|
Gün...
Sabah kendini bulmuştu bile gözlerinde...
Yeni bir ihanete uyanıyordu için...
Önce isteksizce doğruldun yatağında, sonra başucunda duran sahte kimliğine büründün...
Sadece geceleri kendin olabiliyordun, gündüzler senin için yalan ve ihanetin adıydı...
İşlemişti içine ilmek ilmek soğuk bir urganın ucunda sallandırılmak sevdiği tarafından...
Şimdi " gel " denmesini ne kadar çok isterdin değil mi?..
Ama sen sahte yalnızlıkların sayfalarına aitsin... Arka sayfa mizanpajlarda takılı kalmıştı cümlelerin...
Noktayla, virgülle, kısacası hayatın içindeki imla kurallarıyla, noktalama işaretleriyle işin yoktu senin...
Uzak uzak diyarlara dalardı yüreğinin içindeki küçük teleskop...
Bazen başucunu uzatıp değdirirdin burnunu gökyüzüne... Sonra parmağınla kutup yıldızını çizer, küçük ayının yerini değiştirirdin...
Hayallerinin içinde yerle yeksan olmuştun...
Başına yıkılmış zamansız zamanlamalarının arkasındaki belirsiz silüeti...
Karmaşık yazgıları kendine başucu kitabı edinmiştin...
Sahte gülüşlü çehrelerle yarıştırırdın sivilceli düşlerini...
Sonrası ihanetti hep...
Önce kendine,
Sonra bana,
Sonra tüm dünyayaydı ihanetin...
Bedelin kelimelerin ucunda sallanmaktı...
En çok da "T" harfi yakışırdı sana, çünkü tarifsizdin...
"J"harfinin çengeli girmeliydi böğrüne böğrüne, jigololuk yapan elleri, parmakları satın almalıydın kendine...
...
Önce... Asmalı yosma seni , sonra da yüreğine saplamalı bir hançeri...
"Her anne, rahminde beslerdi ihaneti..."
Birkan SUCAKLI
Defter Arası Kara'lamalar - İhanet
07/09/2007
Yorumlar (6) | Favori olarak ekle (18) | Görüntüleme sayısı: 321 |