Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler


    -Öksüz çocuk
    Kaldır başını ve bana bak!

    Eğme gözlerini
    Yerle bir olmuş sokaklara.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Az biraz şımarmalı diyorum hayata,
    Hayatın tam da ortasında yaşanılamayana.
    Arlanmaz utanmazca sek sek oynamalı

    kah-

    kah-

    a-

    (dım)larla.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler


    Alaca bir kış ortasında
    Kardan kararlar
    Eriyip su bile olamamışlarken
    Ne geceler bekletti kızıl gökler

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

                                               KÜÇÜK  İNSAN

     

     

     

    Sızlanan insanları sevmedim ben. Gururlu oluyorlardı. Neydi gurur? Anlaşılmaz bir hırs, karşısındakine inat. Bu insanların işe yaramadıklarını düşündüm hep. Arkalarında ve önünde, kendilerinden habersiz bir pohpohlayıcı güruhla gezerlerdi. Gülüşleri saklı, ağlamaları uzak oldu bana.

     

    Ben bizim apartmanın kapıcısı Hüseyin Usta’yı sevdim. Elli yaşının üstünde olmasına rağmen, asansöre binmez, merdivenleri çıka çıka her istenileni dağıtırdı, tüm dairelere. Bazen lâfa tutardım onu:

     

    ‘Bey derdi, anladım, sende benim gibi konuşmayı seviyorsun, söz geleceğim bir gün oturmaya.’

     

    Karısı iki yıl önce ölmüştü. Yalnız yaşıyordu. Baksanız hâlâ tatlı, ince ve nazikti. Birinin ölümü, hele de, bu en yakınınızdaki ise, küstürürdü hayata sizi. İnsan ne yaptığını bilmeden yaşardı. Bilmeden yemek yer, bilmeden dolaşır, bilmeden uyurdu. Zaman yürekte açılan yaraları kapatmakta yüzyıllardır ustaydı ama, o zamanı kim yaratmıştı!

     

    Bir keresinde kaybolmuştu ortadan. Telaşlanmıştık. Yaptığı şey değil ya! Haber de vermemişti. Geri döndüğünde güzel, minicik biz kız çocuğu vardı yanında.

     

    ‘Hayırdır demiştim.’

     

    ‘Hayır olsun bey demişti, bizim köyden, sahipsizin teki, aldım getirdim.’

     

    Ne sorulabilirdi başka? Hiç.

     

    Adı Aysel’di kızın. Bazı sabahlar o çalardı, kapının zilini. Ekmeği ve gazetemi uzatır, yüzüme bakmazdı. Yanakları hep al al olurdu. Sonra sonra konuşmaya başlamıştı.

     

    ‘Günaydın.. Bey…’

     

    Günaydın derdim, bugün nasılsın bakalım? Küçük bir iyiyim çıkardı, kırmızı dudaklarından. Gözlerini kısar, öyle bakardı. Yaşanılamayan bir çocuk bakışıyla.

     

    Bir gün, bir hafta sonu bana gelmişlerdi, Hüseyin Usta’yla beraber. Çay demlemiştim. Börek getirmişlerdi.

     

    ‘Ehh…! Hüseyin Usta demiştim, neler varmış sende?’

     

    ‘Yok beyim, ben değil Aysel kız yaptı, misafirliğe boş gidilmez deyip, sabah beri uğraştı.’

     

    Uzun uzun konuşmuştuk. Ağustos sıcağı yakıcıydı. Gündüzleri oturulmuyor, geceleri pencere açık bırakılmadan yatılamıyordu. Pencereden giren, iri sivri sineklerle sabahı ediyordum, yorgun.

     

    ‘Okula gidiyor mu diye sormuştum? Bana bakmıştı Aysel, içindeki dünyadan bir bakıştı bu. Masum ve tertemiz.’

     

    ‘Kaldığı yerden devam edecek, gidebildiği kadar.’

     

    Aysel bu sırada saçlarıyla oynuyordu. Küçükken sevindiğim de ben de saçlarımla oynardım. Aynı duyguyu şimdi o yaşıyor olmalıydı. Giderlerken dönüp dönüp bana bakmıştı.

     

    ‘Helâl olsun Hüseyin Usta’ya. Daha büyük sevmiştim onu. Çalışıyordu, didiniyordu, kopmuyordu hayattan. Ölümler yaşamıştı. Anlattığına göre çocuğu da olmamıştı. –Şimdi vardı.- Bir kere olsun mırıldandığını da duymamıştım, ne olursa olsun. Olanı kabul etmişti.’

     

    Küçük insanları sevdim ben. Onların büyük dünyalarına, onlardan habersiz girdim. Hepsinde onlardan biri oldum. Yalansız bir dünyada yaşıyor olmalıydılar çünkü. Zorla yaşatılanlardı. İstemedim. Korktum da biraz. Her yaşam bir diğerine gidiyordu. O bir başkasına. Anladım, yolculuğa gelmiştim bu hayata. Uzun, çok uzun bir yolculuğa.

     

     

                                        

                                                                            ONUR ERYILMAZ

     

     

     

     

    Devamını oku...

Sayıklamalarımdan PDF Yazdır E-posta
Yazar ekin arzu   
Friday, 19 September 2008
Yazı Index
Sayıklamalarımdan
Sayfa 2

Bağır bağır uyanamadık karabasanlardan

Dilsiz ve çırılçıplak bedenlerimiz

İçimizden oluk oluk yağan yılanlarla sevişirken

Kimseleri çağıramadık yenilgilerimize…

Artık parlayamayan göz bebeklerimizin sönmüş feriyle

Yıldızlara ulaşmak istedik

Yıldızlar ki elimizle uzanıverecek gibi gözüken

Yıldızlar ki bizden çok uzaklarda

Onlar ki kaçamak çıplak bedenlerimizi ısıtamayan

Oysa gelincik tarlalarında oynayan çocuklardık bir zamanlar

Uzun saçlarımıza papatyalardan taçlar yapan

Artık çocuklarımız bile göremiyor kırmızı ile yeşilin o muhteşem uyumunu

O uyumun sarhoş edici barış vadeden gülümseyişini

Bağır bağır uyanamadık karabasanlardan

Dilsiz ve çırılçıplak bedenlerimiz

İçimizden oluk oluk yağan yılanlarla sevişirken

Kimseleri çağıramadık yenilgilerimize…


Favori olarak ekle (46) | Görüntüleme sayısı: 767

Yorumlar (16)
RSS yorumları
1. 20-09-2008 18:08
Kaleminize sağlık.
Yazan lamira (Kayıtlı)
2. 20-09-2008 23:35
Ellerinize sağlık...
Yazan Pardus (Kayıtlı)
3. 22-09-2008 09:23
cayır cayır yandık kara basan ayaklarımızdan  
ilsiz ve tarifsiz bedenlerimiz 
içimizden soluk soluk çıkan baldıran zehrimizle 
bağır bağır usandık bu kara mısralardan...... 
 
seni dehşetle selamlıyorum 
yeraltına hoşgeldin ekin....
Yazan çağan yiğit (Kayıtlı)
4. 22-09-2008 10:26
Evet ben de sevgili Ercan'a katılıyorum ve "yeraltına hoşgeldin ekin" diyorum. 
Çok beğendim.
Yazan halis (Kayıtlı)
5. 22-09-2008 10:51
Çıkar çıkar usandık baldıran zehrimizi okyanusun derinliklerine... 
Bütün yakamozlar soldu birer birer, 
Bütün yıldızlar kaydı,yapayalnızlığında ayın... 
 
 
Herkese çok teşekkürler...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
6. 22-09-2008 11:10
bıkar 
bırakır giderdim  
bunca acıyı kaldıran  
bir damla su 
benide kaldırsa düştüğüm 
bu dipsiz çukurdan 
"yusuuuuuuf çıkta bir kaşık kanını içelim" 
sesi yapışmışken boğazıma 
yakama yapışmışken safir göz 
çöz beni  
bütün yıldızlar ayıldı 
daldıkları derinlikten 
sen çöz beni 
uçur ipsiz rüzgarsız.........
Yazan çağan yiğit (Kayıtlı)
7. 22-09-2008 12:06
Çözün beni de 
Duvarlar gelirken üzerime üzerime 
Büyüdü eşyaların gölgeleri 
Beni almadılar içine 
Çığlıklarım en tiz şekliyle 
en yükseğiyle aktı yüreğime  
Yıldızlar hala yoktu gökyüzünde...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
8. 22-09-2008 12:18
susma ekin! 
susmak senin için oraktan beter 
kus ve tanımlan  
kusmanın kekre dilleriyle....
Yazan çağan yiğit (Kayıtlı)
9. 22-09-2008 12:27
Aman aman neler olmuş buralarda..Hoşgeldin Ekin diyorum. Ayrıca payidar için yaptıkların içinde buradan teşekkür ederim.
Yazan turker (Kayıtlı)
10. 22-09-2008 13:07
Rica ederim. Benim için zevkti...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
11. 25-09-2008 09:10
merak etme ekin, 
mağlubiyetlerinizi kutladığınız yıldönümlerinde geliriz biz de .yeter ki kirlenmesin halay başımızın elindeki mendil.
Yazan lojbat (Kayıtlı)
12. 02-10-2008 23:13
Teşekkürler lojbat...Evet yeter ki kirlenmesin masmavi ufuklar...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
13. 04-10-2008 15:44
Bağır bağır uyanamadık karabasanlardan
Yazan minna (Kayıtlı)
14. 23-11-2009 12:35
bağırabiliyor musunuz? Ne mutlu size ne mutlu..
Yazan nickhotine (Kayıtlı)
15. 23-11-2009 17:49
Bağırdım. Duysalar da olur, duymasalar da olmaz. Kabul edemem ben bunu. Duysunlar.
Yazan minna (Kayıtlı)


 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 376
Ezkizler: 1065
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 1051554

Liman

chaplin9yg.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com