Menu Content/Inhalt
güverte arrow eskizler arrow şiirler arrow Palyaçonun Ayrılık Serenadı

üye girişi


Palyaçonun Ayrılık Serenadı PDF Yazdır E-posta
Yazar türker a.   
Thursday, 17 May 2007


 

 

 


adını unutuyorum bazen
yağmur sularına salınan
buzdan gemilerin soysuz güvertesinde
sahte voltalarla geziniyorken

parçalanmış balıkçı ağları
deniz fenerlerinin körelmiş ışıkları
vurgun yemiş süngerciler
hatta soysuz kent korsanları hatırlıyor da
bir ben adlandıramıyorum adını 

adını unutuyorum bazen.


yüzünü unutuyorum bazen
siyah beyaz film şeritlerinde izlediğim
güneyli bir figüran mıydı çehren

oysa hüznün
bir sabahçı kahvesiydi açılmayan fallara
gidilemeyen yolların
ökçesine basılarak eskitilmiş kundurasıydı aşk
çünkü yüzün
lise ikiden terk aşkının
yoksul çeyizine kaldırılmıştı
ikindi sonrası dürülmüştü bohçan

sokağını unutuyorum bazen
gece bekçilerinin soğuk ve tütün kokan ellerinde dolaşırken
kendi kentimde kayboluyorum

kime sorsam bilmiyor
kime yalvarsam söylemiyor yerini
çöp varillerinde sürtük kediler uyuz itler
köşe başlarında mavi sirenler kırmızı düdükler yürüyor üzerime
apartman boşluklarında çürümeye mahkum bir hırsız
yahut hiçbir örgütün kodlamadığı silik bir militanım
sokak lambaları kararma triplerinde

çocukluğunu unutuyorum bazen
kaldırımlarda parçaladığın dizlerin
damla damla düşlerimi kanatırken
kendi trajedimi bırakıp palyaçon oluyorum

ilkin kimsesiz çocuklar çeviriyor etrafımı
ardından şarapçıların zulalarında tuzlu beyaz leblebiyim
tren garlarında İntiharistana giden şairleri caydırıp
fahişelerin vesikalarındaki soğuk damgaları kemiriyor dişlerim
ama bir gece unutuyorum rolümü
repliklerim dilimle dişim arasında hükümsüzleşiyor
kaskatı kesilmişken orta yerinde sahnenin
günlerdir coğrafyanda biriktirdiğin bulutlar
suratıma bırakıyor yağmurlarını
özenle yaptığım makyaj dehlizlerime akıyor acıtarak
palyaçonu öldürüyor göz yaşların
en komik trajedisini tadarken yaşantısının
usulca gidiyor

çocukluğunu hatırlıyorum
adını yüzünü sokağını hatırlıyorum bazen
ve ne zaman tren garlarında makyajı akmış bir palyaço görsem
içim kanıyor koskoca bir şehrin kahkahalarından
düşlerim düşüyor kimsesiz çocukların akıllarına
üşüyorum
çok üşüyorum


Favori olarak ekle (41) | Görüntüleme sayısı: 831

Yorumlar (6)
RSS yorumları
1. 01-10-2007 15:32
psikolojide/psikiyatri de bir şey vardır: motto=adlandır, kategorize et kurtul! diye... bana onu hatırlattı. insan-lar adlandıramadığı şey'lerde daha fazla yorulur ve düşünür... ve her türlü duygu için de bu böyledir. bu şiirinde, adlandıramadığın ya da adlandırmak istemediğin şeyleri daha bir aşikar kılmışsın/ olmuş. bu da derin bir yaşanmışlık ardından ya da yaşanmışlıklar silsilesinden sonra kelimelere dökülmüş gibi duygular... 
hepimizin içinde adlandıramadığımız bir palyaço yok mu?
Yazan ilyas (Kayıtlı)
2. 03-06-2008 08:43
İsimler unutuluyor hatta yüzler bile siliniyor zamanla, 
Kalbin üzerinde unutulmuş elden başka..
Yazan Jyotish (Kayıtlı)
3. 03-06-2008 09:52
bu kadar da olmaz ki..böyle de yazılmaz ki...
Yazan minna (Kayıtlı)
4. 03-06-2008 09:53
olmayacağım..hayır esir alamayacak bu şiir beni...hayran kalmayacağım...
Yazan minna (Kayıtlı)
5. 26-08-2008 15:32
Palyaçonun ayrılık serenadı. 
Tüm kutsal kitapların sayfalarının sonuna iliştirilen bi Ahh... 
 
Tebrikler.
Yazan Pardus (Kayıtlı)
6. 27-08-2008 14:19
Eyvallah Pardus..
Yazan bdb (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 238
Ezkizler: 740
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 467638

Liman

009.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com