| HİÇBİR ŞEYİN YILDÖNÜMÜ |
|
|
|
| Yazar hande çağdaş | ||||
| Tuesday, 08 April 2008 | ||||
|
Sevgili kendim, nerede olduğundan ziyade merak ettiğim neden saklandığın. Neden “olmamayı” seçtin?
Dünyanın hangi köşesine saklanırsa saklansın asla kaçamayacak olan kendime sesleniş… Seni unuttuğum yerlerden göçeli ve o diyarlara tekrar döneli çok oldu. Lakin seninle çakışmadı yollarımız, bulunamayanlardansın. Bunu geçici bir durum olarak görüyorum. Kaçmak yoktur, sonsuza kadar saklanmanın var olmadığı gibi. Sevgili kendim, nerede olduğundan ziyade merak ettiğim neden saklandığın. Neden “olmamayı” seçtin? Kendini imkansızlaştırmak meselesi var galiba aklında fakat sadece kendini kaçırdığının farkında mısın? Kendini kendinden kaçırdığının. Bu da geçecek elbet, elbet bulunacaksın. Zor zamanlarımda yanımda olsaydın, keşke. Biraz daha duruluyor sularım ve eğer şimdi çıkıp gelirsen dünyanın hiçbir şeye değmezliğini tekrar ve tekrar suratıma çarpmış olacaksın. Son anda buluvermek değil mağrifet, aslında hiç kaybetmemek. Fakat bir yolcu uğurladıysan bir kere, en azından bir kere, kaybetmelere de alışıyorsun. Kaybetmeler her daim pis kokan nefesleriyle ensende duruyorlar. Yürüyüp gitmek, çıkış yolu bulmak gününde de değilsen artık, bekleme salonuna alıyor hayat seni. Söylemen gerekenleri ne kadar uzak tutabilirsin ki kendinden? İşte beklerken bunları öğreniyorsun. El üstünde tutulduğun dalların kaçından düştüğünü, kaç kafesten kaçtığını, kaç aldanışın etken ya da edilgen kahramanı olduğunu, kendine kaç defa yalan söylediğini, kaç defa dönüşsüz bir yol bulduğunu tüm yolların mutlak bir yere çıktığı şu hayatta… hepsi öğretiliyor o odada. Rüyaların ne kendisi ne de tersi çıkarmış demeyi başarmanın önemini geçen saatler gösterecek sana, orada. Ani bir özlemle gözlerinin aradığı insanlar belki orada karşına çıkacak, sıkışmış ruhlar mabedinde. Bulmak için şehri delik deşik ettiğin insanlar aslında hayatın başka bir fazında bekliyorlarmış seni. Aramak hakikaten nafileymiş, aramak hakikaten riya imiş. Üstüne basıp geçtiğin her şey gibi ki şey kavramının içini dilediğin gibi doldurmakta serbestsin, umarsız, sonsuz bir uğraşmış aramak, bulmama bulamama umuduyla aramak. NİCE SENELERE BEN…
Favori olarak ekle (56) | Görüntüleme sayısı: 705
1. 28-04-2008 15:34 EDEBİYAT DAHA DA DOĞRUSU SENİN İÇTİĞİN SU ZEHİRLİ.HEMEN KUS VE KAÇABİLDİĞİN KADAR UZAĞA KAÇ.KANIN VE DAMARLARIN ARINSIN BİR AN EVVEL.EDEBİYAT YALAN HAYAT GERÇEKTİR ZİRA..... 2. 28-04-2008 22:25 Ve bulduğunda bile çaktırmamak hayata, çünkü bulmak kaybetmeye başlamaya benzer. Kaybetmemek lazımdır Sevgilim. Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

Dün bir kızla karşılaştım. Küçücük ellerinde taşıdığı kalbiyle çıktı karşıma. Kıvırcık saçları vardı insanı kendine çeken. Gözlerine baktım, ruhuma dokundu ela gözleriyle. Ve fark ettim; duygularını saklamıştı gözlerinin yeşiline, o yeşili görebilenler hissedebilirdi onu sadece. Olgundu, donuk bakışlarıyla gizliyordu korkularını. Yanına yanaştım, güvenmiyordu bana. Ona korkumdan bahsettim; aynı korkuyu paylaşıyorduk, gülümsedi. Sonra küçücük ellerini uzattı kalbiyle beraber. Başını omzuma koydu ve şöyle fısıldadı: “Beni bırakma…” Bugün, adeta bağımlısıyım o kızın. Hep o bir çift gözü arıyor gözlerim. O küçük ellere dokunduğumda buluyorum huzuru. Ona sarıldığımda arınıyorum kaygılarımdan. Dudaklarını, nefesini özlüyorum gözlerimi kapattığım her an. Kıvırcık saçlarıyla oynuyorum rüyalarımda. Meleklerle odamda otururken yalnız bir gecede, onun şerefine yudumluyorum kadehimi. Onun yokluğunu hissediyorum genzim yakarken…




