|
Eylülden Nisana Bahar Denklemleri |
|
|
|
|
Yazar türker a.
|
|
Thursday, 17 May 2007 |
|
I.
önce yapraklara yalvarıyordum
ardından sağrısında güvercinler ölmesin diye bacalara
sonbahardı acımı
süpürmeye yanaşmıyordu çöpçüler
üstüm başım sararmıştı kurumuştum
sonbahardım yorulmuştum...
kırmızılar giysem de günler ağırdı
kangren özlemler içinde özlenilmeyendim
öleceğimi sanıyordum,ölemedim
az kalsın unutuyordum tarih bekleyen sancıları
az kalsın üstünü almıyordum yaşantımın
karanlık odalarda
hüzün senfonilerine tempo tutarken
milyonlarca desibel suskunluğunu yaşıyordum İsrafilsiz törenlerin
aklıma gelen tüm şarkılar
ıslığımın gözlerini dolduruyordu
oysa bir buğulansa camlar, camlarınız
bir görebilseniz
parmak izlerimi hatıra defterlerinizde
ya çarmıha gerilecektim,
ya yoksul hicretlerim olacaktı nihavent şehirlere
toz duman içinde
bombalar düşüyordu yaşanmamış öykülere
mavi yalanlarla kendimi ne kadar kandırmaya çalışsam da
ıslıklar,ağlamamak için kendini zor tutuyordu
II.
icarı için imgelerimi ipoteklediğim düşler tarlasını
kaya dikenlerinden koruyamıyordum
ellerime her kına yaktıklarında
lokanta nadasa bırakılan ağlayan çocuk resimleri gibi
tek kişilik ordulara karşı,mayın tarlasına dönüşüyordum
ki mayınlar en çok hüzzamlı hudutlarda yaşarlar
erliğin geçliğin yanlığın ve yanlışlığın sınırlarını hakir gördüklerinden
kime denk gelirlerse ona patlarlar..
yılkı atların yelelerinden tutunarak geçiyorken geçitleri
eskizlerimi hangi yeddi emine bırakabilirdim
bilirsin her şiir birazda terbiyesizliğidir şairinin
birazda kendini bilmezliği,birazda muhanete düşmüşlüğüdür
bir şairin hem yazdığı hem boş bıraktığı sayfalar
üstelik kız kulesi çok uzaktı meyhaneler çok
koşuversem pişmanlıklarımın bölünmez bir bütün coğrafyasından
ayaklarıma eski bir yanlışlık takılacaktı
belki yıkılacaktım ağzım burnum kan revan içinde
belki dilim dişim parçalanacaktı ,konuşamayacaktım
ama yine de Zühre için Tahir olmaktan
bir kez daha utanmayacaktım..
tren garlarında İntiharistan'a giden şairlerle uğraşırken
bir dostun aynı ülkeye sessiz ilticasını
sekiz sütuna manşet duyuruyordu gazeteler..
tesadüflere açılıyordu ardından kapılar
her şey yoluna girdi sanılırken
kefenlerin şiir geçirmezliğini öğretiyordu musalla taşları,
şiirlerin dua bilmezliğini,
duaların geri getirmezliğini..
bakışlarımızı lirikleştirerek uğurluyorduk Onu
-Nisandan Eylüle-
gözlerimizi donuklaştırarak, dizlerimizi titreterek,
onlarca omuzda bir küçük tabut
nasılda yumruklar biriktiriyordu nefes borumuzda
-şuramızda-
nasıl da acılarla ısınıyordu kerpiçten evlerimiz
kurumayan esvaplara gizli mendiller eklenirken
nasıl da genzimize tütüyordu kuzineli sobalar
bir yaşamla intihar arasında
yorgun ve yorumsuz bir şiirdir artık yaşanan
ansız ve anlamsız imgelerle ötelenen
yağmursuz bir İstanbul ölümüdür
katıksız...hazırlıksız...
kendine iyi bak oralarda 28 Nisan 1972
kendine çok iyi bak.ta.
Favori olarak ekle (24) | Görüntüleme sayısı: 542
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |