Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

     

    Buğulu bir camın bedeninde terlemiş gece

    Bedenlerden yoksun yalnız nefesiyle,

    Bir tutam toprak örtmüş varlığı

    Lâkin solumuyor hiçbir beden yüreğiyle karanlığı.

    Yağmur ağlıyor sözleri gecenin

    Ve yıldırımlar çarpıyor gözlerinde,

    Bulabilsen yalnızlığı gece gibi sen de

    Ay doğacak yıldızlardan habersiz yüreğine

    Dalgalar koşuyor fısıldamak için sözlerini

    Fırtınalar kopuyor duyurmak için sesimi,

    Hâlâ buz gibiyse bedenim

    Olmadığındandır ellerim ellerinin.

    Derdim ya hep;

    Bir bedenim yok sevebilecek benim,

    Lâkin ben seni

    Her daim bir ölü sıcaklığıyla sevdim.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    En çok, bir denizin güvertesinde kırılırdı kalplerimiz Vesca
    seni orada ne zaman öpsem,
    mandalina kokardı şaraplar.
    her kaçısında adımların uzaklaşan bir atın nal sesleri gibi kızgın
    ve biraz daha paytak.
    sedef sertliğinde geçen soğuğun, incitirdi.
    incinirdi göğüm alabildiğine.
    incinirdi ishak.

    Gözlerini seviyorum, evet.
    ama ben senin en çok cinayet mahalline vuruldum.
    delilleri toplamak için eğilişine,
    yerdeki ayrılık izini silerken çıkardığın gözyaşı sesine,
    ben o tedirginliğe vuruldum.
    üzerimi örtmeleri için bilerek unuttuğun isimsiz aşk mektupları
    savrulurken çoktan uzaklaştığın sokaklarda
    ben en çok, kalbimin yerini biliyor olmana vuruldum.


    İnce a’dan şapkasını istemeye benzemiyor yağmurlar Vesca.
    daha kıvrımında sabahlayacağın yumuşak g’ler var.
    kan kokusu var daha balıkçı düğümü ellerimde.
    ustanın çırağına söylemediği üç sey gibiydin;
    öğrenilmemiş,
    paylaşılmamış,
    ikinci bir fikre yerleşmemiş.
    gittin!

    İsmini bilmediğim şehirlerden,
    ellerime kadar uzuyor şimdi boynundaki floş.
    mevsimler ormanda öpüşüyor.
    hayâl;
    biz de bir sokranın gölgesinde.
    eyyyy gülabdan!
    sen söyle;

    “Neden herseferinde bu kadar çok özleniyor giden?”

    Oysa kimse kimsenin bir şeyi değil
    herkes hâlâ görünürde münvezi.
    saçların hep dağınık kalacak o şehirlerde Vesca.
    bir cesetin etine saplanmış halde gömüldü
    o çok sevdiğin firketen.

    İnan artık hiç sabah olmayacak
    takunya sesleriyle uyanacak mezarlarından ölüler.
    bir flânel üzerinde devlet tarafından isimsiz bir matbaada basılacak
    açık bırakılmış bir ev telefonu gibi hayata hep meşgul
    hayatı hep meşgul yaşayan gençliğimiz.

    Ellerini seviyorum Vesca,
    ama ben senin en çok yüreğimi söke söke gidişine vuruldum.
    bir hedef tahtası oldum,
    örümceklerin büyüyüp kader olduğu masallarda.
    her masalda bir sindirella var sandım çocuk gibi
    geri aldım şehirdeki tüm saatleri, tüm masalları.
    bir çift kunduraya vuruldum.
    seni benden başka bulabilecek bir prens yokken
    arabanı çeken atların ayağı kırıldı o gece.
    benim de kalbim.
    onlarla birlikte kör bir köşede vuruldum.



    Delikdeşik göğüm,
    sular yükseldi.
    boyum Vesca , adının son harfi kadar.
    yani bize kalan, bozbulanık bir ölüm.
    biraz terkedilmişlik meselesi.


    Tek farkımız,
    sen mezar taşımda “sebeptir” diye adını görünce,
    mezarlığın ortayerinde mutluluktan havaya uçan bir cephanelik / sağ
    bense, firketeni kullanarak gizliden cennetin kapısını açmış
    başında sarı halkası, elinde liriyle kalpsiz bir adam / ölü.

     

    http://www.facebook.com/pages/Necmettin-TOPCU/202515965609

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler



    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

    Bir yol düşledim dün

    Düşmek istenecek kadar tenha...

    Salına salına yürüdükten sonra

    Ayak izlerimi seyredebileceğim gururla...

    Ben olabileceğim bir yol

    Ve benim olan sonuna kadar

    O kadar ki sonuna geldiğimde bile

    Özlenebilecek hala...

     

     

     

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar


    Bir Müddet Susmak...


    Türkçe mi matematik mi? Yoksa Türkçe'nin matematiği mi ya da matematiğin Türkçesi mi?Sadece susmayı bilmek mi?


    Kelimelerin matematiği ne kadar doğru ?!...


    Devamını oku...

Dokunduğun seslerden PDF Yazdır E-posta
Yazar ibrahim kabahaliloğlu   
Saturday, 23 January 2010

 

Buğulu bir camın bedeninde terlemiş gece

Bedenlerden yoksun yalnız nefesiyle,

Bir tutam toprak örtmüş varlığı

Lâkin solumuyor hiçbir beden yüreğiyle karanlığı.

Yağmur ağlıyor sözleri gecenin

Ve yıldırımlar çarpıyor gözlerinde,

Bulabilsen yalnızlığı gece gibi sen de

Ay doğacak yıldızlardan habersiz yüreğine

Dalgalar koşuyor fısıldamak için sözlerini

Fırtınalar kopuyor duyurmak için sesimi,

Hâlâ buz gibiyse bedenim

Olmadığındandır ellerim ellerinin.

Derdim ya hep;

Bir bedenim yok sevebilecek benim,

Lâkin ben seni

Her daim bir ölü sıcaklığıyla sevdim.


Favori olarak ekle (21) | Görüntüleme sayısı: 469

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

seyir defteri

Üyeler: 361
Ezkizler: 1051
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 1022879

Liman

004.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com