Menu Content/Inhalt
güverte arrow eskizler arrow düz yazılar arrow uyanışın dolanı

üye girişi


uyanışın dolanı PDF Yazdır E-posta
Yazar ibrahim kabahaliloğlu   
Friday, 29 February 2008

 

Yön bulduğun ağaçların altında dönen bir hortuma kapılmış giderken martılar, fark etti doğmayacak güneşi beklememesi gerektiğini.

 

 

Dökülen denizlerle çamura dönen külleri şekillendirecek birisi gerekliydi, kendisinden daha başka şekillere bürünebilen. Uzun, yorucu bir bekleyişten sonra anlamsızca düzelecekti kökler, bu kayboluşta. Damla damla birikirken korkular hatıralara, anlayamadığın bir anda anlam bulan zavallı yaşantılar doluşur havuzuna. Bir kaç andan daha fazlasını yapabileceğini sandığında, güneş tutan elleriyle kesiverdi tüm yaşanmışlar havuzunun musluğunu. Kırmızı kırmızı bakmaya başladığında anlamıştı aslında hortuma karışan köklerin buna alıştıklarını. Sonra daha da karışmayacağını sansa da, atılmadı onları toplamaya. Uyanmış mıydı rüyaya farkında değildi hala. Doğmayacak günün sabahını bekledi yine, dolduğunda yürekler. Karmaşanın getirdiği mantığı anlamaya çalışıyor olsa da, “ne karmaşık bir mantık bu” diye düşünmeden edemiyor, kin kusuyordu tüm gecelerin getirdikleri karanlık aydınlıklara. Mutluluğa dokunan ellerin dokunamayacağı bir mutluluğu bulabileceğinden ümitsiz bakarken her doğmayacak gecenin gününe, yeni bir bulut bekledi aydınlatacak sesleri. Ne var ki kesilmeyen sesler beyninde düğümlenmiş gibi kalıyor, sağa-sola dönmesini engelliyordu. Hala masum bir aptallıktan başka bir şey değildi aslında aynada görmediği yüzü. Kendisine ait olmayan bir bedene sahip olmanın acısıyla çekti acılarını aptal direnişin pasif ruhu. Beden de kendisinden şikâyetçiydi aslında. Hissettiklerini hissedemeyenlerin gemisinde ki aptal bir yolcuya bakanlar anlayamayacak olsalar da bu durumu, kendisinin şikâyetçi olması yeterliydi bu durumdan yalnızca. Yeni ufuklara yelken açacak olmasından ümitliydi sadece. Belki yeni bulutların yağdığı bir yağmura tutulur diye bekleyemeyen aptal ruhunu kovmaya çalışan bedeninden kaçarcasına uzaklaşmaya çalışsa da, zamanı gelmeden yapamıyordu bunu anlayamayacağını sandığında bile. Bırakmadığı elin güneşini bekleyen bir balık yutmayı bekliyordu aslında, ondan habersiz olsa da bizimki. Bir yem vardı ortada ama zaman kimi şeyler için durmuştu sadece, bunu bilmiyordu ki beklerken belirsizliği. Sabırsız bir ruha sahip olsa da, onu anlatacak bir bedene sahip olmadığından lanet etti hep, bardağın dibinde kalan görüntülere aldırış etmeden. Anlasa da anlatmaya çalışamadıklarını o, anlamıyordu hiçbir şeyi anlatmadan. Yalnızca, kaçan yalvarışları seziyordu, beklerken beklediği şeyleri. Küçük bir kıpırtı olmuyordu bile yapraklarda. Neden bilinmez, farkındaydı doğa bu olacaklardan ve kapattı onları göremedikleri bir aydınlığın ortasına. Görünen hiçbir şeyi göremiyordu gözleri, yalnızca karşısındaki karartıdan başka. Aptal çırpınışlardı aslında bu yaptıkları. Yutulacağı balığın farkındaydı ama aldırmıyordu buna aptal yakarış.
‘uyandığı rüyadaki gibi olsa her şey, değişmese hiçbir şey istediği anda.’ kararan denizlerin dibinden gelen seslerle bir kez daha denedi çırpınmayı ama kargalar engel oldu ona mercanların arasında. Faydasız çırpınışlar ve anlamsız yakarışlar sarmaya başladığında aptallığın etrafını, bırakıverdi kendisini dalgaların karanlığına ve kayboluşu bekledi güneş tutan ellerin yanındaki cam yaprakların kırıklarında. Yeni dirilecek bir bedenin acısı sarmaya başlasa da kafasını, anlamlandırdı duyguları yalnız yaşadığında. Buğulanmış bir yüreğin göremedikleri göründüğünde, titreyen elleri tutmaz olacaktı aptal yakarışları. Ve sonsuz karmaşanın anlamını bulacağı anda çok geç olacaktı her şey aptallar için. Boşuna yakarılmış, yıkılmış yaşamların acısını anladığında, yalvaran elleri tutmayacak olsalar da onu, yalvaracak mutlaka aldanmış yaşamları yeşerten bilgeliğe. Ve son bulduğunda yaşlanışlar, tokat atılmış bir elin sıcaklığıyla son bulacak her şey bu anlamsızlıkta...

Favori olarak ekle (31) | Görüntüleme sayısı: 308

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. 22-03-2008 10:35
sevgili ibrahim yazılarınızı beğeniyle okuyorum..bu sabah gezinirken bu yazınıza rastlayınca hevesle açtım sayfanızı ama okuyamadım...aralara boşluk bırakabilirseniz o zaman daha rahat okuyacağım...gözlerim çok ağrıyor da.. dört gözleri düşünmeniz beni sevindirir. 
saygı ile.
Yazan minna (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 238
Ezkizler: 738
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 467077

Liman

images.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com