Menu Content/Inhalt
Güverte

üye girişi

olta..köprü..balık

  • Eskizler >> şiirler

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler


    Sesli harfleri olmayan bir gülüşün adı tebessüm olur..

    Devamını oku...
  • Eskizler >> şiirler

     

    Buğulu bir camın bedeninde terlemiş gece

    Bedenlerden yoksun yalnız nefesiyle,

    Bir tutam toprak örtmüş varlığı

    Lâkin solumuyor hiçbir beden yüreğiyle karanlığı.

    Yağmur ağlıyor sözleri gecenin

    Ve yıldırımlar çarpıyor gözlerinde,

    Bulabilsen yalnızlığı gece gibi sen de

    Ay doğacak yıldızlardan habersiz yüreğine

    Dalgalar koşuyor fısıldamak için sözlerini

    Fırtınalar kopuyor duyurmak için sesimi,

    Hâlâ buz gibiyse bedenim

    Olmadığındandır ellerim ellerinin.

    Derdim ya hep;

    Bir bedenim yok sevebilecek benim,

    Lâkin ben seni

    Her daim bir ölü sıcaklığıyla sevdim.

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

    Gün...

    Sabah kendini bulmuştu bile gözlerinde...
    Yeni bir ihanete uyanıyordu için...

     

    Önce isteksizce doğruldun yatağında, sonra başucunda duran sahte kimliğine büründün...

     

    Sadece geceleri kendin olabiliyordun, gündüzler senin için yalan ve ihanetin adıydı...

     

    İşlemişti içine ilmek ilmek soğuk bir urganın ucunda sallandırılmak sevdiği tarafından...

     

    Şimdi " gel " denmesini ne kadar çok isterdin değil mi?..

     

    Ama sen sahte yalnızlıkların sayfalarına aitsin... Arka sayfa mizanpajlarda takılı kalmıştı cümlelerin...

     

    Noktayla, virgülle, kısacası hayatın içindeki imla kurallarıyla, noktalama işaretleriyle işin yoktu senin...

     

    Uzak uzak diyarlara dalardı yüreğinin içindeki küçük teleskop...

     

    Bazen başucunu uzatıp değdirirdin burnunu gökyüzüne... Sonra parmağınla kutup yıldızını çizer, küçük ayının yerini değiştirirdin...

     

    Hayallerinin içinde yerle yeksan olmuştun...

    Başına yıkılmış zamansız zamanlamalarının arkasındaki belirsiz silüeti...

    Karmaşık yazgıları kendine başucu kitabı edinmiştin...

    Sahte gülüşlü çehrelerle yarıştırırdın sivilceli düşlerini...

     

    Sonrası ihanetti hep...

     

    Önce kendine,

     

    Sonra bana,

     

    Sonra tüm dünyayaydı ihanetin...

     

    Bedelin kelimelerin ucunda sallanmaktı...

     

    En çok da "T" harfi yakışırdı sana, çünkü tarifsizdin...

     

    "J"harfinin çengeli girmeliydi böğrüne böğrüne, jigololuk yapan elleri, parmakları satın almalıydın kendine...

     

    ...

     

    Önce... Asmalı yosma seni , sonra da yüreğine saplamalı bir hançeri...

     

    "Her anne, rahminde beslerdi ihaneti..."



    Birkan SUCAKLI
    Defter Arası Kara'lamalar - İhanet
    07/09/2007

    Devamını oku...
  • Eskizler >> düz yazılar

     

    Sen beni bulduğun zaman; ben çok fazla kalabalıktım. Alçıyla boyanmıştı zihnimdeki bütün yüzler, İçimdeki melek çıplak, omuzlarımdaki ise kanatsızdı. Hoyratça dokunuyordum her şeye, elimin değdiği her yerde şeytanın ayak izi…

    Avuç içlerimden taşıyordu yalnızlıklar, Her elimin altında birer kadeh ve kadehler dolusu yalnızlık, Sadece üstlerinde birer dudak payı, Her birinde, diğerine benzemeyen dudak izleri…

    Hani çok eskiden yaşadığın bir aşk vardır, yarım kalmış, anı olmuş, hep acı vermiştir. Aklına geldikçe bazen iç çekmiş, bazen gülümsemişsindir. İşte böyle bir şeydi sana karşı hissettiklerim. Oysa seni daha önce hiç tanımamıştım, görmemiştim. Kısa sürede nasıl da gelip yerleşmiştin hayatıma. Öyle içten, öyle yakın, öyle samimi, öyle sıcak… Yeniden sahte olmayan gülücükler saçıyordum hayata. Daha sıkı sarılmak, daha derin yaşamak, daha uzun soluklanmak istiyordum. Rüyalarım kabuslarla bölünerek uyanmıyordum seni tanıdığımdan beri. İçimdeki kız çocuğu her sabah saçlarını örüyor, uçlarına boncuklar takıyordu. Kahkahaları karışıyordu, rüzgarda uçuşan saçlarının ucundaki boncuk seslerine…

    Tren altında unutulmuş hayatları yaşayan insanlardan biri olmamıştık hiçbir zaman. Kan içinde kalsa da her yanımız, biz pıhtılaşan kesiklerimizden yeniden doğmuştuk. Ve kutlama üzerine kutlama yaşamıştı tenlerimiz. Vücudumuzdaki yarıklara, kesiklere bakmadan; onların rengindeki şarabı içip, tüketmiştik. Sabahlara kadar süren kutsal ayinleri yaşar gibi…

    Seninleydim artık, sendeydim. Sıkıca sarılmıştın bedenime. Hiçbir kanun cesaret edemeyecekti, beni senden almaya. İçimdeki çıplak melek üşümüyordu artık; omuzlarımdakinin kanatlarını da tamir etmiştin. Sırtındaki kan izlerinin yerinde bir çift kanat. Senaryo değildi bu, kurgu hiç değil; bizim için yazılmış bir yazı. Mürekkebin dağılarak, yazılanları kapatmasına izin vermeyeceğimiz. İkimizi anlatan şekiller çiz şimdi bedenime. Bırak siyah tenimin üzerinde saltolar atsın. Ve senin yeniden şekillendirdiğin tenime; ilk defa gördüğün bir esere dokunur gibi dokun. Paslanmış bir kadın sesi fon olsun yaşadığımız her şeye. Her gece, ilk defa sevişir gibi…

    Burcu...

    Devamını oku...

This profile does not exist or is no longer available

seyir defteri

Üyeler: 376
Ezkizler: 1065
Web Bağlantıları: 8
Ziyaretçiler: 1051446

Liman

97932283.jpg
0
Mesaj Yok
posta kutusu
designed by www.madeyourweb.com