" Yedi kişiyiz" dedi babam kasketi elinde, önündeki kağıda bir şeyler yazan adama bakarak. "Hepimiz de iş görür vaziyetteyiz. Benle beraber altı da horanta." Bizi gösteren eli sesiyle birlikte havada asılı kaldı. Sonra da yazı yazan ama bakmayan adamın önündeki toprağa sessizce düşüp düşüp bekleşmeye başladı. Yorganımız, döşeğimiz, babam, biz, pazen entarim hep beraber ses etmeden bekleşmeye devam ettik.
Bu ilk tanıştıkları günden kalma bir sevgi sözcüğüydü onlar için. İkisininde taparcasına sevdiği blues artık ad değiştirmiş ve birbirlerinin sevgi sözcüğü olmuştu. İlk kez Cem bunu söylediğinde Selin’in çok hoşuna gitmişti beklide o gün gerçekten ona aşıklığı belgelenmişti kendi içinde. Hayat işte sinirli ve yanık ekmek kokulu bir sabahta da karşısına çıkabiliyordu sevgisi. Ne kadar tereddütlü olsa bile…
Aslında şu an olduğum yer hakkında bile hiçbir fikrim yok biliyormusun... Bak gene üç noktalarımdan birini koydum hayatıma. Emin ol bir dakika önce olduğum yerden çok uzaktayım ve bir dakika sonra da nerede olacağımı bilmiyorum. Ama benim şu an bu yolda yürümemi sağlayan en somut şeysin sen.