Menu Content/Inhalt
güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

    önce gözlerin elveda diyordu
    belli ki gidiyordun
    ardışık acılar kervanına kıvrılıp
    parantezler içine sakladım eksilen kimliğimi
    kadehe şarap dökecekti
    yüreğe umut yokluğun
    kör kuyulara rengarenk dilekler atar
    örterdim ayrılığın en mahrem yerlerini

    ucuz romanlarda okumuştum;
    -e halinden girilip -den halinden çıkılırdı
    hoyrat sevişmelerin
    çoğul başlayan her gece
    yıldızların kuyruğunda hayallerle kayar
    tan yerine düşerdi tekilin firariyle
    göğüs kafesime sıkışan duyguların ayak izlerini sürerken
    kalemimin kurşunu kanatıyor sayfaları

    içimde giydirilmeyi bekleyen bir boşluk
    ne koyarsam koyayım çıplak kalıyor
    ruhumun karanlık odalarından geri çekmeliyim belki de
    açık arttırmaya çıkardığım kehanetlerimi
    hiçbir ateş su doğurmayacak biliyorum
    günah çıkarma seanslarımda

    cızırtılı bir plağın deforme olmuş ritminde
    gizliyorum şuursuz hıçkırıklarımı
    parmak uçlarınla görmeni isterdim
    dilimin ucunda bıraktığın eflatun tadı

    tozlu raflardan indirmeliyim çocukluğumu
    topuklu ayakkabılarımın solosunda
    gidenle dans etmeye utanıyor gözyaşlarım
    kadın olduğumun tüm belirtilerini
    özenle çıkarıp asıyorum askıya
    gözlerinle duymanı isterdim oysa
    mecazi kelimeler kıskacında
    anlatamadıklarımı

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

     


    nihavent renkli acılardan geçtim
    tarih, tanrıları yaratmak için topu taca atmıştı
    eğildim
    gömleğimin cebinden nehirler düştü
    gusül abdesti alırken boğulan kadınlar için


    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

     


    Gün batarken
    gökyüzündeki bu kızıllık yanan kalbimden göğe armağan
    gözlerimi kamaştıran ışıkları şehrin
    senin güzelliğini anımsatan
    uçsuz bucaksız bir deniz
    senin bendeki sonsuzluğunu anlatan
    dönüyorum şimdi
    ilerlerken
    kalbinin sonsuz sandığım sokağından..

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar



    7.Mart.1983 Saat: 16.20
    “Pijamaların yok mu?” diye sorduklarında, ağzını açıp iki tek laf edemedi. İstemediğinden değil. Alt çenesine menteşeyle tutturulmuş gibi duran ön dişlerini diliyle ittirdiğinde dişleri yerine oturuyordu. Çene kemiği kırılmıştı. Eksik dişlerinin boşluğunu dilinin ucuyla yokladı. Çenesinin altından kemiğine ilişik bir kapak kalkmıştı.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Sokaklarda dolaşan ayak sesleri mi?

    Yoksa ayaklara yapışan kum taneleri mi?

    Her adımda daha da biriken

    Düşüp düşüp yeniden birleşen

    Adımlara direnen kum taneleri mi?

    Düşmemek için tutunmaktansa bir yerlere

    Bütünlemek kendini denize

    Daha cezp edici değil mi?

    Kaybolacak bir iz bırakmak için

    Çabalamaktansa

    Sal kendini bütünlüğün içine

    Deniz kaybetsin seni!

    Ufak bir çalkalanmasıyla onun

    Dibini boylayacaksın suyun

    Her yer gece

    Her yer sende

    Gece fenerini bile görmeyeceksin

    Söylemedim mi her seferinde

    Çıkarttın yine yeleğini

    Gözler içinde ki sen’e

    Ney’di gece

    Bir solukta üflendikçe

    Tüyleri ürperten

    O ölümcül sesiyle.

    Şahit oldun gözlerinle

    Bu ses devirdi yelkenlerini denize

    Ayakların zaten denizde

    Yapışmasın diye hiçbir tane tenine.

    Yüzeyde tutacak bir şey kalmadı

    Bu ses boğacak seni bu gece

    Dememiş miydik birbirimize

    Sesler yalnız gözlerde işitilmeli diye

    “bir şarkının esirisin” niye!

    Niye daldın bulutların çizdikleri resimlere

    Neyi gördün o yüzlerde

    Biliyorsun bu da ağlatmayacak seni

    Dolu gözlerin

    Ama düşmeyecek damlalar

    Bundan görmüyor gözlerin

    Kokularsa hiç bitmeyen sözleri gelenlerin

    Kendin bilirsin

    Ama unutma ki

    Çarpan kalbin senin!

    Gökyüzünde ve yeryüzünde ne varsa

    Hepsi yalnız bir nefesin!

     

    Devamını oku...

İhanet... PDF Yazdır E-posta
Yazar Gökay Birkan SUCAKLI   
Tuesday, 24 June 2008

Gün...

Sabah kendini bulmuştu bile gözlerinde...
Yeni bir ihanete uyanıyordu için...

 

Önce isteksizce doğruldun yatağında, sonra başucunda duran sahte kimliğine büründün...

 

Sadece geceleri kendin olabiliyordun, gündüzler senin için yalan ve ihanetin adıydı...

 

İşlemişti içine ilmek ilmek soğuk bir urganın ucunda sallandırılmak sevdiği tarafından...

 

Şimdi " gel " denmesini ne kadar çok isterdin değil mi?..

 

Ama sen sahte yalnızlıkların sayfalarına aitsin... Arka sayfa mizanpajlarda takılı kalmıştı cümlelerin...

 

Noktayla, virgülle, kısacası hayatın içindeki imla kurallarıyla, noktalama işaretleriyle işin yoktu senin...

 

Uzak uzak diyarlara dalardı yüreğinin içindeki küçük teleskop...

 

Bazen başucunu uzatıp değdirirdin burnunu gökyüzüne... Sonra parmağınla kutup yıldızını çizer, küçük ayının yerini değiştirirdin...

 

Hayallerinin içinde yerle yeksan olmuştun...

Başına yıkılmış zamansız zamanlamalarının arkasındaki belirsiz silüeti...

Karmaşık yazgıları kendine başucu kitabı edinmiştin...

Sahte gülüşlü çehrelerle yarıştırırdın sivilceli düşlerini...

 

Sonrası ihanetti hep...

 

Önce kendine,

 

Sonra bana,

 

Sonra tüm dünyayaydı ihanetin...

 

Bedelin kelimelerin ucunda sallanmaktı...

 

En çok da "T" harfi yakışırdı sana, çünkü tarifsizdin...

 

"J"harfinin çengeli girmeliydi böğrüne böğrüne, jigololuk yapan elleri, parmakları satın almalıydın kendine...

 

...

 

Önce... Asmalı yosma seni , sonra da yüreğine saplamalı bir hançeri...

 

"Her anne, rahminde beslerdi ihaneti..."



Birkan SUCAKLI
Defter Arası Kara'lamalar - İhanet
07/09/2007


Favori olarak ekle (13) | Görüntüleme sayısı: 264

Yorumlar (6)
RSS yorumları
1. 25-06-2008 15:19
Sevgili Birkan; 
İhanet denilince herhalde akıllara öncelikle iki kişi arasında karşılıklı olanlar gelir.  
Oysa en büyük ihanet kendi kendimize ve tüm topluma karşı yaptıklarımızdır. 
"Yatağın başında duran sahte kimliğe bürünmek" ve "sadece geceleri kendin olabiliyordun, gündüzler senin için yalan ve ihanetin adıydı" çok beğendim.  
Kişisel ve toplumsal ihanetin adeta fotoğrafı bu tespitler...
Yazan halis (Kayıtlı)
2. 25-06-2008 20:12
Hissettiğini derinden inandığım nadir insanlardansın ayna'm... 
Yüreğinle konuşuyorsun, yazıyorsun... 
 
Hadi dışarı çıkalım yine 
Beyoğlu'nda yürüyelim 
Olmadı uçağa atlayıp Ankara'ya gidelim tekrar 
Bu kez kimseyi görmeyi ummadan 
Dönme dolaba binelim 
Pamuk şeker yiyelim 
Ve ses-siz kaldım dağıtamayacağım havayı...
Yazan Kırmızı (Kayıtlı)
3. 25-06-2008 23:05
"Noktayla, virgülle kısacası hayatın imla kurallarıyla, noktalama işaretleriyle işin yoktu senin" Şiirin bütününün yanısıra özellikle bu cümleyi çok beğendim... 
 
İhanetin Anatomisi... 
 
Yine aynı yalınlık,yine aynı etkileyici üslup...
Yazan Ekin (Kayıtlı)
4. 25-06-2008 23:29
halis, kırmızı ve sevgili Ekin değerli yorumlarınızı eksik etmediğiniz için minnettarım. 
 
Çok teşekkür ediyorum.
Yazan Pardus (Kayıtlı)
5. 26-06-2008 11:43
''ihanet zincirini tutan utansın'' demiş, diyiciler.. 
 
Ne güzeldi yazdıkların..
Yazan bdb (Kayıtlı)
6. 26-06-2008 22:32
Ne güzeldi yazdıklarımız... 
 
Ve 
 
Ne de güzel olacaktır yazacaklarımız... 
 
Keşke herkes anlayabilse bdb... 
Keşke... 
 
ve ayna'm. Kurban olayım ben sana.
Yazan Pardus (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 205
Ezkizler: 595
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 328527

Liman

004.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com