| |||||
olta..köprü..balık
-
Eskizler >> şiirler
(1)Ruh uçtu yukarılara.Yalvardı hayal denizi feryat içinde.
(2)Kuru kafalar geldi ayin ayin bir gece..Soludu havayı tüketti öylece.
(3)Her yer tanrı şifre bu...Kalbini kilitle bana.
(4)Sefil olsa batankaralar ölse...Dervişane selamlar...Derin okyanuslar...
(5)Sus hemen sus!Dinle ilahimi.Güzellikler bembeyaz,yüzün devasal hüzün...
(6)Tapınmalara devam...Yürüyenler örümcek...Aşk neferi geldi kırdı bilekleri.
(7)Buhur yanar odanda,odansa mabetim.Daha ne kadar yapay ışık olacak şu kara alemde.Bebekler ojeli...
(8)Secde ederdi gariban kız.Boyalı suretiyle yalanlar söylerdi.Ah!Yandım milyonkere o çimen gözlerde al al vur taşı kalbime.
(9)"İnanna" tensel çıkmazlarda,geçici arzularda."Artemis" kılıç kuşanmış geliyor atlılarla.
(10)Galibi bu savaşın sen oldun "GECE SAÇLIM"....Hadi dayan sıla hasretine , siyah şarkılı melodim.
(11)Hezeyan!
(12)Şizofrenler elinde kaldı yıllarca cennetim.Sevda mektubu yazdı verdi aldım,attım üstelik yaktım.
(13)Müritlerimiz yıldız ve güneş...
(14)Tanrıçalar ağlar.Gitme dur ANA TANRIÇAM!
(15)Yalvardım ardından,duymadın yine.
(16)Hadi kapanalım yer altına ordaki dostlara mum yakıp uyuyalım
"kainatta bir tanrıçasın anla..."
Devamını oku...
ALPAY ŞAHİN -
Eskizler >> düz yazılar
UMUTSUZCA ÜFLENEN MUM
Her yıl kutlanan özel bir güne…
Geçen yılı masaya yatırmış; elindeki neşterle sağını, solunu yararak inceliyordu. Düğüm düğüm olmuş politik damarlarını açmak için uğraşırken; ölümün ne anlama geldiğini bile bilmeden ölen çocukların yılın kalbinde açtığı yaraları incelerken; beyindeki ‘neden’ diye haykıran soruları çözmeye çalışırken; eski yılın bembeyaz saçlarının arasına sıkışmış şarapnel parçalarını temizlerken, kulağında bir çınlamaya dönüşen; siyasetçi yalanlarını silerken; kendini çaresiz, yaşlı bir doktor gibi hissetti.
Oysa umudun ne anlama geldiğini ve insanların asıl umutsuz kaldıkları zaman tükeneceklerini biliyordu. Umut etmek demek: gerçeklerden uzaklaşmak demek değildi. Omzuna yüklenen binlerce sorun, her gün aynada yüzüne yeni bir ifade katan derin çizgiler, haberleri izlerken içini, beynini kemiren fare onu yeterince umutsuzluğa itmişti.
Birden aklına çocukluğu geldi. Annesinin ona aldığı ilk ince, uzun bebek için ne kadar için ne kadar sevindiğini ve her gün o bebeğin saçlarını tararken hissettiklerini anımsadı. Oysa şimdi o bebekler kendisi için ne kadar da anlamsız ve gereksizdi.
Anladı ki, kendisi için hiçbir anlam ifade etmeyen bir yaş pasta bile, çocuklar için ne kadar da özel ve değerliydi. Hemen mutfağa geçerek bir çikolatalı pasta yaptı. Üzerini en renkli şekilde süsledi. İçinde bir yerlerde bir kız çocuğu onu sevinç içinde alkışlıyordu. Gülümsedi, ufacık umut kırıntıları yaşamak bile mutluluk vericiydi.
Az önce neşterle parçaladığı eski yılın cesedini yastığının altına saklayarak; yeni yılı masaya yatırdı. Üzerine biraz sevgi, biraz sanat, biraz barış, biraz umut, biraz neşe dolu sözcükler serpti. Pastayı da onun üzerine yerleştirerek, mumlarını yaktı. Her şey çocukların mumu umutla üfleyebilmesi içindi. Bizim yaşadığımız tüm gerçekler, gözlerinin içine sokula sokula çocuklara gösterilemezdi.
Gülümseyen gözlerle mumlar üflendi. Bize göre umutsuzca, ama çocuklara göre…
Devamını oku... -
Eskizler >> düz yazılar
Gün ışığında refleks olarak göz kapaklarının kapanması gibi basit bir mantıksal düzen üzerine kurulu bu hayatı anlamak için fazlasıyla yeterli olan beyinlerimizi kullanmak neden çok zor?
Ve buradan şu sonucu çıkarıyorum; insanoğlu basitliği anlayamayacak bir zihne sahip. Öyleyse ne yapmalı? Hayatı büyük bir karmaşaya çevirerek mi yaşamak gerekiyor? Bu basitlikten bozman karmaşa mı kişinin hayata anlam yüklemesini sağlıyor? Basitliğin bir anlamı olamaz mı?
İlk insan nasıl yaşardı? Yaşamak için temel fiziksel ihtiyaçlarını içgüdüsel olarak yerine getirirdi. Bu basitliği olduğu gibi yaşamamışlar mıydı? Yaşam sürekli değişime uğradı ve bu basitliği karıştırmaya başladık. Hayatımızı kolaylaştırdığını düşündüğümüz gelişmelerle hayatı içinden çıkılmaz bir labirente çevirdik. Şu an ne mi yapıyoruz? Kendi ellerimizle yaptığımız labirentin içinde kaybolmuş bir halde; neden kaybolduğumuzu, ne yapmamız gerektiğini düşünmeden dönüp duruyoruz. Evet, yaptığımız şey tam olarak budur. Düz bir çizgiydi hayat, geçen her an çizgiyi düğümledik, çizgi öyle bir hâl aldı ki kimse onu tekrar eski haline getiremedi ve şimdi bu karmaşayı nasıl oluşturduğumuzu unutmuş bir halde kayboluyoruz bu karmaşamızın içinde.
İşte insanoğlunun yüzyıllarca yoğun uğraşlar vererek başardığı tek şey budur. Ve bu başarı tesadüfler içerse de insanoğlunun azmi, meydana getirdiği bu karmaşayı yok edebilecek derecede kuvvetlidir. Öyleyse şimdi biraz daha o basitliği anlayamayan zihinlerimizi çalıştırıp kendi ellerimizle meydana getirdiğimiz bu düzeni yok etmeliyiz.
Devamını oku... - Eskizler >> şiirler Devamını oku...
-
Eskizler >> şiirler
Bilgi, aradığım bağıntıların hepsi orada yok!
Devamını oku...
Var olmak senin kadar zor olsaydı;
İyi olabilirdim, mutlu olabilirdim ama bunu seçemezdim.
Zindan kaygılarla vazgeçmek iki satırdan, olmadığım kişiyi oynamaktandır belkide.
Basbaya seni susturmak için harcadığım enerjiden doğuyorsun.
Öyle anlamsız öyle güzelsin ki.
Rastgele sevgilerde, ölümden utanmamak için midir;
Seninle, geriye hatırlanacak iyi şeyler bırakmak?
Seni sevmek, seni kullanmakmış demek ki.



