| Sonuç 120 - 150 / 893 |
Yeni Not Ekle |
kiitosindarkness
|
ve tanrı söyledi:
birde aşkımı sorguluyorsunuz hala?
toprak nasıl yeşertiyor yeni fidanları,baksanızza...
verdiğim acılara küfredip,kızın bana hadi.
acı nedir ne bilirsiniz,yaşamasam acıyı neden vereyim sizede,acı olsada koparttım sizi ruhumdan sırf yaşayın diye.
yaşanmış aşkları çınlattım kulaklarınızda,bilmedikleriniz çürüdüler toprağın altında.
işinize geldiğinde yerime koyup bir canı,bir anda mezarada koydunuz.
hadi hala çıkıp ortalığa yoksun deyin bana.bana yaşatın en büyük acıları hala,sırf siz aciz ruhlar
mutlu olun diye
ben çekerim acılarınızıda... |
| |
|
kiitosindarkness
|
birşeyler yazıyorum ama bazan bende anlamıyorum.belki tuvalet bile daha güzel bunlardan ama ondan güzel biryer de varmıki acaba.. |
| |
|
kiitosindarkness
|
Ölümle yeşeren tohumlar için ölüme giden yolda çekilen her ızdırab eştir aşkın mutluluğuna.
ve bu tohumlar yükseldikçe semaya, aşkı bulurlar ölümün sonsuzluğunda.
|
| |
|
bdb
|
ABBAS
Haydi Abbas, vakit tamam;
Aksam diyordun iste oldu aksam.
Kur bakalim cilingir soframizi;
Dinsin artik bu kalp agrisi.
Su agacin golgesinde olsun;
Tam kenarinda havuzun.
Aya haber sal ciksin bu gece;
Gorunsun soyle gonlumce.
Bas kirbaci sihirli seccadeye,
Goster hukmettigini mesafeye
Ve zamana.
Katip tozu dumana,
Var git,
Boyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Besiktas'tan;
Yasamak istiyorum gencligimi bastan.
Cahit Sitki Taranci
[ 1942 ]
|
| |
|
minna
|
çikolatalar da benden.. |
| |
|
nato mermer
|
kanyak müdürüm kanyak gerek. |
| |
|
bdb
|
iyiden üşümeye başladım
hayırdır? |
| |
|
minna
|
Ölümü gör ki beklemiyordum prensi ben.Oturmuş öylece...
|
| |
|
kiitosindarkness
|
farklılığı sağlayan bizim nasıl gördüğümüz |
| |
|
minna
|
.. hiçbir aşk farklı mıdır bir diğerinden?.. |
| |
|
kiitosindarkness
|
nedirki aşk,sevgili.kimki bunlardan bahseden.
tek bir aşk bildim,ölümün sıcaklığını tadacak olmak...
bunu açıklamak için gerek yok karmaşık cümlelere.her beden tadacaksa onu ondan başka aşk olamaz.hiçbir canlı farklı değil çünkü bir diğerinden. |
| |
|
minna
|
-ve prens intihar etti dediler bir rakkasenin kıvrak tülünde- |
| |
|
minna
|
ben aşkı unutalı yüzyıl oldu |
| |
|
kiitosindarkness
|
böyle bir karmaşanın ortasında karışmaması engellenebilirmi yazılan duygularında.binlerde parçaya ayrılır bulutlar ıslamak için gözyaşlarıyla yeryüzünü.
peki neden!!!!
bir bedeni yaşatmak için mutlaka kaybolmalımı bir başka beden.belli yenisi gelecek yerine yeniden,herşey sürüp gidecek.
peki kaybolanlar nerede!!!
ölümmü bu
yoksa yeni bir doğuş mu
neden bri arada durmaz ruh ve beden hala hayattayken bile.
yoksa sonsuz kavuşma anı beklendiğinden mi... |
| |
|
nisa
|
Gece çöktüğünde çöpleri toplayıp şehri arındıran çöp arabalarının sesi yankılanıyor boş sokaklarda; bir zamanlar birilerinin çöpçülerin yolunu gözlediği onların hikayelerini dinlemeyi sevdiği geliyor akla...Tıpkı onların bir yerlerdeki çöpleri toplayarak şehri temizlemesi gibi, belki o biri de dinleyerek dinlenir arınır falan yani... |
| |
|
kiitosindarkness
|
dört köşeli tahta
Solmus çiçeklerin kızıllıgına bürünüp
yagan yagmurlarla salmadi kokusunu dogaya,
gün dogmadi hicbir gecenin üzerine
melek kanatlarıyla,
dalgalarla savurdugu safligindan sıyrılıp,
tinsel bir varolusa atarken adimlarini.
ve bu cansiz beden
bir canli sogukluguyla arsinladi mesafeleri,
en gercekci haliyle alabilmek icin
sandiktaki yerini,
ne var ki,
acilmadi o tahtadan kapi hala,
böyle bir bedenin gecmesi icin/
nasil barindirsn ki icinde,
kızıllıgı cöllerden gelen bu esintiyi,
o da bilmiyordu bunu
onca tecrubesıne ragmen.
oysa ne bedenleri cürüttü
icinde,gözyaslari ve yakarislar esliginde.
|
| |
|
kiitosindarkness
|
Toprak olup gitmişlere sorarsan
Ha gavur olmuşsun ha müslüman.
Kimler bu dünyada eğlenmemişse
Ötekinde yalnız onlar pişman.
Ö:H. |
| |
|
minna
|
iyi 3:59 lar
bişeyler yazıyordum aklıma düştün...sabahın kör karanlığını sevdim düştüğün yerde. |
| |
|
kiitosindarkness
|
Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim;
Gönül tatlı diline tutkun, neyleyim;
Can da, gönül de sır incileriyle dolu:
Ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim. Ö.H
|
| |
|
persephone
|
yok.. beceremiyorum ben bu işi.. olmuyor işte.. |
| |
|
bdb
|
yolcuları tarafından terk edilmiş bir gemiyiz şu aralar..
olsun diyoruz..
|
| |
|
kiitosindarkness
|
Baharlar yazlar gider, kara kış gelir;
Varlığın yaprakları dürülür bir bir;
Şarap iç, gam yeme; bak ne demiş bilge:
Dünya dertleri zehir, şarap panzehir. ö.h
|
| |
|
kiitosindarkness
|
bir güzeş ki gördüğüm
yok yüzünde meymenet
bir hisar ki vardığım
yok bir damla metanet
bir şarap ki içtiğim
ediyor herkes şikayet...i.k |
| |
|
kiitosindarkness
|
kalk haydi.ebediyyen uyuyacağız zaten. Ö.H. |
| |
|
kiitosindarkness
|
insanı ne öldürür,ruh mu yoksa beden mi? |
| |
|
kiitosindarkness
|
fakat dayanamıyorki gerçeğin getirdiklerine |
| |
|
minna
|
siya edip geri gidelim aşktan. |
| |
|
persephone
|
aşk.. korkunç bi şey.. aşkı bilmek ve bildiklerinle bilmek istediklerin arasında kalmak daha korkunç bi şey.. korkudan titreten bi şey.. |
| |
|
engin barış
|
Müdavimler düşünceler dalmış. Bir patlama yaşanacak anlaşılan. |
| |
|
Pardus
|
Hayatın kırık dökük parkeleri üzerinde sek sek oynardı çocukluğumuz.
Her düşe bir gerçek, her gerçeğe bir düş bulurduk saklambaçla biten oyunlarımızda...
Sahi oyun neydi. Biz neredeydik, nereye gidiyorduk... |
| |
|