Menu Content/Inhalt
güverte arrow Son yazılar

üye girişi


Yazıların Günlüğü
gökyüzü herzaman mavi değildir PDF Yazdır E-posta
Yazar nezahat artan   
Monday, 05 January 2009

 

Aylar geçti! Monaliza gibiydik ikimiz. Tek tablo ama farklı iki yarım yüz. Zaman ikiye böldü resmimizi; ağlayan göz bendeyken gülen yüz sende kaldı.

 

 

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (1) | Görüntüleme sayısı: 20

Devamını oku...
 
ALACA PDF Yazdır E-posta
Yazar elçin   
Monday, 05 January 2009

Karanlıktan korkuyorsun ama ışığı da istemiyorsun. Karmaşık bir şey. İçinde bir darbeyle kuma dönüşecek taşlar var. Başkaları gibi olmak istemiyorsun ama kıskanıyorsun onları. Hem farklı hem aynısın. Koşuyorsun, durmadan, soluk almadan, düşmekten korkuyorsun ama uçurumun kenarı da heyecan veriyor. Yazıyorsun, gizlice, başkaları da okusun diye ortalığa bırakıyorsun. Kızıyorsun sonra, sır olmak aynı zamanda da ortalığa çıkmak istiyorsun. Ağlayınca senin güçsüz olduğunu düşüneceklerini sanıyorsun, yastığındaki göz yaşı lekelerini saklamayı unutuyorsun. Şarkı söylüyor, yeterince bağırmıyorsun. Kahkaha atmadan gülmenin tadına varmak istiyorsun. Yalnız ama kalabalıkta, kalabalıkta ama yalnızsın. Uzaktasın, saklanıyorsun ama görünmek için elinden geleni yapıyorsun. Görünürken de gözlerini kapatıyorsun, saklanmak için. Ben kendimi görmezsem, kimse görmez diyorsun. Ölmeyi düşünüyor, gün ışığına, yollara, patlamış mısıra, kavgaya, göz yaşına, hayatla ilgisi olan her şeye, her ana, her renge, her dokunuşa bayılıyorsun. Dinlemeden konuşmak, konuşmadan dinlemek istiyorsun. Sessizken konuşuyorsun, konuşurken susuyorsun. Anlamsızlığın içinde anlam arayıp kendini yoruyorsun. Başkaları mutlu olsun diye, yalanlar söylüyor ve kendin de ona inanıyorsun. Dokunuyor hissetmiyorsun, hissedeceğin şeylere dokunmuyorsun. Sevmekten korkuyor, kaçıyorsun ama arkanda iz bırakıyorsun, seni bulmaları için. Eline içindeki taşları kıracak çekici almayı bekliyorsun. Korkuyorsun, sarsılacaksın, sarsacaksın seninle ilgili olan her şeyi, herkesi. Yine de rahatlayacaksın. Yapamıyorsun, elin uzanıyor o çekice ama yapamıyorsun. Bekliyorsun hala bekliyorsun. Alacaya dönüyor hayatın. Her anın alaca. Belki böyle yaşar gidersin. Belki de… Üç noktaları biriktiriyorsun hayatında

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 6

 
M.O PDF Yazdır E-posta
Yazar marvin marvin   
Sunday, 04 January 2009

 

 

Bir kız çocuğuna kilotlu çorap giydirmek kadar iğrenç bir şey yok bu hayatta..

- baba yanlış giydiriyorsun..

 

Yorumlar (3) | Favori olarak ekle (1) | Görüntüleme sayısı: 70

Devamını oku...
 
HOŞGELDİN YENİ YIL PDF Yazdır E-posta
Yazar Burcu Oğulbalı   
Saturday, 03 January 2009

Olay yeri inceleme görevlileri, kadının elinde sımsıkı tuttuğu kağıdı alıp, şeffaf bir poşete koydular. Otopsi sonucu geldiğinde ise, herkesin kanı donmuştu...

Yorumlar (2) | Favori olarak ekle (2) | Görüntüleme sayısı: 59

Devamını oku...
 
sev-mek 'ten sevişmek PDF Yazdır E-posta
Yazar nezahat artan   
Saturday, 03 January 2009

Gece saçlı, gündüz yüzlü bir kızdı Sevdem. Gözleri sürmeliydi. Dizlerini göğsüne çekmiş oturuyordu duraktaki bankta. Saçlarının arasından insanlara isyan edercesine bakıyordu gözleri. Acı çekiyordu, çaresizlik kalbini acıtıyordu.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (4) | Görüntüleme sayısı: 38

Devamını oku...
 
Umutsuzca Üflenen Mum(Özel Bir Güne) PDF Yazdır E-posta
Yazar Burcu Ege   
Thursday, 01 January 2009

UMUTSUZCA ÜFLENEN MUM

Her yıl kutlanan özel bir güne…

Geçen yılı masaya yatırmış; elindeki neşterle sağını, solunu yararak inceliyordu. Düğüm düğüm olmuş politik damarlarını açmak için uğraşırken; ölümün ne anlama geldiğini bile bilmeden ölen çocukların yılın kalbinde açtığı yaraları incelerken; beyindeki ‘neden’ diye haykıran soruları çözmeye çalışırken; eski yılın bembeyaz saçlarının arasına sıkışmış şarapnel parçalarını temizlerken, kulağında bir çınlamaya dönüşen; siyasetçi yalanlarını silerken; kendini çaresiz, yaşlı bir doktor gibi hissetti.

 

Oysa umudun ne anlama geldiğini ve insanların asıl umutsuz kaldıkları zaman tükeneceklerini biliyordu. Umut etmek demek: gerçeklerden uzaklaşmak demek değildi. Omzuna yüklenen binlerce sorun, her gün aynada yüzüne yeni bir ifade katan derin çizgiler, haberleri izlerken içini, beynini kemiren fare onu yeterince umutsuzluğa itmişti.

Birden aklına çocukluğu geldi. Annesinin ona aldığı ilk ince, uzun bebek için ne kadar için ne kadar sevindiğini ve her gün o bebeğin saçlarını tararken hissettiklerini anımsadı. Oysa şimdi o bebekler kendisi için ne kadar da anlamsız ve gereksizdi.

Anladı ki, kendisi için hiçbir anlam ifade etmeyen bir yaş pasta bile, çocuklar için ne kadar da özel ve değerliydi. Hemen mutfağa geçerek bir çikolatalı pasta yaptı. Üzerini en renkli şekilde süsledi. İçinde bir yerlerde bir kız çocuğu onu sevinç içinde alkışlıyordu. Gülümsedi, ufacık umut kırıntıları yaşamak bile mutluluk vericiydi.

Az önce neşterle parçaladığı eski yılın cesedini yastığının altına saklayarak; yeni yılı masaya yatırdı. Üzerine biraz sevgi, biraz sanat, biraz barış, biraz umut, biraz neşe dolu sözcükler serpti. Pastayı da onun üzerine yerleştirerek, mumlarını yaktı. Her şey çocukların mumu umutla üfleyebilmesi içindi. Bizim yaşadığımız tüm gerçekler, gözlerinin içine sokula sokula çocuklara gösterilemezdi.

Gülümseyen gözlerle mumlar üflendi. Bize göre umutsuzca, ama çocuklara göre…

 

Yorumlar (3) | Favori olarak ekle (5) | Görüntüleme sayısı: 72

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 331

seyir defteri

Üyeler: 238
Ezkizler: 740
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 467534

Liman

37940587_1e3a036d68_m.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com