Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi


Müdavim Notları
Sonuç 1170 - 1200 / 1238 Yeni Not Ekle
isim mesaj
mustafa
 Friday, 08 June 2007 16:19 tarihinde gönderildi
Manisa'yı o listeden çıkarır mısın.. Ben tutunmuştum o gün öylesine şeetmiştim.. şey siteye girmiştim. ama bugün 7 haziranda çıkarsa yaz. kafam çok bozuktu dün...
 
müdür
 Friday, 08 June 2007 10:17 tarihinde gönderildi
bizim çok şeye kafamız basmaz politikayı sevmeyiz.Ama bu topraklarda rahat rahat tutunamayıp serile serile rakı içebiliyosak bunun farkında olmamız gerekir.

O bakımdan başımızın üzerinde yeri var..

Atam Atam sen kalk ben yatam..
 
müdür
 Friday, 08 June 2007 10:15 tarihinde gönderildi
6 haziran
---------

istanbul : 19
Ankara : 16
İzmir : 5
Erzurum : 1
Bursa : 1
Manisa : 1
Adana : 1

(İlyas üstüne alınma abi sadece 6 haziranda kim nerde tutunamamış onun şeysi )
 
bindirilmiş kıta
 Friday, 08 June 2007 10:05 tarihinde gönderildi
ossuruktan teyyare
selam söyle o yare
yar beni yar
yardınız ulan beni


akşam iki büyük yaş üzüm
söylemesi ayıp çiftlik çuprası
ikiyüzeelli hesap
kıça girdi taksi parası

yirmibiryıl olmuş görüşmeyeli
ikisi avukat birisi muhasip
nerde iyi kötü ve çirkin olsa
ben güzelleşmeye mecbur
iç babam iç babam

sokiim oddüsüne
size bişi olmasın
daldaşşak ozanım
kimse üstüne alınmasın *

*içimden geldi


 
mustafa
 Thursday, 07 June 2007 23:42 tarihinde gönderildi
şimdi anladım ....
ben de 4 yılda mezun olamayanlardanım...
 
mustafa
 Thursday, 07 June 2007 23:35 tarihinde gönderildi
yukardaki Cumhuriyet resmine ne diyorsunuz???
 
mustafa
 Thursday, 07 June 2007 21:52 tarihinde gönderildi
nerde kırık bi adam görsem ya adı Mustafa oluyor ya Kayserili oluyor ya da Odtü Makinalı...
ben de hepsi birden var...
Allah sonumuzu hayır eyleye...
 
müdür
 Thursday, 07 June 2007 10:05 tarihinde gönderildi
müdür kadınları sever
resimleri de sever
altı kadın imgesi
altı diğer

işi rakama ulaştırdı ilyas
şimdi sıçtığımızın resmidir

bat dedim..Biggrin
 
müdür
 Wednesday, 06 June 2007 22:26 tarihinde gönderildi
ankaranın nesi meşhur?
-tutunamayanları

 
hiç
 Wednesday, 06 June 2007 21:55 tarihinde gönderildi
bi de inceden taşşaklanmış yürrü be üstad...
 
engin barış
 Wednesday, 06 June 2007 21:51 tarihinde gönderildi
valla ben de henüz o işi başaramadım. anlayamıyorum yani. belki kendisi yazılarını ne şekilde okumamız, değerlendirmemiz gerektiğine dair bir yardımda bulunur bize.
 
montag
 Wednesday, 06 June 2007 21:12 tarihinde gönderildi
şiddetli bir aşk acısı çekmekte..anladığım budur..ve bu acıyla bat dünya bat dedirtmektedir
 
ilyas
 Tuesday, 05 June 2007 22:28 tarihinde gönderildi
www.acikradyo.com.tr deki şarkıları dinleyip kendi inanç sorgulamamızdaki biteviye soruları cevaplayamamakla meşguldü ; Evet, bitti! Neydi biten
 
bdb
 Tuesday, 05 June 2007 00:35 tarihinde gönderildi
zor gün
sırtı olan dönüp yatsın
olmayan et benleriyle oynasın

(boynu ağrıyanlar
bir adım öne çıksa
ben burun farkıyla ağrımasam)


 
bdb
 Tuesday, 05 June 2007 00:06 tarihinde gönderildi
sukunet, sakin olmak..
 
engin barış
 Friday, 01 June 2007 18:20 tarihinde gönderildi
gıda ürünlerinde yapılan kdv indiriminin alkollü içkileri kapsamamasını şiddetle kınıyorum.
 
engin barış
 Friday, 01 June 2007 14:10 tarihinde gönderildi
hizmete her zaman hazırım. biliyorsun. neticede kentimizin mülki idare amirisin.
 
hiç
 Friday, 01 June 2007 14:09 tarihinde gönderildi
damdankikemancıyıdinlerken geçenyazkiremitlerinizi kaldıgötümüzde

oysaçamaşırasankadınların
sütyenlastiklerinden
ergenliksivilcelerinesapan yapılamıyordu
saçmasapanfantazilerde

benbirkezdahayakalanırsam
otuzbirçekerken
cenabettakımınaimameolacaktım

ençokkimyadankaldım

 
bdb
 Friday, 01 June 2007 13:52 tarihinde gönderildi
yeni üye mehmet hojgeldin beya..
 
şırnak valisi
 Friday, 01 June 2007 13:51 tarihinde gönderildi
ya aslında çok fazla ince eleyip sık dokumamak lazım. Genel kabul görmüş tutunamayan ilkelerine uygun her yazıya eyvallah diyoruz. Seçici kurul için yetkilendirdiğimiz arkadaşlar var..hatta istiyosan sanada yetki tanımlarım.
 
engin barış
 Friday, 01 June 2007 12:49 tarihinde gönderildi
yazıyı yazan kişinin yazının akıcılığı, kolay okunurluğu konusunda nesnel bir fikir yürütmesi çok zor. bu değerlendirmeyi yönetim kurulu yapıp yazıyı siteye koysa veya koymasa olmaz mı?
 
müdür muavini
 Friday, 01 June 2007 09:00 tarihinde gönderildi
sevgili müdavimler,

aşağıdaki bir iki konunun önemli olduğunu düşünerek sizlerle paylaşmak istedik.

1-tutunamayanlar.biz olarak parasız pulsuz olduğumuzdan zengin bi kaç arkadaşın serverinde sığıntı şeklinde soluk almaktayız. Bu sebeple umduğumuzu değil bulduğumuzu yemkteyiz. Kullandığımız alan kısıtlı olduğundan dönem dönem sayfamızda ve müdavim notlarında traşlamalar yapılacaktır.

Bu traşlamaları aramızdan üç fani yapmaktadır. Lütfen küfür ederken üçünüzünde diyerek bölüştürün.

2-Bu traşlamalardan nasip almamak için lütfen küçücükte olsa bazı şeylere uyalım. Örneğin sevdiğimiz bi şiir vardır felanca şairin müdavim notlarına değil son yazılar kısmına gönderelim.

3- Bu tür yazılarında mümkün olduğunca burada yayımlanmasını istemiyoruz çünkü son yasayla birlikte telif hakları muhabbetinden başımız ağrımasın. Çok sevdiğiniz yazı yada şiirler olacaktır ama lütfen onları kendi arşivinizde değerlendirin.

4- Bazı yazılar bizleri nefessiz bırakacak kadar ağır. Biz bu kadar ağırlığı bazen taşıyamıyoruz. Sonuçta bat dünya bat burası. Lütfen akşamdan kalma olabileceğimizi düşünerek yazın.

5-Müdavim notlarının formatıyla ilgili şikayetler alıyoruz. Yazı karakteri vesaire. Eski müdavim notları gibi olsun diyor bazıları. Ev sahibimiz ve teknik işler başsorumlumuz mıstafa bey ilgilenir sonuyorum.

 
persephone
 Sunday, 27 May 2007 13:05 tarihinde gönderildi
yalnızlıktan ölür mü insan?

ölür..
 
ilyas
 Sunday, 27 May 2007 04:37 tarihinde gönderildi
…

“Orhan Gencebay hep yanımıza yolluk erdemler, kocaman hayat dersleri verir. Bu kez ne söyleyeceksiniz bize?

Estağfurullah… Şu asrın insanının morale, kendiyle barışık olmaya ihtiyacı var. Ben hep kendimle barışık oldum. Ne yaptığımı biliyorum, ne yapacağımı da biliyorum. Yapamayacağım bir şey için de yaparım diye atılamam. Yaşamı bir bütün olarak görüyorum ve yaşamda var olan her şeyin de gerçek olduğunu görüyorum. Önemli olan iyiyle kötüyü ayırmaktır. Cesaretimizi mutluluk için harcayalım. Mutluluk için en büyük yorgunluğa katlanmalı insan. Bunun anlamı, hoş görelim, sevelim, bencil düşünmeyelim. Mutlu olmak için yürek ister. 2001 yılında kalp ameliyatı oldum. Kalp krizi geçirmeden oldum, bu çok önemli, hatta arkadaşlarla şakasını yaparız “Motoru yeniledik” diye, hehhehh… Beş tane damarım değişti; hayata güzel bakmak, bize verilmiş tek ömrü akıllıca, kardeşçe mutluluk için emek vererek geçirmek gerek.”

(26 Mayıs 2007 tarihli Radikal Gazetesi, Cumartesi Eki, s.8; Ayça Şen’in, Orhan Baba’yla yaptığı söyleşiden.)
 
bdb
 Saturday, 26 May 2007 01:10 tarihinde gönderildi
var..olmaz mı?
 
hiç
 Thursday, 24 May 2007 16:22 tarihinde gönderildi
bi kave ısmarla dedim msn'de
''siktir ''dedi kırkyılın peşindeymişim.

içine kurt düşsün
kavenin telvesi ol

msn'ne de koyyim sana da


 
ilyas
 Sunday, 20 May 2007 15:29 tarihinde gönderildi
"Requiem" adlı bir film vardır... Clint Mansell'in "Summer" adlı bir parçası çalar, bu filmin en acımasız, en bedbaht,en berbat olma durumlarını anlatan an-lar-da. Uyuşturucu bağımlısı olan insanların hayatından kesitler sunar tüm gerçekliğiyle; kendilerinde yenemediği bu bağımlılığın başlarına ve hayatlarına neler; onu-uyuşturulmayı-uyuşturucuyu- elde etmek için neler yapabileceğine tanık oluruz film boyunca. Bu yüzden in-san denilen varlık, var-olma(k)nın acısını azaltmaya çalışır her bir içmesinde, uyuşturmasında kendini... "Benim bu bedenle, vücutla,hayatla, varolmayla sorunum var"ın bir başka anlatımıdır-cevap aranmasıdır tüm denemeler-imiz... Mecra bulmadır bir anlamda... Herkes akacak mecrasını bulmaya çalışır hayatta ve kendinde! Bu dünya boktan olduğu söylemini söylemişizdir, söyleriz çoğu zaman! Acaba boktan olan bu hayat ya da dünya mı, yoksa insan olmanın an-lam-sızlığına yenik düşmemiz midir, sorgulamaya devam etmemiz midir hayat boyunca bu anlamı ya da anlamsızlığı? Ne'y'zen'in sesine kulak vermek yetmez! O sese ortak olmak, o sesi taşımak, o sesle birlikte bir olmak lazım belki de! Belki de dedim! An-lam-sız olmak böyle bir şeydir! Anlamında anlamsızlıkla birlikte var olduğunu görmek-bu yolda yürüyebilmektir! Hakikatleri bilmek yetmez! O hakikatleri taşıyabilmektir asl'olan!
 
batdunyabat
 Friday, 18 May 2007 17:01 tarihinde gönderildi
idealtepenin rakımı nedir?
orhanlı mahallesinin muhtarı kimdir?

bak olric hala cevaplayamadığın soruları barındırıyor müfredat..
 
hiç
 Friday, 18 May 2007 15:37 tarihinde gönderildi
logodaki at
pecereden bakan kız
atın kuyruğunu kıza copy lesek, at gibi hatun olur mu?

ata ayıp olacağı kadar olmaz
 
yabancı
 Friday, 18 May 2007 11:28 tarihinde gönderildi
hava soğuktu. boynumda babamın hediye ettiği atkı, ellerim siyah paltomun cebinde, ağzımda sigara heyecanla yürüyordum. onu görecektim yıllar sonra. liseden arkadaşlar buluşacaktık bir barda. erken gidip onu mu yanıma çağırsam sonradan gidip yanına mı otursam karar verememiştim. yıllar önce doğum gününde göğsünü göğsümde hissederken belini saram ellerimin dans ederken terleyişini düşündüm. gördüğümde şaşıracak mıydım yoksa biliyor mu olacaktım geleceğini, ilk önce ne demeliydim ?? o güne kadarki hayatımın hayat diyebileceğim kısmının tamamının onun hayallerinden ibaret olduğunu söylemek, gülüşünü, kokusunu, ne kadar özlediğimi, aslında onu hep ne kadar sevdiğimi hatta sadece onu sevdiğimi, henüz lisedeyken onunla konuşurken kelimelerin boğazımda her seferinde nasıl düğümlendiğini söylemek için uygun bir ortam olmayacaktı ama pek ala "bir ara görüşelim" diyebilecek cesaretim olurdu ben artık eski ben değildim. en azından konuşabilirdim. derken mekana geldim. biraz gürültülüydü ama olsun, zırvalarsam yanlış anladın diyebilirdim. söz konusu olacak masada erken gelen diğer arkadaşlarla iki yanı da boş olan bir sandalyeye oturdum ihtimali artırmak için. gerçekte kısa ama yaşaması uzun bir zaman sonra o geldi. ama yalnız değildi. planladığımın aksine yanıma erkek arkadaşı oturdu. o da yakında başka yer olmadığından erkek arkadaşının kucağına. ağzında sakız vardı. bira söyledi. ağzında sakızla birasını yudumladı erkek arkadaşının kucağında. Bu onu son görüşümdü. tek gerçek aşkımın beynimdeki son fotoğrafı için nispeten kötü bir kareydi ama olsun diyorum şimdi, en azından sevdim, sevgi nedir bildim.
kötü olan ise artık ne şarkıların ama melodisi güzel olanlar var.
aceba diyorum, hala içimde birşeyler mi var. bunları neden buraya yazıyorum ??
barda karşılaşmamızın üstünden tam 10 yıl geçti.
kafam karışık.
 

<< Başa Dön < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 Sonraki > Sona Git >>

seyir defteri

Üyeler: 361
Ezkizler: 1051
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 1022930

Liman

006.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com