Menu Content/Inhalt
güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

     

    Dün gece rüyamda
    Sağanak kurşun altında sek sek oynadım.
    Tuttum kırık bir tebeşirle
    sarı bir zemine şiir yazdım:
    "Bazı çocuklar sözler verir
    Bazı sözler tutarsız
    Bazı tutumlar kelebek olur
    Kanatları kanar.."

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

     

     

     

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Kahvesini bekliyordu. Bu kadar uzun sürmemeliydi. Hemen hayal dünyasını kullanarak bir senaryo yazdı.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Sevgili kendim, nerede olduğundan ziyade merak ettiğim neden saklandığın. Neden “olmamayı” seçtin?

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    “ Bence edebiyat bütün çeşitleriyle masalla başlar, masalla biter. Ama gene de masal şiire yakındır en çok. Ritmiyle, tekrarlarıyla, lakonikliğiyle, hayaliyle, hasretiyle......Masallar insanları kaynaştırır .....“diyor büyük usta Nazım Hikmet “Sevdalı Bulut “ isimli masal kitabının önsözünde ....

    Bize hayaliyle ilham veren Ekin’imize…

    GÜNEŞİN GÜLÜMSEDİĞİ GEZEGEN

    Bir varmış, bir yokmuş; dünyamızdan çoook uzaklarda muhteşem bir gezegen varmış. Bu sihirli gezegenin gökkuşağının renklerini andıran bir halesi varmış çevresinde çocuklar...

    Bu gezegende sadece Kraliçe peri Perişya, onun himayesindeki periler ve kötü peri Perperişan yaşarmış. Kraliçe ve şövalye perilerin uzun kar beyazı elbiseleri, bembeyaz kanatları, upuzun saçları ve bembeyaz atları varmış. Şövalye periler Kraliçeleri ile birlikte bazen sihirli atlarına binip, buzda kayma endişesi olmadan doludizgin giderek, bazen de büyük kanatlarıyla uçarak Peri halkına yararlı olurlarmış. Perperişan ise her defasında yenilgiye uğramasına rağmen, perileri ağına düşürüp, Kraliçe ile kavga edermiş. Bir türlü akıllanmaz ve hiç gereği yokken gezegende savaş çıkarırmış, her defasında da yenilirmiş…

    Dönelim dünyamıza…Van, San ve Tin anne ve babaları ile mutluluk içinde yaşarken bir gün dışarıda oynamak istediklerinde, anneleri “ oynayabilirsiniz ama sakın bahçeden dışarı çıkmayın, kapının önünde oynayın, size verdiğim öğütleri de unutmayın” demiş, babaları da gülümseyerek annelerini onaylamış.

    Üç kardeş Tin’in önerisiyle evlerinin bodrumunda buldukları eski eşyalarla müthiş bir uzay gemisi yapmışlar ve bizimkilerin uzay macerası da böylelikle başlamış.

    Van, San ve Tin uzun süre çalışarak en sonunda bu sihirli gezegene ayak basmayı başarmışlar. Orada ne görsünler; gökyüzünde güneş bütün ihtişamıyla gülümseyerek, yeni bir günü müjdeleyerek doğuyormuş... Üstelik her yer rengarenk buzlarla, buz kayalıkları ile doluymuş.

    Üç kafadar gezegene ayak basar basmaz tabiî ki donma tehlikesiyle karşılaşmışlar. Ama neyse ki her ihtimali düşünerek yanlarına çok kalın giysiler almışlar; şapkalarını çıkarıp gülümseyen güneşi selamlamışlar.

    Diğer yanda kötü peri Perperişan’ın çok canı sıkılıyormuş. Yeni kötülükler yapmak istiyormuş.

    Tin kardeşlerinden ayrılarak bu garip ama güzel gezegeni keşfe çıkmış. Gözleri hayranlıktan kamaşmış bir halde yürürken kardeşlerinden de bir hayli uzaklaşmış ve karşısına siyah pelerini ile Perperişan çıkıvermiş. Çünkü Tin, Perperişan’ın yaşadığı koyu mor buz mağarasının tam önünde imiş. Perperişan mutlulukla ve tüyler ürperten kahkahalar atarak, akşam yemeğinde yemek için küçük dünyalı Tin’i, mağarasındaki kurbanları için hazırladığı özel bir odacığa hapsetmiş.

    Diğer yandan Van ve San, kardeşlerinin yokluğunu fark ettikten sonra onu merakla aramaya başlamışlar. Bir taraftan da ağlıyorlarmış. Derken birden karşılarında Kraliçe Perişya ve iki peri belirivermiş. Kraliçeye kardeşlerini kaybettiklerini söylediklerinde Perişya billur sesiyle yatıştırmış onları ve hep birlikte Perperişan’ın mağarasına gitmişler. Perişya sihir gücünü kullanarak kötülük perisini etkisi altına alırken, diğer Perilerle Van ve San da Tin’i hapsedildiği yerden kurtarmışlar.

    Tin yatağında mutlulukla mırıldanmaya başlamış. Annesi “güzel bir rüya görüyor anlaşılan” demiş ve yanağına bir öpücük kondurup, hafifçe saçlarını okşamaya başlamış. Uyanıp kardeşleriyle okula gitmesi gerekiyormuş…

    Tin esneyerek uyanmış ve evinde, yatağında ve annesinin yanında olmasına çok sevinmiş ve yataktan şarkılar söyleyerek kalkmış.

    Van, San ve Tin büyük bir iştahla annelerinin hazırladığı sütlerini içmişler ve reçelli ekmekleri ile diğer güzel şeyleri yemişler. Tin bir yandan diğerlerine gördüğü rüyayı da anlatmış . Okul yolunda ilerlerken Tin hala gördüğü rüyanın ve gizeminin etkisi altında imiş. Bir an gökyüzüne bakmış ve gülümseyen güneşi görmüş…

    Devamını oku...

İlk Resmim PDF Yazdır E-posta
Yazar ihsan ari   
Thursday, 15 May 2008

 

 

ARI’NIM VAR OLDUĞUMU SÖYLEYEN … Buna benzeyen bir şeydi ilk resmim. “Kayıp şaheserim.” Altı yaşındaydım. Görünmez olduğumu düşündüğüm zamanlardı. İlk ilkokul öğretmenimin beni değil, resmimi gördüğünü düşünürüm, gördüğünü ve Hacı Mustafa’ya, Ayşe’ye, Hacı Hüseyin’e, Kadiriye’ye, Aysel’e gösterdiğini. O an, bir anı değil. O, yıkılan okulda, hiç yıpranmadan duran bir anıt benim için. Sanırım, o zamanlar, kendime sunduğum; o kocaman soruyla başlar sıkıntılarım. VAR MIYIM? Ve hala süregelen tanımsızlık, yanıtsızlık… Renk sözcüğünü ilk Abidin’in söylediği türküyle duyuşum da o zamana rastlar. Hala karıştırırım beniz sözcüğüyle. Diğer sözcüklerimin öğrenme öyküleri kayıp. O ilk resmimle, yaşamın dolaşık iplerinden birini yakalamıştım. Kuddüs’ün kamyonuna tutunmak gibiydi bu, coşkulu. Hep kızların defterlerine çiziyordum, papatya çiçekli, kocaman ceviz ağaçlarını. Onbir yaşındaydım ve ilk yılıydı “parasız yatılının”. Dünyanın en güzel kadını; resim öğretmenim Behiye Büyükişleyen, o, zarif ve nazlı sesiyle; “bu harika, devam et”diyordu. Tanrım, yaşam ne kadar da güzel! Bu sevinç çok ayrı. Dünyadan önce keşfetmiştim Zahit Büyükişleyen’in büyüklüğünü. Sınıf arkadaşlarıma yaptığım resimleri tek tek seçip, kızdığı gün. Vardım işte… Resim; bana var olduğumu söyleyen şey oldu zamanlar ve hala… RESİMLERİM· Dinlediğim her sesle, dinleyemediğim diğer ses arasındaki sus… Şarkılayamadıklarım… · Okuduğum her sözcükle, okuyamadığım diğer sözcük arasındaki boşluk…· Yazamadıklarım… · Gördüğüm kareyle, göremediğim diğer kare arasındaki renk…· Boyayamadıklarım… · Güldüğüm her kahkahayla, gülemediğim diğer kahkaha arasındaki tebessüm…· Ağlayamadıklarım… · Gömüldüğüm her siyahla, gömülemediğim diğer siyah arasındaki beyaz…· Rüyalayamadıklarım… · Saydığım her akkoyunla, sayamadığım diğer akkoyun arasındaki çit…· Uykusuzluklarım… · Aldığım her yudumla, alamadığım diğer yudum arasındaki hasret…· Susuzluklarım… · Attığım her adımla, atamadığım diğer adım arasındaki yol…Uzaklıklarım…· Aldığım her nefesle, alamadığım diğer nefes arasındaki ölüm…· Aşklarım… · İçime giren boşlukla, içimde olan boşluk arasındaki sonsuzluk…· Sevgim… · Dokunduğum her kıyıyla, dokunamadığım diğer kıyı arasındaki nehir…· Duygularım… · Kokladığım tomurcukla, koklayamadığım çiçek arasındaki bozkır…· Sadakatim… · Düşen ilk yaprakla, düşemeyen son yaprak arasındaki vefa…· Çözemediklerim… · Okyanusa düşen bir damlayla, düşemeyen diğer damla arasındaki umut…· İbadetlerim… · Dışımı saran Tanrı’yla, içimde olan Tanrı arasındaki sevda…· Muhabbetlerim… · Sürdüğüm her fırçayla, süremediğim diğer fırça arasındaki renk…· Bekaretim… · Boyadığım her tuvalle, boyamadığım diğer tuval arasındaki acı…· Hamileliğim… · Tuvalime attığım imzayla, atmadığım imza arasındaki utanç…· İhanetlerim… · Geldiğim boşlukla, gidemediğim boşluk arasındaki oyun…· Yaşamım… · Doğduğum sessizlikle, doğmadığım diğer sessizlik arasındaki gürültü…· Yaşadıklarım… · Boş bir bulut gibi girdiğim ve boşaltıp gideceğim yalan…· Bedenim… · İçime düşen her damlayla, düşemeyen diğer damla arasındaki yağmur…· Resimlerim… RESIMLERIM…

İhsan arı 14.02.2007 Ankar

www.art-arinim.com

kitapları:

DİLFABE

HALFABE

DİLHAL

DİLHAT

 


Favori olarak ekle (22) | Görüntüleme sayısı: 211

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 238
Ezkizler: 740
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 467715

Liman

1177693390.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com