Menu Content/Inhalt
güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> düz yazılar


    Üniversite için geldiği bu şehir onu büyülemişti. Bunca yılını Ankara’da heder ettiğini düşünüyordu. Ailesi neden hiç düşünmemişti ki sanki İstanbul’a yerleşmeyi. Başlarda arkadaşlarıyla çıkıp dolaşırdı şehri.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    ÜÇ KADIN BEN ÖLÜM

    zincirinden boşalmış sanrılarla kıvranırken şizoid

    küflü terler içinde baygın kent

    at ölülerinin ciğerinden sökülmüş ateşi taşır

    karanlığın yapış yapış çok orospu elleri

    sıvazlarken cüzamlı kılıç gibi yalnızlık tenimizi

    yanlış oyunlarda oyalanan kalakalmışlığımız acır

    gök bulanır yaralı karıncalar kadar ağır

    kusar kanlı döllerini avuç avuç çoğaltır

    ben mahcup piç kalakalırım ürkütülmüş saçlarımla

    elimde küflü makas

    çok mahzun duruşların azarlanmış gölgesi

    azaldıkça azalır nefes

    suskun ölüm çığırtkanı boğazı kesilmiş haylaz

    ben günahından kara çocuk

    ılık bir karabasan yorgunluğu olarak

    bir avucunda kırık kalpli mor menisi

    bir avucunda bakire annesinin ölüsü

    kalakalırım beyaz

    kefenimle doğmuş olmamın cezası bu

    Sen! intizarlı ninnilerle tabutumu sallayan ağlayan kadın.sus!

    Sen! boğup böğrüme gömdüğüm kör umut yalancı asam

    ve irin sızan her yarama kül bastıran Sen! kadın

    bütün köprülerim çürümüştür kentlere ve size attığım

    sözüm yok! bu yangın yerine yağmur yerine

    sicim gibi sağanak acılar yağdıran zaman

    bir ayetle kapanıyorum sözüm yok sana

    siz bilmiyorsunuz gece kadar habersizsiniz

    o en tenha yerlerimde karınca ölülerim

    gizli yetim ağlayışları makamında şarkılarım tam şuramda

    tam şuramda gizlidir büyük ihanetleriniz

    ve gırtlağıma sokuludur çorak toprak

    ve her daim bakire kokan toprak soğuktur

    yokuşlar yok oluşlar korkak ellerim

    o kararsız eşiklerin ilençli sıkkınlığı

    bir yürek dolusu hüznümle gidiyorum

    ey !yırtıcı kuşların terbiyeli tanrıları

    eyy ! gündüz kadar cahil korkularımız

    ölü doğdum gece kadar derin

    gözlerinden görüyorum annemin

    ölü doğdum jelatin bir rahimden

    bile güle gidiyorum

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Edebiyat Eğleneceli Değildir!

    "kıyamet çocukları 1"

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Bir yol düşledim dün

    Düşmek istenecek kadar tenha...

    Salına salına yürüdükten sonra

    Ayak izlerimi seyredebileceğim gururla...

    Ben olabileceğim bir yol

    Ve benim olan sonuna kadar

    O kadar ki sonuna geldiğimde bile

    Özlenebilecek hala...

     

     

     

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

     


    Gün batarken
    gökyüzündeki bu kızıllık yanan kalbimden göğe armağan
    gözlerimi kamaştıran ışıkları şehrin
    senin güzelliğini anımsatan
    uçsuz bucaksız bir deniz
    senin bendeki sonsuzluğunu anlatan
    dönüyorum şimdi
    ilerlerken
    kalbinin sonsuz sandığım sokağından..

    Devamını oku...

İçimden seslendi Tanrı PDF Yazdır E-posta
Yazar Yağmur Tuana   
Wednesday, 25 June 2008

İçimden seslendi Tanrı :

‘’…bildiğine inandığın tüm kelimeleri unut, bildiğine inandığın tüm anlamlarını…’’

Göçebe ruhlu bir kentin sokakları; yalnızlığın kavruk tenli çehresine mimik olur… Gün öykünüşlerinin alelade nakaratlarında taşıdığı hiçbir iz yoktur, ne de olsa her iz birer yüktür ve her yük, diğer namı sadece ‘’an’’ olan bir giyindirilmişliğin küçük ceplerine sığmayacak kadar derin uykulardan dokunur…

 

‘’…söz’ün nerede başladığı mı daha önemli yoksa bittiği mi…’’

 

Sualler alfabetik sırayla el ele tutuşturulur… İm/l/a/ları göz hizasından geçemeyecek kadar yorgundur... Geleceğin geçmiş dizemlerinde aradığı ses uyumu, birkaç harften yoksundur ve bu yüzden sol anahtarı kaybedilmiş notalar; his yordamıyla da olsa sessizliği bulur…


‘’…nasıl bir gök/yüzünün dönemecinde s/aklanır adımların…’’

 

Tebessüm karşıla/ş/malarının usulca eksilen ve eksildikçe sekteye uğrak olan ritmleri, us’un en az ışık alan köşe başına itinayla yerleştirilir… Kimseciklerin gölgesi düşmeden farkındalığa, akrep ve yelkovan belirlenmişliğinin konumları değiştirilir, fonunda kadrajlanmış imgeler en az aslı kadar gerçektir… Lakin; bu sıradanlıkta dün’ün pusulası, buharlaşan zam/an/ın paralelliğini göstermemektedir...

 

‘’…hangi lisandan tercüme etmeli fısıltıların satır aralarındaki dizilişlerini…’’

 

İmzasız ‘’merhaba’’lar nadasa bırakılmış sürelerin aracılığıyla kendi kendini yok edebilme yetisinin sahipliğindedir... Nedenselliği; bazı varoluşların, basit alışkanlıkların ötesinde karakter edinmesinden gelir… Böylesi sahnelerin ve repliklerin doğaçlama eğilimleri, kurgulanış hatalarından, bir-iki seçilmiş kare ile soyutlanır… Somutluğun havzasında ne kadar filizleniş varsa, zam/an’ın ince arıklarına teker teker nüfuz eden bir sel´in bavullarına alelacele doldurularak yağmalanır… Gelişleri, gidişlere pervasızca eşit bölen; tanımsızlıklarına işlenmiş hecelerin saydam suretleridir…

Sonsuzluğa açılan her kapının ardında bir gece vardır ve gece; açılan her kapıyı sonsuzlukla kapatır…

 

Ki içimden seslenmişti Tanrı :

‘’…bildiğine inandığın tüm kelimeleri unut, bildiğine inandığın tüm anlamlarını…''

 

yazan : y´ tuana.
/ o7o727 /


Favori olarak ekle (20) | Görüntüleme sayısı: 241

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 238
Ezkizler: 740
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 468748

Liman

057.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com