| duman bulutu |
|
|
|
| Yazar onur eryılmaz | ||||
| Tuesday, 02 September 2008 | ||||
|
DUMAN BULUTU Hasan ellerini gür saçlarında gezdirdi. Ağzındaki sigaranın uzayan külü kırmızıya çalan örtüyle serili masaya düşmek üzereydi. - Oh..oh… Beyimiz dalmış hülyalara, gitmiş… Uyan uyan da at artık şu taşı. Bekleyelim de buradan otobüs geçmez ki. Ali’nin alaycı konuşması uyandırmıştı Hasan’ı uykudan. Oturduğu sandalyede dikeldi. Masadakilere şöyle bir baktı. Ali de durdu kaldı, uykulu, solgun gözleri. Attı sonunda taşı. Kaldığı yerden devam etti oyun, kısa bir moladan sonra. Ali bu ya rahat durur mu? Takıldı mı devam edecek. Sonunu getirecek, sonunda da şöyle bir gerilecek, iki adım hep önde giden göbeğini kaşıyacak, çipil gözleriyle zafer kazanma havalarında süzecek karşıdakini.
-Ya Hasan kardeş, duydum, doğrudur, yalandır bilemem varsa söylersin, çıkartmışlar seni işten, bizim köse Veli’yi gördüm dün sabah, o söyledi.Nedir aslı bunun?
Hasan hangi arada önüne geldiğini bilmediği çayından bir yudum aldı. Yüzünü ekşitti. Yanıtı geciktiriyormuş gibi gömleğinin cebinden çıkardığı paketten, bir sigara yaktı, dumanını kahvenin soluk alınamaz havasına bıraktı. Ali’ye döndü. Öyle kaldı bir süre ona bakarak. En sonunda konuştu. Ağırdan.
-Meraklısın ya Ali açacak bu senin başına bir gün iş. Ama madem kaç senelik arkadaşlığımız var, o halde sana yalan söylemeyeyim. Doğru, işten çıkardılar beni. Yalnız sadece beni değil. Veli’yi birkaç kişiyi daha çıkardılar. Sebep dersen biz de bilmiyoruz.
Ali’nin rengi atmıştı. Karşısındakiler hemen doğruyu şıp iye söylemeyecekti ki konu uzasın, dallansın budaklansındı. Olmamıştı. Hasan devam etti.
-Veli’yi bilmem ben her sabah işe gider gibi kalkıp buraya geliyorum. Akşam sizle de biraz takılıyorum, hanım anlamasın diye. Erkenden eve gitmek huylandırır onu, biliyorum. Ne yapalım, bir süre daha idare edeceğiz. Öyle ya da böyle şimdilik bir işim yok. Elde kalanlarla günü bitiriyorum. Bir de eve giderken bir ekmek. Yetiyor.
Masadakiler bir öykü dinliyor gibi kulak kesilmişler, gözlerini az önce uyuklayan, sonrasında ayaklanıp konuşmaya başlayan bu adama dikmişlerdi. En ciddileri, en yakınında olması nedeniyle tabii ki Ali’ydi. Çocukluk, okul, iş arkadaşı, kız kardeşiyle evli Ali. Her seferinde kurtulamazdı ya dilinden bu çenesi düşük, hilebaz, az biraz da sahtekar herifin dilinden… olsundu. Güvenilmezdi olsundu. Kardeşini kaçırdığında ilk Hasan'ı aramıştı, bilmem nerenin köyünden, sen anlarsın erkeğin dilinden diyerek, olsundu, Gene de arada tutan adamlığı vardı.
Kahveci Nihat dayı yeni demlenmiş dumanı havada asılı çayları getirdiğinde, oyunun yarım kaldığını, dört adamın başları önde, kendi hallerinde olduğunu görünce ilkin duraladı, sonra kendine özgü sesiyle;
-Vay delikanlılar ne oldu be… Çığ mı! Düştü masanıza da sustunuz, vay benim ölmüşlerim… Derin kahkahası peşinden gelirdi. Keyifli. Gelmişti de…
Kimseden ses çıkmayınca, konuşmak büyük olarak Hasan’a kalmıştı.
-Yok vallahi dayı. Dalmışız. Ne olacak. Hep gülecek, birbirimizin kafasına okey taşı vuracak değiliz ya. Yok bir şey.
Nihat dayı gülümsemesi dudaklarında dağıttı çayları, masada ki hesap pusulasına iki çarpı daha ekleyip ocağına döndü, sanki hiç yaşanmamış gibi kaldığı yerden devam etti işine.
Sessizliği ilk Hasan’ın kapı komşusu Bekir bozdu. Deli derlerdi bu adama; ama çoğu kez herkeslerden daha akıllı laf konuşurdu.
-Bak usta, olan olur, önüne geçemezsin, o halde ne yapacaksın. Bundan sonrasına bakacaksın. Düşüneceksin. En kısa zamanda bir iş bulacaksın. Böyle oturmakla iş olmaz. Kimse gelipte çalış da demez. Evinde karın, iki de ufaklığın var. Aklını başına topla, önüne bak.
Yalan değil diye geçiriyordu Hasan, Bekir birbiri ardına cümleleri ortaya dökerken. Olmazdı. Sürse nereye kadar giderdi bu boş vermişlik. Bugün değil yarın, yarın da olmazsa bir ertesi her şey duyulur, dökülürdü bir bir…Bekir bitirdiğinde Ali aldı sözü. Alaycı değildi. Gözleri açıktı, hileli bakmıyordu.
-Takma Hasan, düzelir her şey, bir yol buluruz, iş buluruz, olmadı söylerim bizim patron beye… Kalacak değilsin ya hep böyle.
İlk kez gülmüştü günler sonra Hasan. Sarı dişleri açılmıştı birden. Bir sigara daha yaktı. Masadakilere de tuttu. Şöyle biraz geriden bakıldığında masadan bir duman bulutunun yükseldiğini görürdünüz.
ONUR ERYILMAZ 19/02/2008 Favori olarak ekle (20) | Görüntüleme sayısı: 215
1. 02-09-2008 15:51 kısacık ama ;insanlarımızın çoğunun yaşadığı bir olaya/olguya parmak basmışşın.bazan o herşeyle dalga geçtiği varsayılan insanların içlerinin ne kadar temiz duru olduklarına güzel bir örnek.eline sağlık onur kardeş Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






![21b41d7ef9519b6ce1488e1fe265f610[1].jpg](http://www.buzdangemiler.com/images/stories/resimlerim/21b41d7ef9519b6ce1488e1fe265f610[1].jpg)