| Sırılsıklambaç (Direk Baba) |
|
|
|
| Yazar ömer kırat | ||||
| Sunday, 04 May 2008 | ||||
|
Bağırsaktan boşalırcasına yağıyordu yağmur. Bu bok gibi havada ne demeğe dışarı çıktığını bilmez halde yürüyen adam, su birikintilerine basmamak için tuhaf bir rotada ilerliyordu.
Birden durdu. Vücudunun üst kısmı bu "birden duruşa" hazır olmadığı için ancak birkaç kez ileri geri savrulduktan sonra dengesini bulabildi. İşte, tam karşısındaydı! Bütün heybetiyle, zamana ve mekâna meydan okurcasına... Bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi o kadar da hür değilmişçesine... Betonarme yapısı yeryer sukoyuvermişti ve bir bakıma "iskeleti" sayılabilinecek inşaat demirleri gün ışığına çıkmıştı. Üstüne yapıştırılan sayısız ilan ve reklam, ona; tüm vücudu, rengi solmuş dövmelerle kaplı, yaşlı bir adam havası vermişti. Çocukluğunun geçtiği mahalledeki bu eski elektrik direğinin ertesi gün söküleceğini duyunca, onu son bir kez görmek istemişti. Toplum tarafından ilk ve ve ebedi dışlanışının tek şahidi bu direkti. O günü çok iyi hatırlıyordu. Mahallenin çocukları tarafından ilk (ve son) kez saklambaç oynamaya davet edilmişti. Ebe olarak seçilmesine üzülmemişti bile... Hemen yummuştu gözlerini, elektrik direğine... Saymayı bitirip gözlerini tekrardan açtığındaysa rüya bitmişti. Çocuklar onunla dalga geçmiş ve hepsi evlerine gitmişlerdi. Uzun süre bağırmıştı "KURTSUNUUUZ! ÇIKIIIN!" diye... Ama kurt ilan ettikleri, aslında sokak köpeği bile olamazlardı. Terk edildiğini anlayınca direğin dibine çöküp gözlerini tekrardan yummuş ve yüze kadar ağlamıştı. Onu terk etmeyen tek varlık bu aptal direkti. Son kez yummak istedi ona... Kollarını açtı ve sarıldı. Gözyaşları yağmur damlalarına karışarak akarken, üstündeki plastik kısım soyulmuş olan kablolar kısadevre yaptı ve adamın acılarına sonverdi. Direk, kötü günlerinde hep yanında olduğu bu adama son görevini yerine getirdi. Ve hayırsever bir vatandaş kimsesiz adamın cenaze masraflarını karşılayıp, elektrik direğini mezartaşı olarak kullanarak burayı bir anıt-mezar haline getirdi... İşte yalnız kalplerin şifa aradığı Direk Baba'nın hikayesi bu...
Favori olarak ekle (51) | Görüntüleme sayısı: 660
1. 06-05-2008 12:30 samimi ve güzel bir yazı. çok hoşuma gitti. yalnız yazının başlangıcı kalan kısmına kıyasla ağzıbozuk yazılmış. o şekilde devam edebilirdi ya da o kısım da yumuşaklaştırılabilirdi. bu şekilde de çok iyi. ellerine sağlık. 2. 06-05-2008 12:54 koşaradım, kendini bekleyen sona hazır ve razı, tempolu, sağlam yazı.eyvallah. 3. 07-05-2008 22:30 (Merhaba...)" Zaten kendisini bilmesini de yalnızlığına borçluydu " cümlesi özellikle hoşuma gitti. Esasen ben de düşünen,kendisi ile baş edebilen her insanın özünde yalnız olduğuna inanırım... 4. 15-05-2008 11:08 dilimde bıraktığınız şekerli acı için teşekkürler :) 5. 17-05-2008 13:07 giriş kısmına hoşgeldin demeden hatta görmezliğe gelsem biliyorum ama yine de orda varlığı inkar edilemez şekilde bana bana bakıyorlar...sonları görüp yaşamasam ...giriş bana nanik yapacak gibi aslında ben onların göremediğiniz yanıyım diye... elinize sağlık...bunları düşündürdünüz bana...düşündüren yüreğinize teşekkür ederim... Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






