Menu Content/Inhalt
güverte arrow eskizler arrow düz yazılar arrow Cahit Sıtkıya Mektup

üye girişi


Cahit Sıtkıya Mektup PDF Yazdır E-posta
Yazar hande çağdaş   
Friday, 06 June 2008


Eğer tekrar sabah olsa, geceyi düşünüp bilmecelerde kalır mıydın? Belki de “geride kalanlar vapuru”nu kaçırmazdın bu sefer. Ama mademki vakit akşam, şimdi tek bir nefes, bir ömür eder.


Puslu bir hayale dalmak gibidir zaman nehrinin akıntılarında, sürüklendiğin hatıralar boyunca, nerede, hangi taşa çarpacağını düşünmek. Yeni tomurcuklanmış, dalında kendini yeni bulmuş bir filizi güzde düşünmek kadar elemlidir bu ileri uzanışlar.

Gençliğin o sürgitinde, ruh, bedenden yorulsa da, durup dinlenmez yahut sormaz kendine “Bu gidiş nereyedir?” diye. Uzağı yakın yapma arzusuyla koşar, koşar ve yol alır. Bilmez o uzağın her geçen gün ile beraber o kadar da “uzak” olmadığını. Rüzgarlardan en ferahlatıcısının estiği bir nisan akşamından ayaz kesmiş kış güneşlerine sığınışa kadar yaşananlar. İşte onlar, kış güneşlerinin ürperten gecelere terk ettiği çiğ karanlıklarda sinsice gelirler emanet verdikleri mutlulukları almaya ya da yaşattıkları acıları canlandırmaya.

Baki kalmayanların ardısıra bakarken anlaşılır yaşanan her şeyin bir kış gecesi rüyasıyla sona ereceği. Gün olur, imkansız vuslatlardan birinin eşiğinde titrerken anlaşılır yalnızlığın gittikçe arttığı.

Asude bir boşluk gibi ruha dolan, ömrün kavs-i kuzehini kemiren yıllar öğretir insana; gökyüzünün başka renklerinin de olduğunu. Geç fark edilir belki, taşın sert, her doğan günün ise yeni bir dert olduğu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış… Ne garip! İnsan bunu son deminde anlarmış. Şimdi tarumar olmuş bahçelerde, daha mevsim yeşilken, daha gün batmamışken koşuşan küçük çocuklar anımsanır birden.

Oluklardan akan zamanla yitip gidenlere ağlayan gözler, aslında sadece, bir zaman ellerinde olan ama çoktan salıverdikleri uğruna yaş dökerler. Gençliğin kıymeti bilinmediği için yıllar geçtikçe korkulur yaşlanmaktan. Ölmekten de korkulur, belki de yaşamak ne demektir bilinmediği için.

Uzun soluklu bir masal gibi yıllarını dinlerken, hayal kırıklıkları, beslenilen umutlar gelir insanın aklına ya da geçip gidenlerin bıraktığı ufak bir mutluluğun kollarında teselli arar mecalsiz kalmış olan benlik.

Yüzün toprağa dönmüşse artık, nicelerinin “kıymetlileri” senin “hiçlerin” olmuştur. Her şey sona ermeden biraz daha ışık için bir zamanlar değerli olanları bir çırpıda gözden çıkarırsın belki de. Eğer yaşamın lügatında “tekrar” olsaydı, vakit erkenken, daha fazla hata yapmak için nice güneşlere yalvarırdın batmasınler diye.

Engelleri siler, daha fazla bakar gökyüzüne, daha fazla çekerdin belki de temiz havayı içine. Daha fazla ağlar, daha fazla aldanır ya da daha fazla aldatırdın. Belki küllerinde yürürdün hayatın yahut tavında dövülürdün. Kaybolup gidecek olanları daha kuytulara saklardın, dikenli güller toplardın, eminim! Eğer tekrar sabah olsa, belki mavinin her tonunda mutluluğu, siyahın her tonunda acıyı daha derin yaşar, kendi kanatlarını da kırmazdın. Eğer tekrar sabah olsa, geceyi düşünüp bilmecelerde kalır mıydın? Belki de “geride kalanlar vapuru”nu kaçırmazdın bu sefer. Ama mademki vakit akşam, şimdi tek bir nefes, bir ömür eder.

13.07.05


Favori olarak ekle (11) | Görüntüleme sayısı: 217

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 238
Ezkizler: 740
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 468954

Liman

eyl.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com