Menu Content/Inhalt
güverte arrow eskizler arrow düz yazılar arrow yazmak ölmektir

üye girişi


yazmak ölmektir PDF Yazdır E-posta
Yazar gözde mermer   
Monday, 22 October 2007


yazmak ölmektir (bir kimsesizin öyküsü)

“Buraya ne vakit geldim” diye düşündü, banktan doğrulurken.Belki on belki on beş yıl olmuştur. Çocuklarım nerdedir annem babam. Hatırlamak güçtü.Yaşını bile unutmuş bu adam nerden hatırlasındı geldiği anı.

 


Belki on belki on beş yıl olmuştur. Çocuklarım nerdedir annem babam. Hatırlamak güçtü.Yaşını bile unutmuş bu adam nerden hatırlasındı geldiği anı. 

Neden mi ayrılmıştı evinden? Bilinmezdi. Bildiğim tek şey onu tanıdığımdan beri evsiz olmasıydı..ne mi yapardı bu adam. Banklarda yatar, gece gündüz çöp bidonlarından karton toplar , onları satar yiyeceği ekmeği alırdı.Günleri hep böyle geçerdi. Ama bu kuru hayatı renklendiren bir hayali vardı:bir daktiloya sahip olmak.böyle bir adamın daktiloyla ne işi olur demeyin . hayaldi işte sadece bir hayal.

Her gece bir daktilo sahibi olmanın hayalini kurardı ya da birkaç satır yazabileceği kağıdın hayalini.işte yine gece olmuştu ve yine daktilonun sesiyle uykuya dalarken artı bu düş için bir şeyler yapmalıyım diye içinden geçirdi.

Bu hayal ne zaman başlamıştı. Ah o gün yok muydu? Hayali için verdiği savaşları anımsadı. Ama bu anımsamayı daktilonun hayali bastırıyordu.başka bir şey düşünmesine izin vermiyordu bu hayal adeta. Daktiloya ihanet etme düşüncesiyle anımsamaları zihninden çıkardı.

“Para biriktirmeliyim.” Hah! Sonra içinden kendine güldü. Ne parasıydı kartonları sattığı parayı mı biriktirecekti. Ya da eski memuriyetine geri mi dönmeliydi.. o küf kokulu bodrum kat daireye. Hayır dedi içinden. Sonra düşündü. En iyisi yolda yürürken yola bakmalıyım, düşen paraları toplamalıyım.

O gün uyandığında ilk işi karton arabasından birkaç adım geri yürümek oldu. Aradaki yarın metrelik alanı “para gözlem bölgesi” diye adlandırdı. Bir hafta hiç yılmadan bu gözlemi sürdürdü. Bu arada yediği kuru ekmeği de yarıya düşürmüştü. İki günde bir ekmek yemeğe başladı.

Tabi ki para gözlem bölgesi sonuç vermedi . herkes kuruşlarını düşürüyordu. Bir allahın kulu da banknot düşürseydi ya. Ama yılmamak gerekirdi. Para gözlem bölgesi hala umut kapısıydı ama başka bir yöntem bulmalıydı. Karton arabasını bir sokak aşağıya park edip bankaların önünden yere baka baka bir lira bulma umuduyla günde beş altı kez turluyordu. Ha bu arada bu yöntem para gözlem bölgesinden daha karlıydı. Çünkü burada kuruşlar çoğalmaya başladı. Ama yine başka bir yol bulmalıydı kendine. Çünkü bankanın güvenlik görevlileri bu saçı başı dağınık adamı günde beş altı kez görmekten hoşlanmıyordu. Tartaklamalar itişmeler sonucu bu işten vazgeçti.. en iyisi karton toplamaya devamdı. Bu arada bir ekmeği üç günde yiyordu.

işte sonuç kendini yavaş yavaş belli etmeye başladı. Aradan geçen süre epey olmuştu. Topladığı para epey olmuştu(ona göre). Sokakta yalpalayarak dolanırken vitrinde bir daktilo gördü. Tam hayalindeki gibi değildi ama büyülenmişti. Kendini ellerini daktilonun tuşlarına dokunurken hayal etti. Sanki piyano çalar gibi parmaklarını yer değiştiriyordu havada. Yüzü de cama yaslanmıştı fark etmeden. Arkadan biri omzuna dokundu. O sırada kendine geldi, irkildi birden . iyi giyimli (belli ki zengin) bir adam eline birkaç lira sıkıştırdı. Belli ki hayalinden tam sıyrılamamıştı. Adam bizimkini dilenci sanmıştı. Hoş dilenciden bir farkı yoktu ya. Ne olduğunu kavradı birden . parayı avcunda iyice sıkıştırdı. Kaç parası olmuştu epey epey diye aklından geçirdi.. sonra zengin adamın yürüyüşüne imrenerek dik durmaya çalıştı, ellerini arkada kenetledi, dingin yürümeye başladı. Artık çok param var diyordu.hatta benim muhitimde bana zengin bile derler. Yürümeye devam etti. O kadar zengindi ki artık eline sıkıştırılan parayı üç dilenciye dağıttı. Güğsü kabarık iş becerdiğini düşünerek tekrar yoluna koyuldu. Paraları sakladığı yeri düşündü. Acaba vermese miydi paralarını. Ama olan olmuştu. Dönüşte daktiloyu yine gördü. Cam o kadar saydamdı ki parmaklarını daktiloya uzatırken birden kafasını cama çarptı.yine kendine geldi.. fiyatını sorsam mı acaba diye geçirdi içinden . üzerindekileri umursamadan içeriye girdi. Kasadaki yaşlı adam gözlüklerini bununun ucuna indirmişti. Gözlüğünün üstünden ona baktı. Bu bakışlar sanki konuşmaydı. Bizimki parmağıyla daktiloyu gösterdi. “ne kadar?” “100lira”adamın yüz lira demesi farklı anlamları çağrıştırıyordu.ama bizimki gururlandı birden “biriktirdiğim paranın üzerine 20lira daha” diye geçirdi sevinçle. Adama ses etmeden çıktı oradan.

Ne kadar sürede toplayabilirdi paranın geri kalanı?”Çalışmamı yoğunlaştırmayım . para gözlem bölgesini daha da aktifleştirmeliyim,başka bir semtte bankaların çıkışlarına bakınmalıyım”

Evet kavuşma anı yavaş yavaş yaklaşıyordu. İçini bu kavuşma anıyla titreten daktiloyu düşündü. Her gece bu daktilonun sesiyle uyuyor ve sabah gün ışırken o sesle uyanıyordu.

Aradan ne kadar geçti bilmiyordu. Günler onun için dayanılmaz uzun geçiyordu. O sabah paralarını sakladığı yere gitti. 98lira mı? Birkaç kuruş da cebinde vardı. Sadece birkaç gün veya birkaç hafta kalmıştı kavuşma anına

Yemeği çoğu zaman unutuyor ekmek bile tat vermiyordu. Haz veren tek şey vitrindeki daktiloydu. Aksilik bu ya bizimki haftayı bir lirayla kapattı. 99 lira olmuştu cebinde de 5 kuruş vardı. Sakladığı yerden paralarının hepsini cebinin gizli bölmesine yerleştirdi. Sokakları bir kuruş bulma umuduyla aşındırdı günlerce.bir simitçinin önünden geçti, aç olduğunu hatırladı ve çocukluğunu. Ama onu açlıktan daha da bitkin düşüren son lirayı bulmaktı. Kartonlar bir yığın olmuştu. Herhalde bir kilo gelir diye düşündü. Satmaya götürdü kartonlarını. Bizimkinin eline bir lira sokuşturdu adam. Eskiden olsa şikayet ederdi. Ama şimdi adamı kucaklamak isteğiyle yandı tutuştu. Heyecandan arabayı orada bıraktı koşmaya başladı. Soluksuz kalana kadar koştu kendini bitkin vitrinin önünde buldu. Ama dükkanın yerinde başka bir dükkan duruyordu. Parayı toplamak için geçirdiği zaman birden anlamsızlaştı. Başını her zamanki gibi cama yasladı. İçerideki bayan onu görünce dışarıya çıktı. “aç mısınız?”diye sordu bayan. Bizimki iki yana salladı başını . bayan “o zaman içeride ısının”dedi. Başka zaman olsa hayır diyemezdi ama şimdi… dili sözcük üretemeyecek kadar acıyla tutuşuyordu.. bizimki bir an başını camdan ayırdı. Yavaş yavaş bayana doğru baktı. “Buradaki adam….?” Diyebildi. Bayan “ha siz eski kiracıyı arıyorsunuz, o taşındı. İki sokak aşağıda nargilecinin tam karşısına. Bizimki yeniden canlandı. Bayana gülümsedi ve telaşla koşmaya başladı. İçinden “iki sokak aşağısı ,nargilecinin tam karşısı” diye tekrarlıyordu. Nargilecinin sırasına geldi. karşıya dönmek istiyordu ama ya oradan da taşındıysa diye içinden geçirdi. Dükkanı isminden tanımıştı. Karşıya geçmek için arabaları bekledi. “tam benim geçmemi mi beklediniz?” diye içinden öfkelendi.. alt tarafı karşıdan karşıya geçecekti, bir andı sadece. Ama ona parayı biriktirme sürecinden bile daha uzun gelmişti. Nihayet vitrinin önüneydi. Hayır bu olamazdı böyle bir şey. Daktilo yerinde yoktu. Onun yerine eski bir gramofon koyulmuştu. İçeri girdi. Öfkeyle adama yaklaştı. “nerde benim daktilom?” diye haykırdı. Adam ne diyeceğini şaşırdı. Parmağıyla bizimkinin arkasını işaret etti. Bizimki duvara doğru döndü, rafa baktı. Daktilonun yanına gitti. Bunu almak istiyorum. Dedi .adam ses etmeden raftan daktiloyu aldı kutusuna yerleştirdi. “100lira” dedi. Bizimki gururla cebinin saklı bölmesinden önce kağıtları sonra bozuklukları çıkardı. Cebinde sadece 5kuruş kalmıştı,ama içini bir huzur, bir dinginlik kapladı. Elinde daktilosuyla dışarı çıktı. İki eliyle tuttuğu daktilosunu herkes görmeliydi. Hatta bağırmalıydı, tüm şehre haykırmalıydı. Cebindeki son parayla birkaç kağıt aldı. Arabasının olduğu harabeye gitti. Daktilosunu özenle arabasına yerleştirdi. Ve uzun zamandır arabası ile arasındaki o yarım metrelik mesafeyi kaldırdı. Eski günlerde olduğu gibi.

Hava kararmak üzereydi. Her zaman yattığı banka oturdu, daktilosunu kartonundan ayırdı. Aldığı kağıtlardan birini rulodan çıkardı, daktiloya yerleştirdi özenle. Öyle birkaç dakika daktilosuna baktı. Cebinin gizli bölgesindeki çakıyı okşadı. Cebinden çakısın çıkardı. Çakısı çok keskindi, hem de çok.. her şey gibi.. hayat gibi,ölüm gibi ve varoluş gibi. Çakıyı Sol bileğine götürdü derin bir kesik bıraktı. Sonra diğer eline geçirdi çakıyı, sağ eline sol bileğinden cılız bir çizik bırakabildi, eli güçsüzleşmişti çünkü. O fark etmeden çakı yere düştü. Sol elini daktilonun üzerine koydu. Kağıdın kana bulanışını izledi. Derin bir uykuya daldı.

Ertesi gün onu bankta ölü buldular. Peki daktilo neyin nesiydi orada. Bunu kimse anlamadı. Üstelik bir not bırakmadığını düşündüler. Ama bu kanlı kağıt sözcüklerden daha anlamlı değil miydi?


Favori olarak ekle (37) | Görüntüleme sayısı: 619

Yorumlar (3)
RSS yorumları
1. 23-10-2007 09:17
tebrik ederim. ellerinize sağlık. yazınızı okumak çok keyifliydi.
Yazan engin barış (Kayıtlı)
2. 23-10-2007 11:11
teşekkür ederim. sağlıcakla kalın.
Yazan gözde (Kayıtlı)
3. 23-10-2007 11:45
yazındaki karakterin yalnız olması/ölmesi ve sadece tek bir şeye bağlanması/dayanması; hatta, onun için yaşaması bana iki şeyi hatırlattı: 
"Başkaları cehennemdir." (Sartre) 
Obsesif Kompulsif (Takıntılı Tutku)  
 
Evet, yazıdaki adamın yalnızlığı: işten ayrılmış olması, memur olması, tek başına olması-bir zamanlar evli (belki de çocuklarının) olup olmaması,bir akrabasının olup olmaması bilinmediğine göre/için bana Sartre'in sözünü hatırlattı. Yani, adamın var-oluşsal problemler yaşadığı, problemleri olduğu aşikar. 
Evet, sadece,bir daktilo; onda, onun için hayatın asıl anlamı ya da vermiş olduğu tek anlamı olduğu,hatırlattığı için obsesif kompulsif/takıntılı bir tutkuya sahip olduğu da aşikar. Kendimden biliyorum diyeyim.  
Hoş olmuş-sende, farklılık ve farklı yapılara aşina olduğunun kokusunu sezdim yazında/anlatımında. 
sadece, yazım/imla kurallarına dikkat etmeye çalış. 
beğendim. devam et!..
Yazan ilyas (Kayıtlı)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 220
Ezkizler: 676
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 401833

Liman

24032008 008.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com