|
ÜÇ KADIN BEN ÖLÜM
zincirinden boşalmış sanrılarla kıvranırken şizoid
küflü terler içinde baygın kent
at ölülerinin ciğerinden sökülmüş ateşi taşır
karanlığın yapış yapış çok orospu elleri
sıvazlarken cüzamlı kılıç gibi yalnızlık tenimizi
yanlış oyunlarda oyalanan kalakalmışlığımız acır
gök bulanır yaralı karıncalar kadar ağır
kusar kanlı döllerini avuç avuç çoğaltır
ben mahcup piç kalakalırım ürkütülmüş saçlarımla
elimde küflü makas
çok mahzun duruşların azarlanmış gölgesi
azaldıkça azalır nefes
suskun ölüm çığırtkanı boğazı kesilmiş haylaz
ben günahından kara çocuk
ılık bir karabasan yorgunluğu olarak
bir avucunda kırık kalpli mor menisi
bir avucunda bakire annesinin ölüsü
kalakalırım beyaz
kefenimle doğmuş olmamın cezası bu
Sen! intizarlı ninnilerle tabutumu sallayan ağlayan kadın.sus!
Sen! boğup böğrüme gömdüğüm kör umut yalancı asam
ve irin sızan her yarama kül bastıran Sen! kadın
bütün köprülerim çürümüştür kentlere ve size attığım
sözüm yok! bu yangın yerine yağmur yerine
sicim gibi sağanak acılar yağdıran zaman
bir ayetle kapanıyorum sözüm yok sana
siz bilmiyorsunuz gece kadar habersizsiniz
o en tenha yerlerimde karınca ölülerim
gizli yetim ağlayışları makamında şarkılarım tam şuramda
tam şuramda gizlidir büyük ihanetleriniz
ve gırtlağıma sokuludur çorak toprak
ve her daim bakire kokan toprak soğuktur
yokuşlar yok oluşlar korkak ellerim
o kararsız eşiklerin ilençli sıkkınlığı
bir yürek dolusu hüznümle gidiyorum
ey !yırtıcı kuşların terbiyeli tanrıları
eyy ! gündüz kadar cahil korkularımız
ölü doğdum gece kadar derin
gözlerinden görüyorum annemin
ölü doğdum jelatin bir rahimden
bile güle gidiyorum
Yorumlar (3) | Favori olarak ekle (7) | Görüntüleme sayısı: 181 |