Menu Content/Inhalt
Güverte arrow eskizler arrow şiirler arrow Kırmızı Kurdela Taktık Arsızın Yakasına

üye girişi


Kırmızı Kurdela Taktık Arsızın Yakasına PDF Yazdır E-posta
Yazar atamankale .   
Wednesday, 18 June 2008

 

 

 

 

 

Bizler, yalanlayıp yaşanılanlarımızı,
kirpik uçlarına asar olduk salına salına...

HENÜZ KAŞ KARARMADI Kİ

Aslında çekilen acıyla değil de, acıya sebep olandan dolayı sırtüstü düşüşler yaşar olduk, yüksek dostlukların vefasız mızmızlıklarından diken diken kayarak.."Bir başka ben yok ki" diyen şarkılara inat, her gün bir başka benleşir olduk sen dillerinde... Ve kendimizi hava karardığında salar olduk, arka sokaklarımızın yalpalayan vefalarına...

Vefa dediğimizse, çoktan yoldan çıkmış bir kaç arsız hatıradan başka ne ola? Hatıralar ki, yürek koyduğumuz dünlerimizin unutulmuşluklarından düşüp düşüp kırılır oldu, “artık böyle"lerimizde...

Bizler, yalanlayıp yaşanılanlarımızı, kirpik uçlarına asar olduk salına salına...Kovar olduk boşluklarımızı ruhlar mezarlığına...Taptık sahte zevklerin sarıp sarmalayan sarhoşluğuna...

Hoyratça harcayıp umutlarımızı apartman odalarında, sonra çıkıp o odanın balkonuna çığlıklarla susarak, intihar ettik karşı komşumuzun selamsız duruşlarında, hissetmeyen yanlarımızla...

Yaşanılmayan anlarımızın adını "can sıkıntısı" koyup, yeşil çaylar içer olduk passifloranın doğal uyuşturduğu ağır aksak ruhlarımızla...Sahte düşlerimizde demlenip demlenip adını "teselli" koyduk, körpe yanlarımızın...

Kapı önünde bali çeken yüreklerimize bakar kördük artık ve yadırgamaz olduk gazete tümcelerine sıkıştırılmış anne katilimizi... Duygusallığın adını "güçsüzlük" yapıp duygusuzluğun hoyrat yanlarına sarıldık. Kimseler görmesin diye ağlayarak koştuğumuz lavabonun, fayans çiçekleri ne kadar teselli edebilirdi ki artık gözyaşlarımızın ürik asit kokan yanlarını, yaralarını?..

Avucumuzun bir karışlığı küçülüp burnumuzu silerken, silebilir mi başka bir avucun yanağımızda bıraktığı kırmızı sesini? Sözlerimizi küskünlüklerimize ekleye ekleye her güz yağmurlarında, geç kalmışlıklarımızın ne kadarını geri getirebiliriz ki ?...Aşkın tükettiğimiz insanî yanlarının ne kadarını yaşayabiliriz, yukardan aşağıya soldan sağa oynadığımız çapraz sanal oyunlarımızda?..

Biz ki; bulduğu her yüksekliğe sarmalanarak hep büyüyen bir sarmaşık dahi olamazken artık hayat yollarında, kırmızı kurdela taktık arsızın yakasına? Sandık odalarına kilitledik faber kalemlerle yazdığımız adab-ı muaşeretlerimizi. “Niye böyle”lerimizle naftalinledik üzerlerini...

Bürülendiğimiz fabrikasyon insanlıklarımızı, etollerimizden atmak için çok mu geç ? Çok mu ayıp ettik insanîliğimizin kendi halindeliğine? Hatırlamak çok mu zor çiçekçi böcekçi amcayı? Vakit dar mı güzellikten yana? El el üstünde beklemeye devam mı? Sevgili yanlarımızı hak ettiği yüreğe geri getirmek çok mu zor?..

Zor mu ? Zor mu? Zor mu?

 

 

 

 

H e n ü z k a ş k a r a r m a d ı k i!!!

 

 

 

AralıkikibinsekizankarAtamankale


Favori olarak ekle (51) | Görüntüleme sayısı: 837

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. 21-06-2008 03:01
"çığlıklarca susarak,intihar ettik" 
"Yaşanılmayan anlarımızın adını `can sıkıntısı` koyup" 
"Duygusallığın adını "güçsüzlük" yapıp,duygusuzluğun hoyrat yanlarına sarıldık." 
"ağlayarak koştuğumuz lavabonun,fayans çiçekleri ne kadar teselli edebilir ki" 
 
şiir, öykü, deneme; epik, lirik; iğneleri kendimize batırarak yadsıyıp gizlediğimiz acılarımızı dile getirmek, bakar kör gözlere göz olmak; eleştiri, özeleleştiri... ya da her neyse o!
Yazan cumali22 (Kayıtlı)
2. 30-06-2008 10:15
teşekkür ederim içten yorumunuza.
Yazan minna (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 345
Ezkizler: 1003
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 886103

Liman

044.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com