzaklardan gelen ezgide kayboluyor.

    Sırılsıklamım.
    Yağıyor, bir ses…
    Paslanmış yitirilişlerim üzerine…
    Toparlanıyorum.

    Yol ayrımına gelince, cüsseli yalnızlığım üzerinde, ölümsüz bir nefesin solumasını hissediyorum.
    Sırtımı sıvazlıyor, tek tek defnetmek istediğim acılarım üzerine özenle dokunuyor.
    Ahvali; isli bütün yaşanmışlıklarıma çarpa çarpa ilerlerken, bu keşmekeş den güç bela kurtulan düşlerime de alıp yanıma, o sesin gölgesi oluyorum.

    Tanrılar, görünüyor ufukta…

    Bir isim arıyor, melekler…
    Bir cisim olma telaşında.
    Nevri dönüyor vakitlerin, soluksuz bir rüzgâr iştahla yalarken, gözaltına alınan düşlerimin kabrini, alaturka ilahiler söylüyor; Münker ve Nekir...

    Büyük, kocaman bir hortum içinde savrulup duruyorum.
    Bir sesin gölgesinde suret olurken, bütün ölgün vakitleri alıp gidiyor benden…

    Döne döne düşüyor, aşka geliyor.
    Başka bir âlemde can buluyor.
    Yitirilişlerim, aldanışlarım, içe vuruşlarım ve iç kanamalarıma,
    Savruk bir yel dokunuyor;
    Kendimden geçiyorum.



    GAMZE ATAL…

    14/06/2009

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler


    Bircan ÖZKAN-Ayhan KURT’a

    Mezar mezar çöker üstüme
    Eşiğimde şeytanlar !
    Eşiğimde şeytanlar !

    Eşiğimde şehir pusu kurmuş bekleşir
    Akşamın bütün şerri aşk gibi

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Kadıköy’ün birbirine benzeyen dar sokaklarından aşağıya, rıhtıma doğru inerken gövdemi göğsümden geri iten rüzgar emin eder beni günün başladığına. İskeleye yaklaştıkça sefere kaç dakika kaldığına ilişkin anonslar yavaş yavaş duyulur hale gelir. Kalan süre bir dakika da olsa on dakika da olsa adımlarım sıklaşır.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Devamını oku...

Sayıklamalarımdan PDF Yazdır E-posta
Yazar ekin arzu   
Friday, 19 September 2008

Bağır bağır uyanamadık karabasanlardan

Dilsiz ve çırılçıplak bedenlerimiz

İçimizden oluk oluk yağan yılanlarla sevişirken

Kimseleri çağıramadık yenilgilerimize…

Artık parlayamayan göz bebeklerimizin sönmüş feriyle

Yıldızlara ulaşmak istedik

Yıldızlar ki elimizle uzanıverecek gibi gözüken

Yıldızlar ki bizden çok uzaklarda

Onlar ki kaçamak çıplak bedenlerimizi ısıtamayan

Oysa gelincik tarlalarında oynayan çocuklardık bir zamanlar

Uzun saçlarımıza papatyalardan taçlar yapan

Artık çocuklarımız bile göremiyor kırmızı ile yeşilin o muhteşem uyumunu

O uyumun sarhoş edici barış vadeden gülümseyişini

Bağır bağır uyanamadık karabasanlardan

Dilsiz ve çırılçıplak bedenlerimiz

İçimizden oluk oluk yağan yılanlarla sevişirken

Kimseleri çağıramadık yenilgilerimize…


Favori olarak ekle (26) | Görüntüleme sayısı: 466

Yorumlar (13)
RSS yorumları
1. 20-09-2008 19:08
Kaleminize sağlık.
Yazan lamira (Kayıtlı)
2. 21-09-2008 00:35
Ellerinize sağlık...
Yazan Pardus (Kayıtlı)
3. 22-09-2008 10:23
cayır cayır yandık kara basan ayaklarımızdan  
ilsiz ve tarifsiz bedenlerimiz 
içimizden soluk soluk çıkan baldıran zehrimizle 
bağır bağır usandık bu kara mısralardan...... 
 
seni dehşetle selamlıyorum 
yeraltına hoşgeldin ekin....
Yazan çağan yiğit (Kayıtlı)
4. 22-09-2008 11:26
Evet ben de sevgili Ercan'a katılıyorum ve "yeraltına hoşgeldin ekin" diyorum. 
Çok beğendim.
Yazan halis (Kayıtlı)
5. 22-09-2008 11:51
Çıkar çıkar usandık baldıran zehrimizi okyanusun derinliklerine... 
Bütün yakamozlar soldu birer birer, 
Bütün yıldızlar kaydı,yapayalnızlığında ayın... 
 
 
Herkese çok teşekkürler...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
6. 22-09-2008 12:10
bıkar 
bırakır giderdim  
bunca acıyı kaldıran  
bir damla su 
benide kaldırsa düştüğüm 
bu dipsiz çukurdan 
"yusuuuuuuf çıkta bir kaşık kanını içelim" 
sesi yapışmışken boğazıma 
yakama yapışmışken safir göz 
çöz beni  
bütün yıldızlar ayıldı 
daldıkları derinlikten 
sen çöz beni 
uçur ipsiz rüzgarsız.........
Yazan çağan yiğit (Kayıtlı)
7. 22-09-2008 13:06
Çözün beni de 
Duvarlar gelirken üzerime üzerime 
Büyüdü eşyaların gölgeleri 
Beni almadılar içine 
Çığlıklarım en tiz şekliyle 
en yükseğiyle aktı yüreğime  
Yıldızlar hala yoktu gökyüzünde...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
8. 22-09-2008 13:18
susma ekin! 
susmak senin için oraktan beter 
kus ve tanımlan  
kusmanın kekre dilleriyle....
Yazan çağan yiğit (Kayıtlı)
9. 22-09-2008 13:27
Aman aman neler olmuş buralarda..Hoşgeldin Ekin diyorum. Ayrıca payidar için yaptıkların içinde buradan teşekkür ederim.
Yazan turker (Kayıtlı)
10. 22-09-2008 14:07
Rica ederim. Benim için zevkti...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
11. 25-09-2008 10:10
merak etme ekin, 
mağlubiyetlerinizi kutladığınız yıldönümlerinde geliriz biz de .yeter ki kirlenmesin halay başımızın elindeki mendil.
Yazan lojbat (Kayıtlı)
12. 03-10-2008 00:13
Teşekkürler lojbat...Evet yeter ki kirlenmesin masmavi ufuklar...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
13. 04-10-2008 16:44
Bağır bağır uyanamadık karabasanlardan
Yazan minna (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 297
Ezkizler: 879
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 674315

Liman

80996829.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com