bana bir Orhan Gencebay olsaydınız
bıyıklarımdan şiirler yolardınız Orhan Veli’ye
ve siz kangren demezdiniz tüm bunlara
körebenin açık olan gözlerine
sizi aradığım kadar inanmazdınız
Oturdu karşıma,
soyundu çırılçıplak,
korktum önce kanatlarından
sonra döküldü üzerinden zemzem,
anladım bir Azize var
kulenin tepesinde, devasa ruhuyla.
Sarayların içinde
darmadağın saçların,
yanmayı istercesine
ilahiler okur kendince,
soytarılar koşar,
kralın önünde
oysa bilmez hiçkimse
Azize yağmur, yağmur Azize
veda -değil ki- bu
hoşçakal niye
bir şiirse bu eğer
ve ben uzanmış
yatıyorsam tozlu mısralarda
çırılçıplak
git değil
kal
şair dur/ma
yaz beni...
Şair'den I
yaz/sam
-tutmaz ki- tenin mürekkebi
kal/sam
bir yudumla başlasam
önce topuklarından
içsem her satırından
ama dur !
sevişmeden dikenli mısralarda
şiir
kim kanattı
diz(e)lerini...
Şair'e II
(k)an -değil ki- bu
ömür
akıp giden diz(e)lerimden
iklimsizliğin kuraklığında
yapraklar kurumuş
dilenirken bir yudum suya
şair!
avuç içlerinin teriyle
yaşa(t) beni...
Şair'den II
senaryo -değil ki- bu
yaşanacak
yazgı
kalemden süzülen
yazılacak
(s)özüm sen
bana şair dedin
ben sana şiir...