Menu Content/Inhalt
Güverte arrow Son yazılar

üye girişi


Yazıların Günlüğü
Sayıklamalarımdan PDF Yazdır E-posta
Yazar ekin arzu   
Friday, 19 September 2008

Bağır bağır uyanamadık karabasanlardan

Dilsiz ve çırılçıplak bedenlerimiz

İçimizden oluk oluk yağan yılanlarla sevişirken

Kimseleri çağıramadık yenilgilerimize…

Artık parlayamayan göz bebeklerimizin sönmüş feriyle

Yıldızlara ulaşmak istedik

Yıldızlar ki elimizle uzanıverecek gibi gözüken

Yıldızlar ki bizden çok uzaklarda

Onlar ki kaçamak çıplak bedenlerimizi ısıtamayan

Oysa gelincik tarlalarında oynayan çocuklardık bir zamanlar

Uzun saçlarımıza papatyalardan taçlar yapan

Artık çocuklarımız bile göremiyor kırmızı ile yeşilin o muhteşem uyumunu

O uyumun sarhoş edici barış vadeden gülümseyişini

Bağır bağır uyanamadık karabasanlardan

Dilsiz ve çırılçıplak bedenlerimiz

İçimizden oluk oluk yağan yılanlarla sevişirken

Kimseleri çağıramadık yenilgilerimize…

Yorumlar (16) | Favori olarak ekle (37) | Görüntüleme sayısı: 656

 
Botlar PDF Yazdır E-posta
Yazar a.ihsan bilgen   
Friday, 19 September 2008

Yorumlar (2) | Favori olarak ekle (47) | Görüntüleme sayısı: 779

Devamını oku...
 
Telve Ve Remil PDF Yazdır E-posta
Yazar erCAN özKAN   
Friday, 19 September 2008

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (3) | Favori olarak ekle (39) | Görüntüleme sayısı: 548

Devamını oku...
 
Ruh Serçe Kuşu PDF Yazdır E-posta
Yazar erCAN özKAN   
Friday, 19 September 2008

ruh serçe kuşu

okula yeni başlamış

teneffüste şaşkın

bir o tarafa bir bu tarafa koşuşuyor telaşla

yalnızlığı artıyor sevmiyor teneffüsü

kan ter içinde içi

hiç içine sığmıyor serçe kalbi

nefes alamıyor

korkusuna dar geliyor sırça göğsü

hiç içinden büyük

kafes kuşu değil zira kara kuru serçe kuşu

arpa darı ararken karda kör oluyor gözü

anlıyor ki yaza yetişmeyecek acele ömrü

hiç içine sinmiyor sabah külü

sevmiyor sırat kadar dar servinin gölgesini

bir bir açılıyor içindeki her bir kabir

kapanıyor teni

ot bitmeyen şu nankör toprak

buharlaşıp bulut olunca ürperip dolu dolu diliyor ki

karlar eriyince cesedi kaynayan derelerle

huşu içinde ruhu akacak serçe kuşu

ulaşacak deli nehre

ve oradan kurşuni sisler içre

mor lacivert leylaki

denizlere dehlizlere göllere

bir kaç yüzyıl yaşlarında çocuğun yüzü

ısırıp gövdesinden ayırıyor cam bir bilye gibi

içinde üryan rüyalar saklı serçenin kafasını

ağzında bir türkünün yalan yanlış nakaratı

yüzünde kuru dere yatakları

bakışı kopuk

koltuk altlarında ısıtıyor başsız serçe yavrusunu

yaşarsa şayet belli

iyi şair olacak çocuk !

Yorumlar (2) | Favori olarak ekle (37) | Görüntüleme sayısı: 658

 
açlıktı ölüm PDF Yazdır E-posta
Yazar ibrahim kabahaliloğlu   
Tuesday, 16 September 2008

gözlerimde yalancı baharların esintileri
ellerimdeyse yanıklarla sadece
bir gün döneceğim yine
belki bir gece
yakamozla vurur tenim sahile
yada bir daldan süzülür
ölüm gibi sessizce ruhum,
bir açlık bilirdim ki
açlıktı ölüm
hemde ne açlık
güneşe aya değil
bir çift seseydi sadece
kuruyup giden gecelerde
geçmiş ve geleceği bütünleştiren
ayrılmış yolları kesiştiren
mezarlarda bedenleri eşeleyen.
geldiğinde toprak dolduran bardağın dibine
bir tokluk ki
getirecek ölümü sessizce
belki bir gece
yine vuracak tenim sahile
ölüm gibi sessizce...

Yorumlar (4) | Favori olarak ekle (38) | Görüntüleme sayısı: 611

 
Sekine PDF Yazdır E-posta
Yazar leyla karaca   
Wednesday, 10 September 2008

Yolladığın asker benden derbeder
Çekip çıkar, kaçır beni, hiç ender hiç'ten!
.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (38) | Görüntüleme sayısı: 457

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 235 - 260 Toplam: 450

seyir defteri

Üyeler: 345
Ezkizler: 1009
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 908368

Liman

252_2006122043.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com