| Gece, Issız Şehirler ve Korkularımız |
|
|
|
| Yazar Selçuk Güven | ||||
| Tuesday, 02 October 2007 | ||||
|
Bu manzarada ne hissedeceğinize dair hiçbir ipucu yoktur arnavut kaldırımlarında. Ruh haliniz belirler ıssız sokakların terkedilmişlik hissinin beyninizde dokunacağı hücreyi. Korkularınız belirler karanlığın yüreğinizde titreteceği teli.
Buralar benim diye güvenle de yürüyebilirsiniz sokaklarda, buraların hepsi sizin olsa ne olur ben hiç yere basmıyorum ki diyerek de… Sonuçta özgür ve güvende hissediyorsunuzdur ve korkmuyorsunuzdur.
Ya tam tersini hissettirirse sizse ıssız gece? O zaman zordur bu kaldırımları, bu caddeleri arşınlamak. Her adım ızdırap, her hışırtı korku verir insana. Sessiz bir şarkı tutturmaktan başka çareniz yoktur o zaman yürüyebilmek için. Ne kadar başka şeylere yönlendirmek isteseniz de zihninizi, buna izin vermez gölgeler. Bir fener, bir ışıldak size güç verir diye düşünürseniz girdiğiniz karanlık sokaklarda yanılırsınız. Çünkü karanlığın üzerine ışıkla yürürseniz, her adımınızda büyür karşınızdaki gölgeler. Siz onlara aydınlıkla yaklaşmak istedikçe güçlenir karanlıklar. Yaklaştığınız her santimde biraz daha üzerinize geldiğini görürsünüz sahte canavarların. Böyle bir gecede en bildik ağaç bile dönüşebilir her an en korkunç deve. Devlerin yanına yaklaşmak, onlara doğru yürümek yürek ister. Avutamaz sizi tutturduğunuz ıslık bile. Ama birde başarırsanız bu sahte devin üzerine yürümeyi. Ve görürseniz sonunda masum bir ağaçtan ürktüğünüzü, bu güç verir size. Bir sonraki dev hemen ardındadır ama bu kez üzerine yürümek daha kolaydır.
Hayatta böyle değil mi? Çocukluktan bu yana ne kadar çok şeyden korktuk, ne kadar çok şeyden kaçtık ve ne kadar çok şeyin üzerine yürümektense geri döndük… Bazen ölmeyi bile yeğlerdik o çocuk korkularla yüzleşmektense. Dünyanın en büyük utancıydı belki bazen kimileri… Büyüdüğümüzde yok olacak sanmıştık o korkuları. Ama yok olmadılar. Yok olmadıkları gibi bizimle birlikte daha da büyüyerek daha da korkunçlaştılar. Ve biz yine yeğledik ölümü onlarla yüzleşmektense. Bi yürüyebilseydik korkusuzca üzerlerine beklide hiç gerek yoktu ölmeye. Ama kimimiz öldük, kimimiz geri döndük, kimimiz yorganın altına başımızı gömdük.
Eğer korkularımızın üzerine yürüyebilseydik, görecektik dev sandığımız korkularımızın masum birer ağaç olduğunu. Favori olarak ekle (168) | Görüntüleme sayısı: 1425
1. 03-10-2007 06:57 Kaliteli bir anlatım, sözcük seçkisi ve dökülebilirliği kağıda/ekrana- satırlarda! Diğer canlı türleri adına konuşamam -bizler gibi hayvanlar ya da bitkiler de dile gelse- ama, bir gün, öyle ya da böyle öleceğini bilmenin insanda yaratacağı en büyük duygu, çok büyük bir korku, dehşet... Bu başedilebilmesi hayli zor bir şey-dir! Bir de, Gonçarov'un Oblamov'u aklıma geldi. Asıl korktuğumuz belki de çok masum birer ağaç olan korku-larımız değil! Var'lıktan, var-olmaktan kaçamıyor insan, belki de.... 2. 23-02-2008 18:47 Eğer korkularımızın üzerine yürüyebilseydik, görecektik dev sandığımız korkularımızın masum birer ağaç olduğunu. ... haklısınız sanırım ama hep hayat bir dev ben de yanında küçük bir cüceyken yürüyemiyorum(z) bazen işte.ve bu yüzden de gözden kaçırıyoruz sanırım ufaklıkları...ve hep de büyütüyoruz en karanlığında yüreğimizin devleştirip de siniveriyoruz hayat sandığımızın kollarına. 3. 23-02-2008 18:48 Büyüdüğümüzde yok olacak sanmıştık ...larda kalıp görüyoruz ki onlar bizden önce büyüyüp bize tepeden bakar olmuşlar.az eğilse çekeceğim kulağını ama elim erişmiyor Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






