Menu Content/Inhalt
güverte arrow Son yazılar

üye girişi


Yazıların Günlüğü
Karamavi PDF Yazdır E-posta
Yazar ibrahim kabahaliloğlu   
Saturday, 18 October 2008

Buluttan gözlerinden düşüyor yaşlar,

Yine kim ağlattı seni?

Dinmiş dalgaların, okşamıyor karaları

Kararmış gözlerinden döküyorsun yine

Ne var, ne yoksa içinde.

Bilirim kaldıramazsın senin olmayanları

Kaldırsan da dayanamaz

Paylaşırsın acıları,

En ağır kayalarınla.

Sen her döküşünde yaşlarını

Her kararışında gökler,

Daha gece bile gelmeden

Derim ki!

Yine mi yandı ağzın?

Unutma hep aklımdasın,

Görmesem de yanımdasın,

Değmesem de avucumdasın…

Gelmeyince dayanamaz ağlarsın

Sır dokunmak için tenine

Islamak için tenimi seninle

Çıkıyorum yine

Senin olduğun her yere.

Bir gün ölümsün fırtınalarınla,

Bir gün düğünsün kırmızı duvağınla.

Görüyorum

Sık sık şimşekler çakıyor yüreğine

Dayanamayıp ağlıyorsun

Buluttan gözlerinle,

Siyaha çalan bir maviyle

Çatıyorsun kaşlarını

Sus pus olup

Yine yerlere çalıyorsun başını.

Doğduğun dünden beri

Bir günün olsun geçmiyor,

Bir gün olsun dinmiyor dalgaların,

Bir gün olsun bitmiyor feryadın.

Hangi dağ boyun bükmesin karşında

Böyle büyük bir güçle haykırırken sen

Kim aldırmaz senin bu feryatlarına

Kim göremez, kim anlayamaz…

Kararmış masmavi gözlerinden

Düşen yaşlarla kim ıslanmaz

Bir gün olsun dur, bekle

Nedir çektiğin bu azap!

Yorumlar (3) | Favori olarak ekle (8) | Görüntüleme sayısı: 122

 
Sevgili Geleceğim Ne Zaman Geleceksin? PDF Yazdır E-posta
Yazar saçmaişler bunlar   
Wednesday, 15 October 2008

 

 


Dün gece rüyamda,

yapıcı bir konuşmanın yapısal boşluğuna
senkronize iştirakim sağlandı.
Asimetrik aklımın atipik gelgitleri..
sevgili çıkışlarım ve ani darbeleri
anlatsam da anlamlı sayılmazdı.

Yorumlar (1) | Favori olarak ekle (10) | Görüntüleme sayısı: 155

Devamını oku...
 
OTOPSİ ARTIĞI ÖLÜ ESVAPLI ÇOCUKLAR PDF Yazdır E-posta
Yazar çağan yiğit   
Wednesday, 15 October 2008

OTOPSİ ARTIĞI

ÖLÜ ESVAPLI ÇOCUKLAR

1. paslı makas

çinko bir sen bahar sesidir söz dilimin ucunda

kral-içe döndü boğdurttu soytarıyı

gecenin kara kireç duvarında biriken küf

yıldızların kör kıraç boşluğunda sarkaç

kıpırtısızdır

bir kadın derin uyur asılı korkularından uzak

benden ve zamandan uzaktır

gül kurusu tahta

kurusu kan kurusu an

yalandır

otel odalarında bekleme salonlarında cam sürahilerde

biriken adam ölüdür

damarı dar gelmiştir kanına

kaskatı kanın damarı terk ettiği an’dır kadın

terk etmiştir kendini

rahmi etten bir tabut kılmıştır cenin

vakit tamamlanmış tersinden başlamıştır sesim

birden bire bir belediye bandosu resmi geçer içimizden

bir şeyler çalarak

ölü esvabı giydirilmiş çocuklar

suskundurlar

2. kırık iğne

çinko bir akrep sesidir söz dilimin ucunda acır

at kuyruğu kamçı şiddetinde saldırırken gün üstüme

yırtılır bir kadının ağır uykusu

sağır bir narkozdan kıpırdanır elleri

güneş küf yeşili saklanır bulut dilenir gökten

unutulur yaprak dökümsüz takvimlerin sıkıntısı

akrep yel kovalar küf çivisi zehriyle

vakit rahme sığınır başlar ölüm en başından

3.çürük iplik

çinko bir sağır sessizliğidir artık söz dil ucumda tükenir

söz kaçar dil ucumdan kalp ucuma geri döner

geri döner zehri çekilmiş engerek utancıyla

kaçarım kalbimin karnavalından kan revan zor çıkarım

içimde son tören, son tren eylül

bir çığlık, bir çığlık sonra ormana karışırım

avucumda korkak bir dönüş bileti sakladığım gençliğimle

boşluk rahminden kusmuştur beni de ansızın sızı

bana yazık değil mi? bana yazık değil mi?

böyle halsiz cansız otopsi artığı

ucuz beyaz muşamba yalnızı

kalbim öksüz yetimdir en çok bayram sabahından gücenir

Yorumlar (2) | Favori olarak ekle (10) | Görüntüleme sayısı: 162

 
Kara Kuru Bir Aşk PDF Yazdır E-posta
Yazar minna minna   
Monday, 13 October 2008

Zincirlerinden boşanarak almaya geldi beni zebaniler
Korkumdan cami avlusuna bıraktım
Yalnızlığımla piç ettiğim kara kuru bir aşkı.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (7) | Görüntüleme sayısı: 126

Devamını oku...
 
MED VE CEZİR PDF Yazdır E-posta
Yazar çağan yiğit   
Friday, 10 October 2008

MED VE CEZİR

kopuk kertenkele kuyruğu

gibi dilim

gibi dilim

gibi dilim dilim kıyılırdı etim

okşarken kendimi

elem içinde elim

gözlerimde kaybolan baykuş

düşünürken

kederli gecenin manasını

ilahiler eşliğinde

med ve cezir

sevişirken ay ve deniz

kabarıp gelen dalga

fışkıran zehir

kimi gebe bırakır

içimi bölen nehir

birden bire

bir orman karanlığı mıdır

kızının saçlarını taraması

pazar artığı kadın

acı tarak

neyin iç çekmesidir

paslı makas

çürük iplik

kırık iğne

birden bire midir

bükülmesi suyun

nedir

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (3) | Görüntüleme sayısı: 67

 
ÜÇ KADIN BEN ÖLÜM PDF Yazdır E-posta
Yazar çağan yiğit   
Friday, 10 October 2008

ÜÇ KADIN BEN ÖLÜM

zincirinden boşalmış sanrılarla kıvranırken şizoid

küflü terler içinde baygın kent

at ölülerinin ciğerinden sökülmüş ateşi taşır

karanlığın yapış yapış çok orospu elleri

sıvazlarken cüzamlı kılıç gibi yalnızlık tenimizi

yanlış oyunlarda oyalanan kalakalmışlığımız acır

gök bulanır yaralı karıncalar kadar ağır

kusar kanlı döllerini avuç avuç çoğaltır

ben mahcup piç kalakalırım ürkütülmüş saçlarımla

elimde küflü makas

çok mahzun duruşların azarlanmış gölgesi

azaldıkça azalır nefes

suskun ölüm çığırtkanı boğazı kesilmiş haylaz

ben günahından kara çocuk

ılık bir karabasan yorgunluğu olarak

bir avucunda kırık kalpli mor menisi

bir avucunda bakire annesinin ölüsü

kalakalırım beyaz

kefenimle doğmuş olmamın cezası bu

Sen! intizarlı ninnilerle tabutumu sallayan ağlayan kadın.sus!

Sen! boğup böğrüme gömdüğüm kör umut yalancı asam

ve irin sızan her yarama kül bastıran Sen! kadın

bütün köprülerim çürümüştür kentlere ve size attığım

sözüm yok! bu yangın yerine yağmur yerine

sicim gibi sağanak acılar yağdıran zaman

bir ayetle kapanıyorum sözüm yok sana

siz bilmiyorsunuz gece kadar habersizsiniz

o en tenha yerlerimde karınca ölülerim

gizli yetim ağlayışları makamında şarkılarım tam şuramda

tam şuramda gizlidir büyük ihanetleriniz

ve gırtlağıma sokuludur çorak toprak

ve her daim bakire kokan toprak soğuktur

yokuşlar yok oluşlar korkak ellerim

o kararsız eşiklerin ilençli sıkkınlığı

bir yürek dolusu hüznümle gidiyorum

ey !yırtıcı kuşların terbiyeli tanrıları

eyy ! gündüz kadar cahil korkularımız

ölü doğdum gece kadar derin

gözlerinden görüyorum annemin

ölü doğdum jelatin bir rahimden

bile güle gidiyorum

Yorumlar (3) | Favori olarak ekle (7) | Görüntüleme sayısı: 181

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 31 - 40 Toplam: 260

seyir defteri

Üyeler: 226
Ezkizler: 701
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 421318
eyl.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com