| bir gece |
|
|
|
| Yazar onur eryılmaz | ||||
| Tuesday, 19 February 2008 | ||||
|
.
- Zamandan zamana geçiyoruz. Her gün, öncekine değişerek. Konuşmada, düşünmede, oturmada, dide, yürümede… Hep aynı mı olmak… Kendim olabilmek. İlerleyene inat. Başarmak. Bilmiyorum. Karşı evin ışığı yanıyor birden. Saate bakıyorum. Üçü otuz iki geçiyor. Hasan amcanın da uykusunun kaçtığını düşünüyorum, benim gibi. İçeriye giriyorum. Biraz olsun daha sıcak. Ürpermelerim odada bir sağa bir sola yürüdükçe azalıyor. Frenine yavaşça basılıp park edilmeye çalışılan bir arabaya benzetiyorum kendimi, motoru diniyor, duruyor, yorgunluğu geçiyor. Uyuyacak. Ayaktayım. Günler yetmiyor kendimle kaldığım gecelerde de. Kazağımı çıkartıyorum. Önden fermuarlı eşofman üstü beyaz atletimin üzerinde. Ellerimi birleştiriyorum. Bir sigara daha. - İnsan zamanı kazanmalı. Bilmeden yaşamak ölümdür. Acı, tatsız ve sıkıntılı bir ölüm. Yaratmalı. Arta kalan ne varsa, oturmalı, şöyle bir iyice düşünmeli. Dünden bugüne. Görmeli kendini ve kendi eksenindekileri . Öksürükle yeniden dünyaya dönüyorum. Ciğerleri deliniyor sanki. Hümkürüyor. Ne akıyor ki burnundan. Bir damla su. Mendiline. Kapının önündeyim. Açmalı, gidip sormalı! Olmuyor. Açmıyorum, belki de açamıyorum. Onu düşünmenin ona acı vereceğini bildiğimden mi? Evet-hayır. Kesiliyor sesler. Gömülüyoruz. O kendine, ben ona. Bilmiyor. Biliyor da hissettirmiyor. Susuyor. Arada bir de konuştuğu, ağzından dökülen kısa cümleler de olmasa. Uzanıyorum. Arkamı dönüp uyumak. Üç dört saat. Olmayacak. Gene uykusuz başlayacağız sabahtan güne. Avutmalıyım kendimi. Kandırabildiğim kadar. Oyun. Herkesin başkasına oynadığını kendime… Yapabilirim. Eminim. Gözleri önüme geliyor. Derinden bakışlar. O an titriyorum. İşte diyorum, vazgeçtin gene. Kaybettin. Başlamadın halbuki. Ama gene de kaybettin, oyuna başlamadan, geldi, baktı ve son. Olamadın. Kendinden başkası olamadın. Yorganı çekiyorum üstüme. Bir öksürük sesi, kısa, hemen kesiliyor. Sessizlik. Sen de sus lütfen artık. Bak sustu o. Susardın. Sus! Birazdan sabah olacak. Masa başında bulacaksın kendini. Çalan ilk telefonla uykun açılacak. Daha ki akşamımıza dek sürecekte. Gözlerimi kapıyorum. Saatim 6:30’ kurulu… Favori olarak ekle (21) | Görüntüleme sayısı: 343
1. 20-02-2008 11:55 tertipli ve özenli bir yazı. anlaşılır, kendine özgü yalnızlık betimlemeleri, insanlık halleri içeriyor. paragrafların ardından gelen genel akışın dışına çekilmiş, tespitler içeren paragraflar var. hoşuma gitti bu tarz. yazıyı beğendim. onur eryılmaz'ı bu kıymetli yazısından ötürü tebrik ederim. 2. 22-02-2008 20:55 yalnızlık,susmalar,susuşmalar,gecenin sessizliğinde kendi sesini dinlemek.. tebrikler!! Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






