Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

    Çatlamış dudaklarına dokunarak başlıyorum yine her duaya,
    ne zaman aralarından sızıp düş dolu bir geceye düşmek istediysem de
    ya adabı bozluluyordu kızıl gecenin
    ya da meleğin göğsündeki iri tümör
    göç yollarını gösteriyordu tanrıya.

    Ki biz daha Babil'in asma bahçelerine dalıp ham düşler, tarifsiz aşklar toplayacaktık.
    Kim kovdu açlığına konan serçeyi?
    Şimdi "iyi çocuktu" denerek anılmaya devam ediyor,
    Babilin aklındaki son yeniçeri.
    Meleğin göğsündeki kutsal tümör
    terkedilmiş şatomun penceresinden sonsuza sarkan Rapunzel'in huzuru için uygun görüyor
    kudretiyle yakan, beyaz atlı bir mermeri.

    Ben dün gece o yük vagonuna tüm sırlarımı icra edip
    kendinden başka hiçbir çocuğu güldüremeyen palyaçonun gamzelerinde
    hâlâ canlı bir yanlarını aradım.
    Hâlâ gülebiliyorduk, ne güzel!
    Ben dün gece o yük vagonunda
    son sevgilime mektuplar yazdım;

    "Bindiğin minibüste otomatik kapı çalışırken sakın basamakta durup beni düşünmeye kalkma. O kapı kutsal bir cin giyinip seni çarpmadan önce; birikmiş ev kiraları ve bir kaç birikmiş faturayı son meleğe kilitlemiş olmanın sevinciyle, çoktan pılımı pırtımı toplayıp, düşüncenden çok daha fiyakalı bir dişi düşünceye taşınmış olacağım."


    Meleğin göğsünde kutsal tümör
    ve ona saplı bir yeniçeri süngüsü.
    Şimdi beni iyi dinleyin abiler, ablalar;
    devrik bir cümlenin içinde aranan çatısız filler gibikoyu bir tezata gebe bu özne olma güdüsü.
    Bu ünlem
    Bu, bahar.


    En yakın hastanenin çok uzağında doğurmasaydı eğer beni annem inanın,
    kendi yarıklarıma özlemden tampon yapmasını öğrenir
    sırlarımı bilet niyetine anlatmazdım o vagona.
    Benim ceseti güzel sevgilim
    ben aslında mezarının başında okuyabileceğim yeni bir dua öğretsinler diye yattım o kadınlarla.
    Şimdi toprağına sığınıp, hepsinden özür dilerim.


    Meleğin göğsünden Allah'a yükselen kutsal tümör
    ahbab kılacak yine bu gece koca şehri sancılarla.

    ...

    "Unut O'nu evlat" diye yazdı reçeteme doktor:
    Sabah, öğlen, akşam; aşk karınla.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar



    Gidişler, sürgün...
    Kalışlar, kaybolmak...

    Dudaklarım titriyor Aralık ayının ayaz gecesinde... Pencere kenarını mesken tutmuş bir yürek şehri izlemekte...
    Uzakta belli belirsiz ışık huzmeleri yanıp yanıp sönüyor... Aslında ışıklar çok ama ben en sönükleri seçiyorum sanırım...

    Daha bir dikkat kesiliyorum böyle zamanlar da... Hani yıldızlara bakarsın ya, kimisi daha parlaktır, kimisi daha sönük...
    Sanırım öyle bir şey...

    Ruhum bedenimden sıyrılalı çok oldu zaten... Kayıp şehrin sokaklarında dolaşıyor şimdilerde...

    Kaldırım taşları kırık, sokak lambaları eğrilmiş, bellerini bükmüş, parklar bomboş...
    Şehir de gayri nizami bir şeyler var hissedebiliyorum...

    Karanlıklar da kayboluyor yürekler, sonra bir daha dönmemecesine yoruluyorlar, yığılıp kalıyorlar bir duvar dibine, ağaç kovuğuna ya da sığınıyorlar bir dikili taşın altına.

    Bilirsin söylerim; "En huzurlu olduğum yer yüreğindir..."
    Hala öyle...
    Ölümlü uykum da bile rahatım artık... Çünkü içim yüreğinde...
    Şimdilik elveda diyorum tozlu rafları süsleyecek olan günlük...

    "Kayıp şehirden sana tek bir nota gönderiyorum, o da çığlık!.."

     

    Gökay Birkan SUCAKLI
    16/12/2007

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Edebiyat Eğlenceli Değildir!

    kaldırım

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Devamını oku...

Ruh Serçe Kuşu PDF Yazdır E-posta
Yazar erCAN özKAN   
Friday, 19 September 2008

ruh serçe kuşu

okula yeni başlamış

teneffüste şaşkın

bir o tarafa bir bu tarafa koşuşuyor telaşla

yalnızlığı artıyor sevmiyor teneffüsü

kan ter içinde içi

hiç içine sığmıyor serçe kalbi

nefes alamıyor

korkusuna dar geliyor sırça göğsü

hiç içinden büyük

kafes kuşu değil zira kara kuru serçe kuşu

arpa darı ararken karda kör oluyor gözü

anlıyor ki yaza yetişmeyecek acele ömrü

hiç içine sinmiyor sabah külü

sevmiyor sırat kadar dar servinin gölgesini

bir bir açılıyor içindeki her bir kabir

kapanıyor teni

ot bitmeyen şu nankör toprak

buharlaşıp bulut olunca ürperip dolu dolu diliyor ki

karlar eriyince cesedi kaynayan derelerle

huşu içinde ruhu akacak serçe kuşu

ulaşacak deli nehre

ve oradan kurşuni sisler içre

mor lacivert leylaki

denizlere dehlizlere göllere

bir kaç yüzyıl yaşlarında çocuğun yüzü

ısırıp gövdesinden ayırıyor cam bir bilye gibi

içinde üryan rüyalar saklı serçenin kafasını

ağzında bir türkünün yalan yanlış nakaratı

yüzünde kuru dere yatakları

bakışı kopuk

koltuk altlarında ısıtıyor başsız serçe yavrusunu

yaşarsa şayet belli

iyi şair olacak çocuk !


Favori olarak ekle (37) | Görüntüleme sayısı: 659

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. 22-09-2008 16:45
Bence iyi şair olmuş bu çocuk...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
2. 24-09-2008 22:25
Kesinlikle katılıyorum...
Yazan Pardus (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 345
Ezkizler: 1009
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 910289

Liman

24032008 008.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com