Menu Content/Inhalt
güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

    ...
    Tüm umutları dilinin altına saklayıp
    Susup kaçar sen kokulu şehirden...
    Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok bu öyküyü
    Yaşandı bitti deyip kaldırır tozlu raflara...

    Top atıp, camı kıran utanmaz çocuk edası vardır satırlarında
    Bir veda mektubu bile bırakmadan düşer yollara...
    Kimi zaman kurşun yemiş tabelalara denk gelir gözleri
    Kimi zaman yarin hançerini yemiş yüreklere...

    Dilden dile geçer sözler
    Sözler söz olmaktan çıkıp işlenir kan denen mürekkeple benliklere...

    Susmazsın bilirim şair,
    Sen yolların delisi, bense seni anlatan kirli kalemin sahibi...
    Ellerim sana bulaştı ya
    Günahların en büyüğüsün sen...
    Çektin gittin,
    - hiç sormadın Kızkulesi aşıklarına
    Ya da Marmara'ya kanat çırpan martılara.
    Bide Kadıköydeki simitçi, sakın unutma...

    Sormadın ulan işte
    Sormadın kahrolası...

    Gidene yol yakışır
    Gidene yol yaraşır dedin
    Çektin gittin
    - be şair!..

    Şimdi
    Gözkapaklarım bir balıkçı oltasına yem olurken
    Tüm yalan sözleri bırakıyorum bir kenara
    Kaldırımlara düşüyor dudaklarım
    Islanıyor elimin ayasındaki coğrafya

    Susmuyor bulutlar
    Susmuyor ulan işte,
    Ağlaşıyor rüzgarla...


    Gidene yol yakışır
    Dönene bin yıl işkence.....
    Şimdi ne söylesem yalan
    Gözlerinden başka be, gözlerinden başka......



    Gökay Birkan SUCAKLI

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar


    Nihan Nesil'in ruhuna özlemle...

    Şimdi ise 26 Aralık denen bir zaman dilimindeyiz.
    Ne değişti onca zaman? Sen net âlemlerine düşmüşsün, ben yine hafiye olup senin peşine düşmüşüm. Yerden yere düşmemek için oynanan bir düşmüşüm ve her şey sapasağlam ayaktayken ben yine gizli saklı bir düşüşe düşmüşüm ama ne olursa olsun artık yorulmuş ve küsmüşüm.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    ruh serçe kuşu

    okula yeni başlamış

    teneffüste şaşkın

    bir o tarafa bir bu tarafa koşuşuyor telaşla

    yalnızlığı artıyor sevmiyor teneffüsü

    kan ter içinde içi

    hiç içine sığmıyor serçe kalbi

    nefes alamıyor

    korkusuna dar geliyor sırça göğsü

    hiç içinden büyük

    kafes kuşu değil zira kara kuru serçe kuşu

    arpa darı ararken karda kör oluyor gözü

    anlıyor ki yaza yetişmeyecek acele ömrü

    hiç içine sinmiyor sabah külü

    sevmiyor sırat kadar dar servinin gölgesini

    bir bir açılıyor içindeki her bir kabir

    kapanıyor teni

    ot bitmeyen şu nankör toprak

    buharlaşıp bulut olunca ürperip dolu dolu diliyor ki

    karlar eriyince cesedi kaynayan derelerle

    huşu içinde ruhu akacak serçe kuşu

    ulaşacak deli nehre

    ve oradan kurşuni sisler içre

    mor lacivert leylaki

    denizlere dehlizlere göllere

    bir kaç yüzyıl yaşlarında çocuğun yüzü

    ısırıp gövdesinden ayırıyor cam bir bilye gibi

    içinde üryan rüyalar saklı serçenin kafasını

    ağzında bir türkünün yalan yanlış nakaratı

    yüzünde kuru dere yatakları

    bakışı kopuk

    koltuk altlarında ısıtıyor başsız serçe yavrusunu

    yaşarsa şayet belli

    iyi şair olacak çocuk !

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler


    Dün gece rüyamda, Aya Yorgi'ye giden
    melodili yokuşun resmini çizdim.
    Dalga dalga mendiller,
    renk renk merdivenler arasında
    absürd bir kara komedi,
    ismi yok(ol)uş melankolisi.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    ben sırtıma almışım

    korkmuş bir halkın tek cesur sözcüğünü seviyorum

    ve ölüyorum

    Devamını oku...

Omzunda Vişne Çürükleri ve Amnezyak Diş İzleri PDF Yazdır E-posta
Yazar Sinem Sal   
Monday, 23 June 2008

Yatakta uzanıyorsun.Örümcek ağının narin yapısına çivilenmiş sivrisinekler gibi kıpırtısız ve yensem de bitse der gibi bir uzanış ve susuş hali.Tavanın her zaman pürüzlüydü.Beyaz, aşağı doğru sarkıtları olan bu tavan üst kattaki komşuya göre tabandı.Demek ki aynı şey farklı yerlerden ve yaşantılardan bakıldığında ayrı amaçlar için kullanılıyordu.Senin ulaşamayacağının üzerinde bir ötesi ayak gezdirebiliyordu, koşabiliyordu hatta iki buçuk yaşındaki kız çocuğu bu tav/banın üstünde tepinebiliyordu.

 


Duş almak için banyoya geçiyorsun.Aynada beyaz bir yüz ve küçük kahverengi gözler karşılıyor seni.Yaklaşık 37 senedir aynı gözlere sahipsin.Üstelik onlardan sıkıldığın da olmadı hiç, şaşıyorsun.Yine sabah erkenden çıkmış olmalı evden.Dolabın çekmeceleri açık bırakılmış belli ki beyaz gömleğini bulmakta güçlük çekmişti her zamanki gibi.Dolabı açıyorsun.İçin götürmüyor kalabalık bir kahvaltıyı.Kapatıyorsun ve bir kahve yapıyorsun kendine.O sırada kapı çalıyor.İki ekmek ve günlük gazeten...Nedense öteki gün bayatladı diye birini atacağın ekmeği tam on bir senedir sipariş ediyorsun ve on bir senedir her gün bir ekmeği ufalıyorsun balkon demirinin altına.Her ne kadar Nilgün'ün sözünü tutmaya çalışsan da, öyle ya "kuşlara iyi bakın" demişti intihar mektubunda, aslında sen biraz da bahane giydiriyorsun bayat ekmeklerine.Onlar senin iyiliğinden değil, kocanın eve erken gelme ihtimaline karşı alınmış karın toklukları.


Duş almak için banyoya giriyorsun.Omuzlarında vişne çürüğü izler...Tadı güzel midir ki?Ne garip değil mi, insan kendi tadını hiçbir zaman bilmiyor ve öğrenemeyecek.

İzmarit çiğneyen kaldırım taşları gibi,
Üstüne basılıyor saçlarımın.
Ben hiçbir zamanı yetiştiremedim
Koşuda düşen at bünyeme.
Ve korktuğumdan fırlattım sırtıma çökenlerimi,
Yorgunluğum hükümsüzdür.

Buz tutmuş karların altında eski sıcak giz değil mi oysa?
Çıkacaksa çim yeşili ortaya,
Ki bir gün ben de düşeceksem bu yeşilin altına,
Gözümü alan beyaz her zaman beyaz mıdır sadece?
Cennet bile yedi katsa,
Kaçıncı katındayız dünyanın?
Zeminin manzarası buysa ,
Çatı katına gömün bedenimi öldüğüm vakit.

Tenler birer leke sevişirken gece vakitlerinde.
Cuma günlerinin mübarekliği tutuyor da
Günaha giriyor diğer altı gün,
Altısının da altı yatak,
Üstü bir at, bir kısrak.

Omzumda vişne çürükleri ezilmiş
bahar gecesinde,
Annem olsa reçel yapardı.
Ben dokunamadım bile.

Hayatı baş aşağı izlemeye kalkmış bir yarasa gibi gecenin orta yerinde kalıveriyorsun bir dalın altında.Dünya ters geliyor uçmaya başladığın her vakit.Seneler önce evleniyorsun his boşluğu kabarık bir adamla.Başarının yüksek, isteğinin yok olduğu bir meslekte en iyilerden biri oluyorsun.Çocuk doğurmayı çok istiyorsun, eşin istemiyor, o yüzden hep zayıf kalıyor göbek kısmın.Bir dağ gölü kasabasında uyanmayı diliyorsun; fakat yine beton evinde uyanıyorsun storlu perdelerden içeri sızan gün ışığıyla birlikte.

Sen hayatı baş aşağı izlemeye alışkın bir yarasa gibisin."Uçuyorum" dediğin an insanlara göre olağan, kendine göre ters hayatta havalandın.

Tutup iki omzundan hayatı sarsasın var, tam yakaladım diyorsun, insanlar gülmeye başlıyor, bu kadın paçasına yapışıp hayatın ne dileniyor diye.

Baktığın yere göre düz duran her şey nasıl da değişir görüyorsun.Duşunu aldın, evden çıkıyorsun, arabana biniyorsun, en sevdiğin şarkı çalıyor kulaklarında " La Alegria"... Üstelik senin "seni sevmenin günahını ödemek için yaşıyorum." diyebileceğin biri bile yok artık.Her şey alelade, her şey öylesine, biraz da öyle olması gerektiği için öyle işte.

Oturup ağlıyorsun, değiştirmek için ortalama belki de 30 senenin daha olduğu hayatı hala kabulleniyorsun diye.
Sinem Sal

Favori olarak ekle (22) | Görüntüleme sayısı: 485

Yorumlar (6)
RSS yorumları
1. 26-06-2008 22:02
biliyorsun ama ağlamak çare değil tükenişlere ve geçip gideeckse ömür böyle boş bir şekilde.bırak boş kalsın tüm boşluklar.zihninin doluluğu yeter bir ömür boyu seni gerçeklerle yüzleştirmemeye...
Yazan kiitosindarkness (Kayıtlı)
2. 27-06-2008 11:32
ne güzel BUZ ' DAN GEMİLERde yüzünü güneşe çevirmek  
SİNE ' si SAL olanın kar sularına karışması ne hoş ...
Yazan çağan yiğit (Kayıtlı)
3. 28-06-2008 12:29
Bence zihnin doluluğu ( verimi ) her zaman korkusuz bir insanı gerçeklerle yüzleştirecektir.Ama gerçeklerin karşısında kale gibi bir beyin ve yürek bulacağı da kaçınılmazdır. 
 
Merhaba Sinem Sal
Yazan Ekin (Kayıtlı)
4. 02-07-2008 14:25
İzmarit çiğneyen kaldırım taşları gibi, 
Üstüne basılıyor saçlarımın. 
Ben hiçbir zamanı yetiştiremedim 
Koşuda düşen at bünyeme. 
Ve korktuğumdan fırlattım sırtıma çökenlerimi, 
Yorgunluğum hükümsüzdür. 
......... 
bu sözleriniz..etkilendim..
Yazan minna (Kayıtlı)
5. 02-07-2008 15:37
Tenler birer leke sevişirken gece vakitlerinde. 
Cuma günlerinin mübarekliği tutuyor da 
Günaha giriyor diğer altı gün, 
Altısının da altı yatak, 
Üstü bir at, bir kısrak. 
 
Çok farklı bir anlatım... 
Tadı çok güzeldi Sinem hanım... 
 
Tebrikler.
Yazan Pardus (Kayıtlı)
6. 10-08-2008 08:59
oltaya takılmış tam online olduğum anda 
güzeldi 
teşekkürler...
Yazan Sevdaa (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 238
Ezkizler: 740
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 469228

Liman

51534127.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com