Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> düz yazılar

     

    Yaşamayı seviyorum ben Tezer. Yaşarsam yetmiş yaşında bir evim olursa, bir de ufak bahçem, senin için de bir zeytin ağacı dikeceğim.
    Duyuyor musun?

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Kadıköy’ün birbirine benzeyen dar sokaklarından aşağıya, rıhtıma doğru inerken gövdemi göğsümden geri iten rüzgar emin eder beni günün başladığına. İskeleye yaklaştıkça sefere kaç dakika kaldığına ilişkin anonslar yavaş yavaş duyulur hale gelir. Kalan süre bir dakika da olsa on dakika da olsa adımlarım sıklaşır.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    ÜÇ KADIN BEN ÖLÜM

    zincirinden boşalmış sanrılarla kıvranırken şizoid

    küflü terler içinde baygın kent

    at ölülerinin ciğerinden sökülmüş ateşi taşır

    karanlığın yapış yapış çok orospu elleri

    sıvazlarken cüzamlı kılıç gibi yalnızlık tenimizi

    yanlış oyunlarda oyalanan kalakalmışlığımız acır

    gök bulanır yaralı karıncalar kadar ağır

    kusar kanlı döllerini avuç avuç çoğaltır

    ben mahcup piç kalakalırım ürkütülmüş saçlarımla

    elimde küflü makas

    çok mahzun duruşların azarlanmış gölgesi

    azaldıkça azalır nefes

    suskun ölüm çığırtkanı boğazı kesilmiş haylaz

    ben günahından kara çocuk

    ılık bir karabasan yorgunluğu olarak

    bir avucunda kırık kalpli mor menisi

    bir avucunda bakire annesinin ölüsü

    kalakalırım beyaz

    kefenimle doğmuş olmamın cezası bu

    Sen! intizarlı ninnilerle tabutumu sallayan ağlayan kadın.sus!

    Sen! boğup böğrüme gömdüğüm kör umut yalancı asam

    ve irin sızan her yarama kül bastıran Sen! kadın

    bütün köprülerim çürümüştür kentlere ve size attığım

    sözüm yok! bu yangın yerine yağmur yerine

    sicim gibi sağanak acılar yağdıran zaman

    bir ayetle kapanıyorum sözüm yok sana

    siz bilmiyorsunuz gece kadar habersizsiniz

    o en tenha yerlerimde karınca ölülerim

    gizli yetim ağlayışları makamında şarkılarım tam şuramda

    tam şuramda gizlidir büyük ihanetleriniz

    ve gırtlağıma sokuludur çorak toprak

    ve her daim bakire kokan toprak soğuktur

    yokuşlar yok oluşlar korkak ellerim

    o kararsız eşiklerin ilençli sıkkınlığı

    bir yürek dolusu hüznümle gidiyorum

    ey !yırtıcı kuşların terbiyeli tanrıları

    eyy ! gündüz kadar cahil korkularımız

    ölü doğdum gece kadar derin

    gözlerinden görüyorum annemin

    ölü doğdum jelatin bir rahimden

    bile güle gidiyorum

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler


    İçimde bir kiremit kırılıyor,
    Üzülmüyorum bile...
    Ben beyaz bir duvara turuncu bir çizgi çektim.
    Beyaz, pürüzlü bir duvara
    Portakal dilimi çizdim,
    Tadını bilmeden yıkılmasın diye.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

     

    Dün bir kızla karşılaştım. Küçücük ellerinde taşıdığı kalbiyle çıktı karşıma. Kıvırcık saçları vardı insanı kendine çeken. Gözlerine baktım, ruhuma dokundu ela gözleriyle. Ve fark ettim; duygularını saklamıştı gözlerinin yeşiline, o yeşili görebilenler hissedebilirdi onu sadece. Olgundu, donuk bakışlarıyla gizliyordu korkularını. Yanına yanaştım, güvenmiyordu bana. Ona korkumdan bahsettim; aynı korkuyu paylaşıyorduk, gülümsedi. Sonra küçücük ellerini uzattı kalbiyle beraber. Başını omzuma koydu ve şöyle fısıldadı: “Beni bırakma…” Bugün, adeta bağımlısıyım o kızın. Hep o bir çift gözü arıyor gözlerim. O küçük ellere dokunduğumda buluyorum huzuru. Ona sarıldığımda arınıyorum kaygılarımdan. Dudaklarını, nefesini özlüyorum gözlerimi kapattığım her an. Kıvırcık saçlarıyla oynuyorum rüyalarımda. Meleklerle odamda otururken yalnız bir gecede, onun şerefine yudumluyorum kadehimi. Onun yokluğunu hissediyorum genzim yakarken…

    Devamını oku...

HİÇBİR ŞEYİN YILDÖNÜMÜ PDF Yazdır E-posta
Yazar hande çağdaş   
Tuesday, 08 April 2008

Sevgili kendim, nerede olduğundan ziyade merak ettiğim neden saklandığın. Neden “olmamayı” seçtin?

 

 

 

 

 

 

 

Dünyanın hangi köşesine saklanırsa saklansın asla kaçamayacak olan kendime sesleniş…

Seni unuttuğum yerlerden göçeli ve o diyarlara tekrar döneli çok oldu. Lakin seninle çakışmadı yollarımız, bulunamayanlardansın. Bunu geçici bir durum olarak görüyorum. Kaçmak yoktur, sonsuza kadar saklanmanın var olmadığı gibi. Sevgili kendim, nerede olduğundan ziyade merak ettiğim neden saklandığın. Neden “olmamayı” seçtin? Kendini imkansızlaştırmak meselesi var galiba aklında fakat sadece kendini kaçırdığının farkında mısın? Kendini kendinden kaçırdığının. Bu da geçecek elbet, elbet bulunacaksın. Zor zamanlarımda yanımda olsaydın, keşke. Biraz daha duruluyor sularım ve eğer şimdi çıkıp gelirsen dünyanın hiçbir şeye değmezliğini tekrar ve tekrar suratıma çarpmış olacaksın. Son anda buluvermek değil mağrifet, aslında hiç kaybetmemek. Fakat bir yolcu uğurladıysan bir kere, en azından bir kere, kaybetmelere de alışıyorsun. Kaybetmeler her daim pis kokan nefesleriyle ensende duruyorlar. Yürüyüp gitmek, çıkış yolu bulmak gününde de değilsen artık, bekleme salonuna alıyor hayat seni. Söylemen gerekenleri ne kadar uzak tutabilirsin ki kendinden? İşte beklerken bunları öğreniyorsun. El üstünde tutulduğun dalların kaçından düştüğünü, kaç kafesten kaçtığını, kaç aldanışın etken ya da edilgen kahramanı olduğunu, kendine kaç defa yalan söylediğini, kaç defa dönüşsüz bir yol bulduğunu tüm yolların mutlak bir yere çıktığı şu hayatta… hepsi öğretiliyor o odada. Rüyaların ne kendisi ne de tersi çıkarmış demeyi başarmanın önemini geçen saatler gösterecek sana, orada. Ani bir özlemle gözlerinin aradığı insanlar belki orada karşına çıkacak, sıkışmış ruhlar mabedinde. Bulmak için şehri delik deşik ettiğin insanlar aslında hayatın başka bir fazında bekliyorlarmış seni. Aramak hakikaten nafileymiş, aramak hakikaten riya imiş. Üstüne basıp geçtiğin her şey gibi ki şey kavramının içini dilediğin gibi doldurmakta serbestsin, umarsız, sonsuz bir uğraşmış aramak, bulmama bulamama umuduyla aramak.

NİCE SENELERE BEN…

 

 


Favori olarak ekle (56) | Görüntüleme sayısı: 705

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. 28-04-2008 15:34
EDEBİYAT DAHA DA DOĞRUSU SENİN İÇTİĞİN SU ZEHİRLİ.HEMEN KUS VE KAÇABİLDİĞİN KADAR UZAĞA KAÇ.KANIN VE DAMARLARIN ARINSIN BİR AN EVVEL.EDEBİYAT YALAN HAYAT GERÇEKTİR ZİRA.....
Yazan çağan yiğit (Kayıtlı)
2. 28-04-2008 22:25
Ve bulduğunda bile çaktırmamak hayata, çünkü bulmak kaybetmeye başlamaya benzer. Kaybetmemek lazımdır Sevgilim.
Yazan E.D (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 346
Ezkizler: 1009
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 912302

Liman

3346393595.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com